Altınordu’da Marjinal İşler!

Türkiye Altınordu gerçeğini göreli ve kabul edeli epey oldu.
Altyapıya verdiği önem, tesisleşmedeki başarısı, “İyi birey, iyi vatandaş, iyi futbolcu” sloganı ile tanıyor insanlar Altınordu Futbol Kulübü’nü...
Yeter mi peki?..
Başkan Seyit Mehmet Özkan’a göre yetmez.
Yaptıklarıyla yetinmeyen, hep daha fazlası için çalışan ve ülke futbolunun ufkunu açan bir futbol sevdalısı o çünkü.
Son projesi ulusal medyada fazla yer bulamasa da, daha şimdiden Avrupa’nın üst düzey kulüplerinin radarına girmiş durumda.
Geçen yıl kasım ayında Fransa’da bizzat tanık oldum. Altınordu İcra Kurulu Başkanı Barış Orhunbilge ve Dış İlişkiler Yönetmeni Aydın Güvenir, kulübün tanıtımı, işbirliği ve ikili ilişkileri geliştirmek için Lyon, Marsilya ve Montpellier kulüpleriyle el sıkıştı.
Ziyaret ettikleri kulüplerin tesislerini, alt yapı programlarını incelediler, not aldılar.
Geçen haftaki durakları ise İtalya oldu. Orhunbilge ile Güvenir, AC Milan ve Atalanta ile karşılıklı işbirliğinin ilk adımlarını attılar. Özellikle yetiştirici kimliği ile ön plana çıkan Atalanta kulübünün, Altınordu Futbol Akademisi ile yakından ilgilendiğini öğrendim.
Bitmedi. Nisan ayının başında İzmir’de 72 Avrupa kulübünün katılacağı U12 turnuvası düzenlenecek. Üst düzey liglerin temsilcileri Altınordu kulübü tarafından ağırlanacak.
Premier lig temsilcileri Chelsea ve Southampton kulüplerinin profesyonelleri de önümüzdeki hafta Altınordu Futbol Akademisi’ni ziyaret ederek incelemede bulunacaklar. Misafirlere kulübün misyonu anlatılacak.

Futbol Enstitüleri!
Transfer curcunası, Video Asistan Hakemliği tartışması, şampiyonluk yarışı tam gaz sürerken, kimi ilgilendirir ki futbolda yaşadığımız “güzel” şeyler.
Ortada büyük bir hedef ve emek var. Altınordu kulübü tüm bu işleri cesaretle ve ilkelerinden ödün vermeden yapıyor. Üstelik tek kuruş katkı almadan.
Reklama ihtiyacı yok. Seslerini duyurmak gibi bir kaygıları da hakeza. Futbolun diğer paydaşlarından destek de beklemiyorlar.
Ama şu bir gerçek; Altınordu’nun yıllardır harcadığı çabanın onda birini Fenerbahçe, Galatasaray veya Beşiktaş gösterebilse, çarşaf çarşaf manşet olurdu medyamızda.
Bazılarının hoşuna gitmez biliyorum. Altınordu Futbol Akademisini, Cumhuriyet tarihinin en önemli projelerinden biri olan Köy Enstitülerine benzetiyorum.
Cumhuriyeti ayakta tutacak gençleri yetiştirmeyi hedefleyen bu kurumlar sayesinde, hâlâ haksızlığa ve adaletsizliğe karşı direnmeyi sürdüren bir ulus var.
Altınordu Futbol Akademisi Türk futbolunun en sağlam kalelerinden biridir.
Hangi güçlüklerle ve engellerle mücadele ettiğini iyi biliyorum!
Ülkenin dört bir yanında açtığı futbol okulları ile binlerce çocuğu kucaklayan ve sistemin içine almayı hedefleyen, dünya Fair-play ödülüne aday gösterilen Seyit Mehmet Özkan ve ekibi kocaman bir alkışı hak ediyorlar...

