"Bu kadar başarı siyasetle olur mu?"

Edin Visca’nın gollerini siyaset mi atıyor? Köşeye giden topları Mert değil belediyenin kepçesi mi topluyor? 540 bin euroya alınan Cengiz’i 15 milyon euroya satmak transfer başarısı değil mi? 5 yıl önce kurulan Başakşehir, son üç sezonunda ilk yarıları lider bitiren takım değil mi?

"Bu kadar başarı siyasetle olur mu?"

ŞANSAL BÜYÜKA ile DOBRA DOBRA

Bu sıralarda kimi görsem, “Siyaset, Başakşehir’i şampiyon yapmak istiyor” diyor. Bu Başakşehir Yönetimi’ne, özellikle Abdullah Avcı Hoca’ya, futbolculara ve alın terini, emeğini koyan herkese karşı haksızlık... Türkiye’de maçların sonucunu siyaset mi belirliyor da, Başakşehir’i şampiyon yapacak... Nasıl olacak bu?

- Edin Visca’nın bir sağa, bir sola çaktığı golleri siyaset mi atıyor?
- Başakşehir kalesinin köşelerine gelen tehlikeli topları kaleci Mert değil de belediyenin kepçeleri mi topluyor?
- Bugün kimsenin adını bile hatırlamadığı Cenk Enver Şahin’i 100 bin liraya Zonguldak’tan alıp 2 milyon 250 bin euroya Alman İkinci Ligi’ne Başakşehir satmadı mı?
- 200 bin liraya alınan Badji, 2 milyon 650 bin euroya Anderlecht’e verilmedi mi?
- Olympiakos’tan 100 bin euroya alınan Da Costa bir yıl içinde 4.5 milyon euroya Arap ülkelerine satılmadı mı?
- 8 sene önce 200 bin euroya alınan Edin Visca’ya bugün 15 milyon euroluk teklifle kapıda bekleyen yabancı bir kulüp yok mu?
- Cengiz Ünder’i 540 bin euroya alıp 15 milyon euroya bu Başakşehir satmadı mı? Cengiz bugün Bayern Münih ya da benzer bir kulübe 40-50 milyon euro bonservis bedeliyle satılırsa, bunun yüzde 20’si Başakşehir’in olacak… Bu önemli bir transfer başarısı değil mi?
- Adebayor, Gökhan İnler, Serdar Taşçı bu kulübe bonservissiz gelmedi mi?
- Milli takımın vazgeçilmezi Volkan Babacan’ı bu sezon kesen ve ilk yarının en başarılı kalecisi olan Mert’i geçen yıl Bursa’da kulübede otururken niye kimse görmedi de, Başakşehir gördü. Mert de bonservissiz gelen oyunculardan biri değil mi?
- Sadece beş yıl önce kurulan Başakşehir, Süper Ligin son üç sezonunda ilk yarıları lider bitiren takım değil mi?
- Yeni bir Cengiz Ünder yaratmak için Altınordu’dan 3 milyon liraya Alican’ı Başakşehir alıyor da, bu genç yeteneği niye bir başka kulübümüz görmüyor?
- Başakşehir, Göksel Gümüşdağ başkanlığında 6 sanayiciden kurulan bir şirket... Bilançolar ortada... Bu takımın transfer harcamalarının üç büyüklerin üçte biri kadar olduğu görülmüyor mu, bilinmiyor mu?

Başakşehir’i sevmeyebilirsiniz, hatta tepki bile koyabilirsiniz. Ama Allah aşkına elimizi vicdanımıza koyalım. Bu kadar başarı siyasetle olur mu? Bu kadar başarı ancak futbol aklı, ticari akıl, beceri ve çok çalışmakla olur.

Abdullah Avcı’ya katılmıyorum

Abdullah Avcı devre arası çok fazla ve ilginç röportajlar verdi. Bir röportajında bu haftaki Trabzonspor-Başakşehir maçı için, “Şampiyonluk yarışında iki takımı da etkilemez” diyor. Hiç katılmam: Aksine damardan etkiler.

Piyango gibi transfer...

Galatasaray, Bursaspor’dan sol kanat oyuncusu Emre Taşdemir’i aldı. Hızlı, çabuk, iyi orta yapan, sürekli gidip gelen “bıçak” gibi adamdı Emre... Bir sakatlandı, bir daha dönemedi. Eğer düzeldiyse, eğer eski halini bulursa Galatasaray piyangoyu vurdu demektir.

