Bizim hakemlere alışınca!

Hakemlerimiz, Fenerbahçe'ye torpil yapmamaktadırlar!.. Üç büyüklerin üçüne de torpil yapmaktadırlar. Şu sıralarda Fenerbahçe ile yıldızları daha barışıktır; o kadar. Neden belirli periyotlarda üç büyüklerin üçü, ikisi veya biri dokunulmazlık kazanmaktadır? Emirle mi? Tehditle mi? Şike mi, para mı, korku mu?Hiçbiri... Hakemlerimiz de bizlerin yarattığı atmosferde nefes almaktadırlar ve gündemden, güçten etkilenmektedirler kısaca. Yani kimsenin kimseye kızma hakkı yoktur ve hakemlerimiz bizim aynamızdır. Başlıktan, Türk hakemlerin "Fenerbahçe'yi kayırdığı" gibi bir sonuç çıkarıp, yazıya öyle girişirseniz yanılırsınız... Peki bizim gündemimizde ne vardır?"En büyük Fenerbahçe"...O zaman Fenerbahçe için çalan düdüklerin sesi kısılmaktadır farkında bile olmadan.Apaçık böyle...Süper Lig'imizde Fenerbahçe'ye ilişkin her hakem kararı tartışmasının, "Niye Fenerbahçe'nin lehine" diye başlamasından anlayabilirsiniz bunu.Siz anlayabilirsiniz de, futbolcular anlamıyorlar mı?Sorarım size; bir ayrıcalık hissetmese, Anelka topa elini sokar mıydı? Alex, "iç harbe" neden olacak bir penaltıya yatar mıydı? Evde tek başına Gel gelelim, Avrupa'da kıstas başka... Yani olması gerektiği gibi. Kimse kimseden farklı değil, kimsenin torpili yok. En azından sahada yok. Düdükte yok.En önemlisi, "olabilir" diye bir fikir yok. O zaman, şımartıldığı evinden doğruca askere giden bir delikanlıya dönüyor Fenerbahçe Avrupa'da... Evdeki alışkanlıklarından hemen vazgeçemeyince de, "ceza"nın bini bir para.Bir Şampiyonlar Ligi maçında iki kırmızı kart alan futbolcuların oluşturduğu takımda ne tür sorunlar vardır diye spor yazarlarına değil, psikiyatristlere danışmanız gerekir bence. Gerçi iki kırmızıdan sonra Fenerbahçe daha iyi oynadı ama, maçı onbir kişi tamamlamak ideal olanı. Yoksa sayın Daum'un içinden çıkamadığı taktiksel uygulamaları hakemin göstereceği kırmızı kartların raslantısına bırakıp "aaa 9 kişi daha iyiyiz" demek değil. Neyse, orası "derin analiz"e girer ve "uzmanlarımız" bu meseleyi didik didik eder umarız. Biz söylesek "Daum düşmanı" parantezinden kurtulup "acaba haklı mı" sorusuna bile terfi edemiyor eleştirilerimiz. 9 kişi daha iyiyiz Geçiniz... Daum'u kabul eden etmiş... Hatta, "ettirmiş"...Yeryüzündeki en yüce teknik direktör olduğuna iman eden "kraldan çok kralcılar" bile az değildir. Kendilerinin bileceği iştir.2- 0'lı Schalke mağlubiyetinden sonra "Türkiye'yi tanıdığım kadarıyla hocanın görevine son verirler" cümlesini Daum'un "gideceği" şeklinde yorumlayanlar da yanılmaktadır. Dalgasını geçiyor açık açık. "Şu maçın faturasını bile bana çıkarabilirler" diyor.Peki kime çıkmalı?.. Geriye kim kaldı? Futbolcular...Yaptıkları inanılmaz hatalarla Fenerbahçe'nin Avrupa'da yükselmesini imkansız kılan futbolcular!Şöyle, altı tane daha yabancı alabilse; işte o zaman hallaç pamuğuna çevirecek Avrupa'yı!Kabul eden etmiş... Keyfini çıkarıyor. Yüce Teknik Direktör Bize de Avrupa'daki hayal kırıklıklarının "ikincil" nedenlerini aramak kalıyor. Hatta üçüncül, dördüncül...