Trabzon’da hedef kupa olmalı
Trabzonspor’un genç oyuncuları, izleyenlere ve kıskananlara parmak ısırtıyor.
Teknik Direktör Ünal Karaman’ın verdiği şansı iyi değerlendiren bu çocuklardan ben çok umutluyum.
Hata yaparak, öğrenerek, pişerek, üzerine koyarak yükselişlerini sürdürecekler, inanıyorum.
Doğup büyüdükleri ve renklerine hayran oldukları bu takım için yapamayacakları bir şey yoktur eminim.
Ve her kulüp Trabzonspor gibi bir öze dönüş hikayesi yazamaz.
Bu kentin ruhunda, doğasında, aldığı nefeste, denizinden esen rüzgarında futbol var.
Büyük özverilerde bulunan başkan Ahmet Ağaoğlu ve Ünal hoca şanslılar. Böyle bir jenerasyonu yakalamak ve değerlendirmek herkese nasip olmaz.
Transfer yasağının sürmesi nedeniyle kısıtlı kadrosuyla iki kulvarda mücadele eden Trabzonspor’un önceliği bana göre kupa olmalı.
Evet lig heyecanı bambaşka bir şey. Lakin hem ekonomik anlamda kazanımlar sağlamak, hem de bordo-mavili camiaya eski günleri yaşatan bu kadronun motive olabilmesinin formülü var.
O da Ziraat Türkiye Kupası’nın ellerinde yükselmesi.
Bunu yapacak kapasite, inanç ve güce sahip olduklarını düşünüyorum.
Finale giden yolda 4 maçlık zorlu bir serüven bekliyor Karadeniz ekibini.
Ünal hoca elbette tüm zorluklara karşın ligi ve kupayı birlikte götürmenin hesaplarını yapıyordur.
Bu takım epey bir zamandır Avrupa’ya hasret. UEFA ile yapılan finansal fair-play anlaşmasında pürüz çıkmaz ise, en kısa yol kupa gibi görünüyor.
Trabzonspor diriliş sezonunu ancak böyle taçlandırabilir.

Ya Şehir, ya Cim-Bom
Ara transfer bitti. Son gün bombalar patladı. Lider Başakşehir yaşlı ama birlikte oynamaya alışmış kadrosuna ciddi takviyeler yaptı.
Galatasaray’da ise Fatih Terim’in öfkesini dindirecek hamleler geldi. Değirmenin suyunun nereden geldiği, ayrı bir yazı konusu olacak.
Sezon sonu şampiyonluk ipini bu iki ekipten birinin göğüsleyeceğini düşünüyorum. Başakşehir hayli avantajlı.
Yarış bu tempoda devam ederse, 33. hafta oynanacak Galatasaray- Başakşehir maçında son düdük çalınır.

Nabza göre şerbet vermeyin!
Merkez Hakem Kurulu, Fırat Aydınus ve Halil Umut Meler’i iki haftadır dinlendiriyor.
Gerekçe, Trabzonspor- Başakşehir maçındaki performansları. Meler sahada, Aydınus VAR’ın başında idi.
Evet ciddi hatalar yaptılar. İkisi de uzun zamandır tanıdığım isimler. Ama asla kötü niyetli olduklarını düşünmüyorum.
Bazı yorumcuların acımasız eleştirileri, ahlak sınırı aşan üslupları, MHK başkanını da etkilemiş görünüyor.
MHK’nin görevi, medyada yer alan tepkilere göre atama yapmak, nabza göre şerbet vermek değildir.
Namoğlu şu sorunun yanıtını vermeli. Trabzonspor müsabakasının hemen ertesi günü Aydınus’u Kasımpaşa-Rizespor karşılaşmasında yine VAR’ın başına oturtmak deneyimli hakemi haklı bulmak ise...
Niçin 2 haftadır görev yok Aydınus’a?..
Geçmişte de pek çok adaletsiz uygulamasına tanık olduğumuz Yusuf Namoğlu ve ekibi, hakemini mi koruyacak, yoksa birilerine şirin görünmeye mi çalışacak?..
Tabii ki, her zamanki gibi kestirme yolu tercih edecekler!