Bilal Meşe

Bilal Meşe

bmese@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Geçtiğimiz sezonu üç kupayla kapatan Aslan, yarıştan uzaklaşmış, adeta yerlerde sürünüyor! Başkanlık trafiğine bakın, baş döndürüyor. Biri gidiyor, biri geliyor.
Ya teknik kadro? Hamza hocayı gönderdiler, büyük umutlarla Mustafa Denizli’yi getirdiler. Sonuç hüsran, Denizli’de ‘pes’ etti, evinin yolunu tuttu!
Arkadaşlar, böylesi hedefleri büyük takımlara yönetmek kolay mı sandınız? Ohh ne güzel! “Onu gönder, bunu getir”le Aslan’ı ayağa kaldıramazsınız! Rüzgara göre hareket ederseniz, olacağı da budur! Eee ortada bir de müthiş ekonomik kriz varsa ki var, o koltuklarda ağzınızla kuş tutsanız, Aslan’ı toparlayamazsınız!
Valla, bir de bu olumsuz tablonun takım yanı var ki, içler acısı! Aslan’nın Hollandalı yıldızı Wesley Sneijder’in kumaşına lafımız yok. Saf ipek! Her takıma lazım. Ancak madalyonun diğer yanındaki Sneijder, bizi hep irite etmiştir.
Saha içinde arkadaşlarına, hakemlere, hatta hocalarına davranış biçimlerini anımsayın. Burak Yılmaz kendisine hatalı bir pas attı diye, ellerini havaya kaldırarak tribünlere hedef gösterdiği fotoğraf aklımızdan çıkmıyor! Evet yıldız ama, davranış biçimlerinde asla profesyonel değil. Hedef gösterdiği Burak Yılmaz gol kralı, üstüne üstlük takım arkadaşı. Onu şikayet, bunu şikayet, ayaklarından çok çenesi çalışıyor, maşallah!
Futbol takım oyunudur. Sneijder’de ‘takımdaşlık’ duygusunun zerresi yok. İstediği gibi at koşturuyor, birileri çıkıp ona “Dur demiyor, diyemiyor.”
Aslan’da futbolcuya dayalı sistem, almış başını yürüyor!
Denizli Hoca da yakın dostumuzdur... Göreve geldiği ilk günlerde kendisini aradık, başarılar diledik, biraz dertleştik. Serde gazetecilik var ya, “Aslan ayağa kalkar mı hocam?” sorusunu yönelttik, doğal olarak... Denizli’nin o sakin ses tonu oldukça yükseldi o gün...
Zamanı geldi
Aslında şaşırmadım, işin zorluğunu bilecek kadar tecrübeliydi. Öyle cümleler kurdu ki, yazıp yazmama arasında gidip geldim. ‘Bak Bilal, bunları sakın yazma’ diye uyarmaktan da geri kalmadı. Kayıt dışı söylemleri yazmak bize yakışmazdı o günkü şartlarda.
Ya bugün? Şartlar değişti, hoca görevi bıraktı, bize de o günkü kayıt dışı konuşmaları Galatasaray’daki tabloyu en iyi özetleyen söylemlerini aktarmak düştü:
“Vallahi Bilal, burayı ayağa kaldırmak çok zor’ dedi. Biz de, ‘Ama hocam, sen zor günlerin adamısın’ diyerek araya girdik. Hoca da, “Burayı ayağa kaldırmak için sekiz tane beyin, sekiz tane ayağınız olacak” diyerek sohbete son noktayı koydu.

Haberin Devamı

Çakır, ortamı gerdi

Haberin Devamı

Yılın derbisindeki hakem Cüneyt Çakır’ın hatalarını öne çıkardım, haklıydık.
Bizler gazeteciyiz, taraf olamayız. Bu oyunun anayasası var, bunun dışına çıkıp, keyfinize göre maç yönetemezsiniz! Kurallarda ‘eyyamcılığa’ kaçma gibi bir lüksünüz yoktur. Efendim diyorlar ki, “İyi hakem, futbolcuyu sahada tutandır” Yok böyle bir şey! Atılması gerekiyorsa, atacaksın arkadaş!
Sosa tahrik etti, Volkan Şen yumruk attı, ikisini de at ki, herkese ders olsun. Kavga edenleri ayırmak da hakemin işi değildir! İsmail Köybaşı’nın Alper Potuk’a yaptığı faulse ki, değil, o zaman Mehmet Topal’ın ceza alanı içinde Olcay’ı yere indirmesi de iki kat daha faul, yani penaltı. Bunun adı da çifte standarttır! Çakır, kötü yönetimiyle maalesef Fenerbahçe’nin hem haklı galibiyetine, iyi futboluna, hem de taşıdığı kokartına gölge düşürmüştür.

Haberin Devamı

İletişim bir sanattır

Ünlülerin buluşma mekanı Çiçek Bar’da sohbetler sinema, tiyatro, siyaset ve futbol üzerine kuruludur. Sinema ve tiyatro oyuncusu Bülent Kayabaş yakın dostumuz, ağabeyimizdir. Kırmızı kartların havada uçuştuğu Galatasaray-Trabzonspor maçını da Çiçek’te birlikte izledik. Sıkı Beşiktaşlıdır, iyi de bir futbol gözlemcisidir. Söz döndü, dolaştı orta hakeme geldi. Hakem Deniz Ateş’i masaya yatırdı, nokta atışlar yaptı.
“Hakemlerin işi kolay değil... Ne var ki, hakemlerimizin futbolculara davranış biçimlerini asla beğenmiyorum. Bu oyunda hakemin yüz ifadelerine bakıyorum, aklım almıyor. Kart ister sarı, ister kırmızı olsun; karşısındaki de insan... Kartını çıkarırken biraz sevecen olacaksın arkadaş... Karşısındaki de bu oyunun aktörleri, düşman değiller!
Maalesef hakemlerimiz oyuncularla iyi iletişim kuramıyor, sert yüz ifadeleri ve davranış biçimleri ortamı daha çok geriyorlar. Otorite sağlamanın yolu bu sert mimikler değildir. Fitili ateşlersiniz. İletişim kurmak bir sanattır. Bizler de sanatçıyız. Mimiklerimizle, yüz ifadelerimizle iletişim kuruyoruz. O oyunu daha sevimli ve çekici hale getiriyoruz. Hakemlerimizin psikolojik destek almaları şart.
Hangimizin ihtiyacı yok ki, asla ayıp değil. Futbolcu ve teknik adamlar da bu desteği almalılar. Deniz Ateş’in kartlarını kullanırken, yüz ifadesi ve mimiklerine bakın, ne demek istediğimi anlarsınız.”