Bu kadar başarı siyasetle olur mu

Uyanın artık!

Bir-ikisi dışında akıllanan kulübümüz yok. Bol keseden dağıtıyorlar, kulüplerin gelecek yıllarını ipotek altına alıyorlar. Çünkü borçlarını ödemeye niyetleri olmadığı için fiyatın önemi olmuyor.

Kulüpleri anlamakta zorlanıyorum. Gırtlağa kadar batık durumdalar, son çare TFF ve TBB imdatlarına yetişti, “yeniden yapılanma” ile borçlarını öteleyecekler, nihayet bir nefes alacaklar, buna rağmen rahat durmuyorlar.

Hani bu ülke içinde dövizle her türlü alışveriş kalkmıştı. Hani buna futbol dünyası ile yerli futbolcular da dahildi. Ara transferde bakıyorum, yerli bir oyuncumuz Süper Lig’in bir kulübünden bir başka kulübüne transfer olacak, alacağı para 2 milyon euro... Okuduğum bu; 2 milyon euro... Futbolcu yerli, bırakan yerli, almaya niyetlenen yerli, para euro... Niye? 2 milyon deyince sanki ağza küçük geliyor gibi... Vurun 2 milyon euroya Türk parasına, yılda tam 13 milyon lira... Sezon 10 ay, 1 ay da 4 hafta... Maç başı tam 325 bin lira... O da sakatlanmazsa, her maçta oynarsa, ceza almazsa...

Bu rakamlarla bu kulüpler nasıl ayakta durabilir? TFF ile TBB istediği kadar yeniden yapılandırma ile borçları ödenebilir noktaya getirsin. Bu anlayışla 3-5 ay geçmez kulüpler gene gırtlağına kadar borç batağına gömülür.

Adam sıradan bir takımımızın oyuncusu... Kendi kulübünde 600 bin Türk Lirası alıyor, büyük kulüplerimizden birine geliyor 3 milyon liraya... Yani sıradan kulübümüzde aldığı paranın beş katına... Niye? Başka talibi yok, gideceği kulübün bu transferde çekiştiği bir rakibi yok, o zaman bu beş katı maaş ne oluyor? Oynadığı kulüpte aldığı 600 bin liraya bile razıyken, nasıl oluyor da ülkenin en büyüklerinden birine aldığı maaşın beş katı fazlasına geliyor?

Bunların ve benzer transferlerin hesabı niye sorulmuyor? Fenerbahçe, sezon başında Frey’i 2 milyon küsur euroya alıyor, Erzurumspor Başkanı ve hocası, “Bize 600 bin euroya geldi, almadık” diye açıklama yapıyor. Galatasaray ara transferde anlaştığı Marcao için 3.5 milyon euro ödeyecek, Rize Basın Sözcüsü, “Marcao’yu bize 300 bin euronun biraz üstüne teklif ettiler, istemedik” diyor. Hangisi doğru? Ödenen paralar mı, teklif edildiği söylenen paralar mı?

Bir açıklama, tatmin edici bir bilgi yok. Ama şu var; bir-ikisi dışında akıllanan kulübümüz yok. Olmayan parayı deli gibi harcamaya çalışıyorlar. Bol keseden dağıtıyorlar, kulüplerin gelecek yıllarını ipotek altına alıyorlar. Çünkü borçlarını ödemeye niyetleri olmadığı için fiyatın önemi olmuyor. İkiye-üçe alınacak birini beşe-altıya almakta sakınca görmüyorlar.

Akıllanın artık, gözlerinizi açın artık, nefessiz kaldınız, boğuluyorsunuz, ölüyorsunuz, uyanın artık...

Sinan için son şans

Galatasaray santrfor aldı, alıyor. Alsa da, almasa da Sinan Gümüş için yeni bir şans var. Sinan bugüne kadar yakaladığı şansların hiçbirini değerlendiremedi ve kalıcı olamadı. Şimdi şans kapıyı bir daha çalıyor. Belki de son şans... Umarım bunun değerini ve önemini biliyordur. Sonra kaçan balık büyük olmasın.

'Hazırdan yemek’ kolay!