Çünkü birincil neden, en tepeden koruma altında. Ne derseniz deyin, değişmiyor. Başka şeyler bulacağız ya; en başta hakemlerimiz geliyor: Sonuç olarak Schalke karşısında Fenerbahçe'yi Türk hakemleri yakmıştır!... Türkiye'de el bebek gül bebek davranarak. İkincil nedenler Müthiş bir yetenektir Tuncay...Topu ayağından biraz fazla açmak, gereksiz efor harcamak, çerçeveyi bulmakta zorlanmak gibi ufak tefek kusurları rötuşlanıp dünya pazarlarına sürülecek bir yetenek.Lakin, çok ümitlenmemek gerek.Çünkü o da bizden biridir ve "cin olmadan adam çarpmaya" meyillidir. Gördünüz. Hakem Cantalejo, kolyesinden tutup dışarı atacaktı neredeyse.Kariyerinin olgunluk dönemine girmiş, üst düzey bir futbolcu maça kolye ile çıkılmayacağını bilmez mi? Bal gibi bilir. Ama Tuncay'ın içindeki "Sakarya arsalarında top oynayan o minik yumurcak" hala ölmemiştir.Tıpkı bizler gibi... Kuralları çiğneyerek kişilik sahibi olunacağına inanan bizler..."Ham"ken olgun olduğunu sanan, olgunlaştıkça şımarık bir velet gibi davranan, ekmek yediği kaba tüküren, saygı göstermeden saygı bekleyen bizler...Nasıl kızalım Tuncay'a? Aynaya bakar gibiyiz sanki. Saklamış kolyesini... Saklamış da, kolyeli oynamış o dakikaya kadar.Aferin Tuncay...Nasıl yedirdin hakeme. Gerçi sarı karttan sonra "es kaza" bir sarı kart daha görürsen, bir daha kolay kolay Fenerbahçe forması giyemeyeceğini bildiğin için kalan dakikalarda oyunun etkilendi ama olsun. Senin yaptığını Beckham bile becerememişti. Kolye Suudi Arabistanlı Şeyh Abdullah El Najri, futbolda kafirlerin kurallarına uyulmamasını istemiş ve 15 maddelik fetvasında "Gol atınca sarılanın yüzüne tükürün" buyurmuş. Sahada çizgi olmayacakmış, hakem bulunmayacakmış, forma yerine pijama giyilecekmiş, cezalar kırbaçla verilecekmiş, falan filan...Futbol yasak de bari be adam...Deli saçması demeyi yakıştıramıyor insan. Ne de olsa "din kardeşiyiz" Şeyhle...Maalesef ama öyle... Bu hokkabazlıklarla futbola bir şey olmaz ama, olan biz Müslümanlara oluyor. İmajımız yerlerde. İslami kurallar!.. Sabah gazetesini çok severim. Ama spor servisindeki eksiklik onlara hiç yakışmıyor. En acı olanını söyleyeyim; neden gözlüklü, elli yaşında, hafif kilolu ve ayakları 43 numara bir yazarları yok? Adı "E" ile başlayan soyadı "Güven" veren bir yazar. Paraları mı yok? Bulsunlar efendim!.. Bulsunlar alsınlar. NOT: Milliyet'i "Galatasaraylı yazarı yok" diye eleştiren sayın Hıncal Uluç'tan öğrendim. Kendime piyasa yaratmak peşindeyim. 'Sabah'ın ayıbı!.. Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören de, "Kongre istemek ihanettir" diyerek "zamane başkanı" oldu sonunda. İnsan niye kongre ister?.. Beni devirmek için. Peki, ben kimim?.. Beşiktaş'ı kurtaracak tek adam.Yani, bana karşı olan Beşiktaş'a da karşıdır. İhanetle suçlanmalıdır.Mantık bu. Bu tür beyanatları okudukça "çok şükür futbol var" diyorum ben de...Düşünsenize; şu başkanlar, yöneticiler, iktidar hırslarını siyasette giderse?.. eguven@milliyet.com.tr İyi ki futbol var

'Kova' lakaplı Yaşar Duran'dan, Fenerbahçe kalecisi Altay’a ilginç öğüt

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber