Sezon başından bu yana her yönüyle sıkıntılı bir süreçten geçen Beşiktaş, haftanın derbisini kazanarak, kötü gidişata ‘dur’ dedi. İşin özeti Kartal komadan çıktı, yeniden lige tutundu.
Teknik Direktör Abdullah Avcı’nın sekiz haftalık ‘mazeretlerini’ artık sıralamaya gerek yok, malum nedenler! Belki derbi futbol olarak kimseyi tatmin etmemiş olabilir...Ancak Kartal’ın penceresinden bakarsak, coşkulu, arzulu, çabuk, rakibine fazla pozisyon vermeyen bir görüntü ortaya koydu. Beşiktaş, derbide hızlı futbol oynamaya çalışırken, Galatasaray, Kartal’ın hızını kesmeye çalıştı, ofansı unuttu. Eeee elinizin altında çabuk oyuncunuz yoksa, yenilgiye de hazır olacaksınız!
Derbi geride kaldı, dönelim Avcı meselesine...’Ben demiştim’ lafını fazla sevmem, ancak Avcı’nın Kartal’ı ayağa kaldıracağını o kötü gidişata karşın yazmıştım, bilmem anlatabildim mi?
Beşiktaş taraftarının vefalı olduğunu bilenlerdenim... En ufak bir hatada ıslıklayanlar ve “istifa” tezahüratı yapanlar azınlıktadır, onlar da demokratik haklarını kullanıyorlar, ne diyelim? Ancak düşünün oyuncu serbest atış kullanacak, yuhalanıyor, olacak iş mi, taraftarlık bu mudur arkadaşlar? Elbette her teknik adam için eleştiri olacaktır... Neticede bu oyun görecelidir, herkes farklı pencereden bakabilir. Fakat eleştirirken, ağacı da kökünden sökmeyelim, Avcı’nın sezon başından bu yana yaşadığı olumsuzlukları gözardı etmeyelim!

İkizi mi var!
Biliyorsunuz Çanakkale’ye yerleştim ve sezon başından bu yana Gelibolu’da maçları dostlarımla birlikte evde izliyoruz. Şakir Özergene futboldan gelmiş, Galatasaraylı ama bu oyunu iyi bilen bir komşum, eleştirileri on numara. Bir de sıkı Beşiktaşlı dostum İbrahim Ablay var. Kartal’ın yetenekli oyuncularından Adem Ljajic’den bir hayli dertli Ablay! Onu izlerken çok güzel bir cümle kurdu, “Abi bu Ljajic’in ikizi var mı? Bu sezon yoksa onun ikizi mi geldi Beşiktaş’a!”dedi. Adem Ljajic’in bu sezonki performansını en iyi özetleyen cümledir Ablay’ın tespiti... Başka söze gerek var mı?

Öztürk niye ısrar etmedi?
Bizim kulvarda sıkça kullandığımız, “İnsanın olduğu yerde hata da vardır” cümlesi değerlidir. Sezon başından bu yana onca eğitime karşın gözle görülür hatalar yapan hakemleri biliyoruz. Tamam, hakem de insandır, eyvallah... Ama öyle bariz hatalar yapılıyor ki, bu cümleyi doğal olarak rafa kaldırıyoruz!
Neyse ki hakemlerimiz giderek hatalardan arınıyorlar, MHK de rahat bir nefes alıyor... Süper Lig’de 9. haftayı geride bırakırken, bir maç hariç diğerlerinde hakem hatalarına rastlamadık. Göztepe-Kasımpaşa maçının hakemi Ümit Öztürk, FIFA kokartlı. Kasımpaşa lehine verilen penaltı tartışma yarattı, bence de değil. Gelin görün ki, VAR başındaki Bahattin Şimşek devreye girmemesi gerekirken girdi, tamam, ancak Öztürk’ün kararında ısrarcı olması gerekiyordu, yapmadı!

Kırmızı olmaz
Haftanın maçı Başakşehir-Trabzon mücadelesiydi. Ali Palabıyık ve VAR’a iş düşmedi. Neden mi? Çünkü iki takım da sahaya futbol oynamak için çıktı da ondan. Görüyoruz ki, futbolcular iyi niyetli oldukları sürece ortaya keyif veren bir oyun çıkıyor... Bu mücadelenin tüm takımlara ve oyunculara örnek olması gerekir ki, futbolumuzun kalitesi yukarı çıkabilsin! Uğurcan Çakır’ın yaptığı penaltıya gelelim... Efendim, sarı mı, kırmızı mı, tartışmaları yaşandı. Bakın, Uğurcan’ın niyeti tamamen top, bu da sarıyı gerektirir, verilen kart ve penaltı kararı doğrudur, kırmızı olmaz!
Beşiktaş-Galatasaray derbisinin hakemi Mete Kalkavan ise 45 gün sonra görev aldı, biraz tedirgin ve bazı alanlarda iyi yer tutamadı, sık sık futbolcular arasında kaldı, tartışmalı pozisyonların olmaması da onun şansıydı.

Sadece Muslera
Devler Ligi’ndeki temsilcimiz Galatasaray’da iki kulvarda da işler iyi gitmiyor! Aslan’da gözle görünen bir gerçek var ki; o da giden ya da gönderilenlerin yerlerinin dolmamasıdır...
O kadar çok ki hangisini saysak? İbreyi derbi sonrası deneyimli ve de apoletleri yıldızlarla dolu teknik direktör Fatih Terim’e çevirelim...Terim hocamızı iyi tanırım, kötü sonuçlarda bile sorumluluğu üstüne alır, futbolcularını pek öne çıkartmaz... Ancaak Aslan görünen köydür, iyi futbol oynamıyor, gidenlerin yeri onca transfere karşın bomboş duruyor! Şu anda yabancı olarak kaleci Muslera bir numaradır benim gözümde... Maç olmasın ki, Muslera öne çıkmasın, tıpkı derbide olduğu gibi!

Jardim’i niye dinlemediniz?
Gelelim şu Falcao meselesine... Adım gibi biliyorum, Fatih Terim, sağ ve sol beke transfer istedi, yapılmadı... Artı Terim hocamız, takım içinde özellikle parasal balansı en ince ayrıntıya kadar düşünür, o balansın bozulmasına pek sıcak bakmaz. Tamam, Falcao yıldız oyuncudur. Peki iki kulvarda niye meydanda yok? Sakat mı, değil mi, soru işareti! Doktor önce ‘sakatlığı yok’ dedi, ardından tepkiler gelince geri adım atmak zorunda kaldı!
Acaba Falcao’nun kronik bir sakatlığı mı var, yoksa o malum ağrıların temelinde parasal sıkıntı mı yatıyor? Biraz filmi geriye saralım... Kolombiyalı golcü için hocası Leanardo Jardim’in, “Sakatlığı var, onun için oynamıyor”şeklindeki sözleri niye ciddiye alınmadı, onca parayı niye sokağa attınız? Terim, “Bazı şeyleri görüyoruz, ama paylaşamıyoruz, bazılarına son şansları verdik” derken, Ocak ayını, yani ara transferi işaret ediyor.

Babel kötüydü, peki ya Gökhan!
Bizim takımdan Nevzat Dindar’ın haberciliğine sonuna kadar güvenirim. Milliyet’te “Tek suçlu Babel” başlıklı bir haberi var Dindar’ın... Babel ile Belhanda arasında derbide soğuk rüzgarlar esti! Evet, Babel iyi oynamadı, gördük... Ancak Gökhan Gönül’ün de hakkını verelim. Gönül’ün oyundan çıkıncaya kadar Hollandalı yıldıza nefes aldırmadığını da anımsatalım!