Beşiktaş Başkanı Fikret Orman, “Ligin 18 takımında 18 Türk hoca var ama Türk oyuncu yok” demiş. Fikret Başkan’a yürekten katılıyorum. Kardeşim ara transferde istiyorsunuz, ana transferde istiyorsunuz. İsteğiniz, talebiniz hiç bitmiyor. Oysa her hoca bir sezonda bir genci yetiştirebilse, bir sezonda Türk futbolu 18 genci kazandı demektir.

Yeni bir mili takım... Ama bir-ikisi dışında her hocanın işine “hazırdan yemek” geliyor. Yani işin kolayı... Bizim hocalar; ciddi ve radikal bir özeleştiriye ihtiyacınız var.

Yeter ki niyeti olsun

Fenerbahçe’nin Alanya’ya kiraladığı Ozan Tufan, “Ligin ikinci yarısında kendimi gösterip Fenerbahçe’ye döneceğim” demiş. Zaten dönme konusunda yeteneği var, yeter ki niyeti olsun.

Boynuz kulağı geçti mi?

Morinho gibi efsane bir hoca geldi, Manchester United bir türlü dikiş tutturamadı. Morinho gitti, hocalıkta neredeyse çırağı sayılacak Solskjaer geldi, 5’te 5 yaptı. “Boynuz kulağı geçer” diye buna mı derler acaba?

Yayıncıya saygı

Totenham, Manchester United maçını izledim. Müthiş bir maç oldu. Manchester United’in 1-0 kazandığı maçta tek golü Rashford attı. Kaleci De Gea, sadece ikinci yarıda 11 kurtarış yaparak maçın adamı oldu. Baktım bu ikili karşılaşmadan 10-15 saniye sonra canlı yayına çıktılar.

Premier Lig, boşuna Premier Lig olmuyor. Kalitesi var, mücadelesi, heyecanı var. Yayın talimatlarına, yayıncıya, hatta yazılmamış, adı konmamış kurallara büyük saygı ve özen var.

Bizde hocalar maçtan 30-45 dakika sonra yayına geliyorlar, kaybederlerse kızıyorlar, yayına çıkmıyorlar, maça damgasını vuran kilit isimleri röportajlara yollamıyorlar. Hiç kusura bakmasınlar, yayın talimatlarına, kurallara saygıları, özenleri yok. Zaten bizim ülkede yayıncı ancak ihaleden ihaleye kıymete biniyor. Bu konudaki federasyon cezaları deseniz, “Tavşana kaç, tazıya tut” misali, en ufak bir caydırıcılığı yok. Hatta maç sonu, yayıncıyı, yayıncının yorumcusunu hedef gösteren hocalar bile var.

Ey Başkanlar, ey hocalar... Gelin bindiğiniz dalı kesmeyin. Yayıncıya özen gösterin. Hadi yapmadınız, en azından yayın talimatına uyun. Premier Ligi yönetenler, bu ligin aktörleri aptal mı? Hiç olmazsa onlardan örnek alın. Bu ekonomide bu paraları verecek kurumu az bulursunuz, belki de hiç bulamazsınız. Haberiniz olsun.

İnsanlara da iyi davranın!

Televizyonlarda, “hayvanlara iyi davranın” diye birçok şöhretin de rol aldığı spotlar, reklam filmleri oynuyor. Çok insancıl, çok doğru, çok önemli bir kampanya... Emeği geçenleri, katkısı olanları yürekten kutluyorum. Keşke, “insanlara iyi davranın” diye de bir kampanya yapabilsek...

Yıldızlılara çok teşekkürler

Yıldız Teknik Üniversitesi’nde 35 bin öğrencinin katılımı ile yapılan değerlendirmede, “Bein Final” 2018’in en iyi programı seçildi. Ödül akşamı ben ağır gripten yatak-döşek yatıyordum. Aynı saatlerde Bünyamin Gezer Hoca’nın oğlu hastanede serum yiyordu. Allah’tan Tümer Metin ile Mehmet Demirkol ayaktaydı ve gidip ödülü aldılar.

Bizim için meslek hayatımız boyunca akademik kuruluşların ödülleri son derece önemli olmuştur. Hele bu ödül Yıldız Teknik Üniversitesi gibi değerli ve saygın bir kuruluştan geliyorsa... Yıldızlılar... Çok teşekkürler... Eğitiminiz ve yaşamınız bol yıldızlı olsun.

Dünya Şampiyonu Cimnastikçi İbrahim Çolak, İzmir'de coşkuyla karşılandı

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber