100 bin euro için değer miydi?

Baştan söyleyelim, Hakan Çalhanoğlu’nun aldığı 4 aylık men cezasında Trabzonspor Kulübü’nün en küçük bir sorumluluğu yok.
Trabzonspor Yönetimi, 4 yıl önce 100 bin euro imza parası verdiği genç yıldız bir başka takıma transfer olunca, açıktan ödediği parayı geri alabilmek için işin peşine düştü.
Menajeri ve Hakan’ın babası defalarca talep edilmesine karşın bu parayı geri ödemeyince, konu önce FIFA’lık, sonra da CAS’lık oldu.
Aslında Hakan da itiraf ediyor, “Babamın hatasıydı” diye... İyi de Hakan; aradan bu kadar süre geçmiş, sen neden iade etmedin Trabzonspor’dan aldığın ve hak etmediğin o parayı? Yoksa baban hâlâ kandırıyor mu seni? Üstelik yaptığın transferlerden misli misli kazanmışken!
Kusura bakmasınlar. 17 yaşında bir çocuğun menajeri dayısı-babası-ağabeyi olur, yetkisiz insanlara yetki verilirse daha çok can yanar. Sadece Hakan’ın değil, Avrupa’daki pek çok gurbetçi oyuncunun kaderi bu.
Şimdi herkes kara kara düşünüyor. Hakan Çalhanoğlu, A milli takımın en hayati maçlarından biri olan Finlandiya sınavında, kadroda olamayacak.
Sezon sonuna kadar önemli bir oyuncusundan mahrum kalacak Bayer Leverkusen de isyanlarda, “bizim suçumuz ne” diye. Peki kardeşim, transfer yaparken kılı kırk yaran bir Alman kulübü, Hakan’ın FIFA’daki davasını bilmiyor muydu?
Haberdar değilse, pes doğrusu!

Alman forması giyseydi?
Meseleye bardağın diğer tarafından da bakalım.
Eğer Hakan daha 16 yaşında iken ay-yıldızlı forma yerine Alman Milli Takımı’nı tercih etseydi, bu cezayı alır mıydı? Tartışılır.
Çünkü Avrupa’nın en pro-aktif federasyonlarından biridir Almanya. İşlerini son derece profesyonelce yapar ve alt yapılardaki sorunları bile bizzat takip eder.
Alman Milli Takımı’ndaki bir futbolcunun böyle bir krizde başına ne geleceğini hesaplar, gerekli girişimlerde bulunurdu.
Ya tarafları uzlaştırır veya ceza aşamasında lobisini kullanırdı.
Kimin sorumluluğudur bu? Adını bile pek çok Alman’ın bilmediği federasyon başkanının mı?
Ne işi var başkanın böyle işlerle? Kurumsal bir yapıda herkesin görevi ve işlevi bellidir. Başkan ancak hesap sorar.
Şunu da atlamayalım: Trabzonspor’un başvurusunda FIFA ne zaman kararını verdi? Bir yıl önce herhalde.
Geçen yıl mart ayında Leverkusen Basın Sözcüsü Dirk Mesch bile yaklaşan tehlikeye dikkat çekmek zorunda kalmıştı. Yumurta kapıya gelince tabii.
Davanın CAS’a taşınacağı ve sonucu öngörülebilir miydi? Dosya ve içeriği belli olduğuna göre, evet.

Ya bizimkiler?
Gelelim bizim cepheye. Leverkusen kadar, A milli takımını da olumsuz etkileyecek bu karar.
Ceza sürpriz sayılmaz. “Geliyorum” diye bas bas bağırıyordu zaten.
Önyargılı değiliz. Sadece bugünkü fiili durum üzerinden fikir yürütüyoruz. Uluslararası hukukta ihtilafa düşmüş milli takım oyuncusu, ilgili departmanlar tarafından izlenir diye düşünüyoruz. Bu konuda gayri resmi girişimler olduğunu da biliyoruz. Her şeye rağmen iş FIFA’dan çıkıp CAS’a gitti ve çözüm üretilemediyse, sorumlusu bizzat Hakan’ın kendisi ve menajerleridir.
Taraflar bir araya getirilip, konunun maddi boyutu çözümlendikten sonra sulh sağlanabilirdi. Belki Trabzonspor cephesi de FIFA’da hukuksal olarak haklılığı kanıtlandığı için tazminatını alır, Hakan Çalhanoğlu’nun bugün içine düştüğü çıkmazın önlenmesine yardımcı olabilirdi.
Bu noktada insan sormadan edemiyor: “100 bin euro için değer miydi Hakan?”
Artık her şey için çok mu geç? CAS’ın kararı nihai olduğu için, evet.
Trabzonspor haklı davasını takip etti ve sonuç aldı. Kulüp avukatı Anıl Gürsoy Artan süreci anlatırken, üzerine basa basa söyledi: “İş buralara gelmeden 100 bin euro ödenseydi, dava çoktan kapanmıştı” diye. Kendisini de kutluyoruz, kulübünün çıkarlarını sonuna kadar savunduğu için. Trabzonspor üzerinden polemik yaratmaya çalışanlar, lütfen sorumluyu başka kapılar da arayın!