Adalet için VAR, hakem için değil!

Video Asistan Hakemliği’ni başlatmak, Merkez Hakem Kurulu eski başkanı Yusuf Namoğlu dönemine denk gelmişti. İlkler her zaman zordur. Sistemin sağlıklı işlemesi, camianın VAR’ı tanıması, kuralları öğrenmesi vakit alacaktı.
Başlangıçta pek çok aksaklık yaşandı. Hem teknik, hem hakem açısından sıkıntılı bir süreçti. Projenin cesaretle uygulanması noktasında Namoğlu’na bir teşekkür borcumuz olduğunu düşünüyorum.
Lakin, yine onun döneminde çok kötü bir alışkanlık gelişti. Sahadaki hakem, “nasıl olsa VAR hataları düzeltir” düşüncesiyle maç yönetme kolaylığını seçti. Anımsayın bir maçta 4-5 kez VAR’a başvurulduğunu gördük.
O zaman da bu yolu açan Namoğlu’nu eleştirmiş ve “hakemler melekelerini yitiriyor” uyarısında bulunmuştuk.
Hatanın neresinden dönülürse kârdır. Zekeriya Alp MHK’sinin göreve geldikten sonra ilk icraatlerinden biri “VAR kolaycılığına” neşter vurmak oldu.
Altını kalınca çizelim; VAR futbola adalet sağlamak için getirildi. Hakeme kolaylık olsun diye değil. Bu kadar yatırım haksız yere kimsenin canı yanmasın diye yapıldı. Hakem sırtını VAR odasına dayayıp kafasına göre maç yönetsin diye değil.

Çakır da ceza alabilir!
Artık şunu net olarak biliyoruz; MHK sezon başında tüm hakemlere sözlü talimatını verdi. VAR yardımı ile doğru kararı bulsan bile, notun düşecek. Örneğin VAR’a gidip penaltıyı iptal ettin. Ya da ekrandan izleyip kartın rengini değiştirdin. Notun 7.4’e inecek. Yani cezaya gireceksin.
Bu yaptırımı hakemlerin hepsi biliyor. Önemli olan MHK’nin ödül-ceza sisteminde adaleti sağlaması.
Sevgili Cüneyt Çakır sadece ülkemizin değil, dünyanın en kaliteli hakemlerinden biri. Eğer onun da sözünü ettiğimiz kapsamda dinlendirilmesi gerekiyorsa, kimse gocunmayacak. Aksine ne diyecek diğer hakemler? “Bak, Cüneyt hoca bile cezaya girdi.” O vakit herkes ayağını denk alacak.

VAR kadrosu geliyor
Video Asistan Hakemliği, sahada düdük çalmaktan çok daha zor. Aşağıda işini iyi yapıyor olabilirsin. VAR odası daha fazlasını gerektiriyor. Pratik zeka, çabuk karar verme yeteneği, VAR protokolünü doğru yorumlama gibi özellikler gerektiriyor.
Sanıyorum Merkez Hakem Kurulu da en kısa zamanda bir VAR kadrosu oluşturmayı düşünüyor. Uzmanlaşmış bir ekip şart. FİFA ve UEFA da aynı fikri benimsemiş durumda.
VAR odası sadece hakemlerden oluşmuyor. Sistemi kuran şirketin, görüntüleri hakemin önüne taşıyan operatörü mevcut. Naklen yayındaki yönetmen gibi düşünün. Sanıyorum geçen sezon 5 kişi idi. Bu yıl sayı 9’a çıktı. Onların da sorumluluğu büyük. Pozisyonu doğru açıdan hızlı biçimde hakemin ekranını taşımak önemli. Dolayısıyla o odadaki işbirliği hayati değer taşıyor.
İnsanlar bazen bir görüntünün incelenmesi neden 4 dakika sürdü diye sorgularken, içerideki iletişimsizliğin farkında olmuyor. Doğrudan hakemler suçlanıyor. Bu sorunun çözümü için MHK’nin yayın operatörleriyle eğitim çalışması yaptığını biliyorum. Yerinde bir karar.

Farklı bir Alp
Sezona alışılmış tarzının dışında, sert ve tavizsiz bir giriş yapan Zekeria Alp ile ekibinin, kimsenin gözünün yaşına bakmayacağı aşikar. Herkes verilen şansı iyi kullanacak. İki gün önce seminerde anlatılan talimatı unutup, hafta sonu eski alışkanlıklarını sürdürenler düşünecek başına gelecekleri.
Hakem camiası bugüne dek hep iç çekişmelerden zarar gördü. Aldığı parayı hak edecek, ayrıcalıklı olmadığını bilecek, kafasında tilkiler dolaşmayacak, sadece işine odaklanacak bir hakem grubuna ihtiyaç var.
Alp başkan; işiniz zor. Umarım ikinci kez yıldırmazlar sizi!..

Biri Terim’i durdursun!
Geçen sezonu hatırlıyor musunuz? Galatasaray teknik direktörü Fatih Terim, medya yoluyla yaptığı açıklamalar ve hakeme hakaretten tam 13 maç ceza almıştı.
Yani lig maratonunun üçte birinde takımını yalnız bırakmıştı.
Kendisine sorsanız, Galatasaray’ın haklarını savunuyor. Bana kalırsa takımına haksızlık ediyor.
Daha üçüncü haftada Kayserispor galibiyetten sonra yine diline hakim olamadı hoca.
“Organize işler” filmine atıfta bulunarak gizli düşmanları ifşa etti, karanlık oyunlara dikkat çekti! Amatörleri profesyonel ilan etti!
Sonra? 4 maç ceza daha!
Keşke o basın toplantısında isim, camia, kurum adı verseydi. Üstü kapalı konuşmasaydı. Belki daha fazla ceza alırdı ama, herkes öğrenirdi kimlerin Galatasaray’a oyun kurguladığını!
İşin vahim tarafı, Terim’in “ifade özgürlüğü” üzerinden yürüttüğü mücadelenin, yardımcılarına ve futbolcularına sirayet etmesi. Galatasaray tüm unsurlarıyla saatli bombaya döndü.
Eskiden talimatlarda hüküm vardı. “Futbolcu şu kadar maç ceza alırsa, kulüp sözleşmesini fesih etme hakkına sahiptir” diye. Aynı şey teknik direktör ve antrenörler için de geçerli olmalı.
Keskin sirke küpüne zarar. Mesela, yıllık ücretinin 7.5 milyon euro olduğu belirtilen Radamel Falcao, hocasını 4 maç kulübede görmeyecek.
Ve son nokta. Terim’in neden ceza aldığını değil de, Disiplin Kurulu kararının saat kaçta açıkladığını sorgulayanlara şaşırıyorum. Aralarında da üst düzey bir TFF yöneticisi var! Tam bir akıl tutulması ve paranoya.
Daha sezonun başındayız, nasıl bitecek bu lig?..

Futbol emekçisi Ecevit
Bizim camia onu “Ordulu Ecevit” olarak tanır. Gerçek bir futbol emekçisidir. 40 yılı aşkın süredir malzemeci olarak çalıştığı kulüplerde neler yaşayıp görmüştür kim bilir?
Yeni kuşak tanımaz, örnek alınması gereken bir hayatı vardır Ecevit’in. İşini doğru yapar. Okur, araştırır, sorgular. Bir de “Ordu’da iz bırakanlar” isimli kitabı vardır. Anıların derlendiği, güzel günlerin ölümsüzleştiği...
Bu aralar yine harıl harıl çalışıyor Ecevit. Eksik kalanları tamamlamak, ulaşamadığı kulüp başkanı, futbolcu, teknik direktörleri bulmak için karış karış geziyor memleketi. Yine dopdolu, yine buram buram emek kokan ikinci kitabı için hepsi. Kolay gelsin kardeşim, şimdiden eline sağlık!