Aydınlar’ın tarihi sınavı!

Bir yasa 9 ayda 3 kez TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilip, Cumhurbaşkanı’nın onayına sunulunca insanların kafası karışıyor.
Doğal olarak.
Şike ve teşvike verilecek cezaları öğrenmek kolay da, yasa numarasını akıllarda tutmak pek kolay değil.
Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine dair yasayı kamuoyu 6222 sıra numarası ile tanıyor.
Şike ve teşvike verilen cezalarda indirim öngören, ancak Cumhurbaşkanı tarafından veto edilen yasanın numarası ise 6250.
10 Aralık 2011 tarihinde TBMM’de tek satırı değiştirilmeden ikinci kez kabul edilip, Cumhurbaşkanına gönderilen ve yürürlüğe giren yasanın sıra numarası da 6259.
Eğer siyasilerimiz, yap-boz tahtasına çevrilen yasa üzerinde yeni bir tasarrufta bulunmaz ise, bir müddet daha rahatız.
Hani “okumamıştık, bilmiyorduk, duymadık” demeye hazırlanan varsa hepsinin dikkatine!
* * *
Yeni yasayla şike ve teşvik eylemlerine verilecek cezalarda indirim yapıldı.
Hemen ardından Futbol Federasyonu Disiplin Talimatı’nın küme düşme ile ilgili 58. maddesinin değiştirilmesi gündeme getirildi.
Öyle yoğun bir kampanya, öyle ciddi bir kamuoyu oluşturulmaya çalışıldı ki, federasyon Başkanı Mehmet Ali Aydınlar bile dayanamadı ve açıkladı:
“Net söylüyorum, ben olduğum sürece bu talimat hükmü değişmeyecek.”
Ne anlama geliyordu Aydınlar’ın sert çıkışı?
“4 yıllığına seçilmiş bir federasyon başkanı olarak 3.5 yıl daha bu görevde kalırsam, şike ile teşvike karıştığı saptanan takımlar talimatın 58. maddesine göre küme düşürülecek.”
Belki Aydınlar’ın dili bu kadar açık söylemeye varmadı ama, çoğunluk gibi ben de böyle anladım!
Siyasi partilerin desteği ve isteği ile yasa altı ay içinde değiştirilebiliyorsa, talimatı düzenlemek bir parmak işaretine bakar diye düşünenler olabilir.
Doğrudur. Talimat için koskoca meclisi toplamak, Cumhurbaşkanı’ndan onay almak gibi külfeti yok bu işin.
Değiştirdim dersiniz olur biter!
Ancak Sayın Aydınlar hafta içinde yaptığı açıklamalarla tavrını belli etti.
Peki baskılar artar, Kulüpler Birliği Vakfı diretir, siyasetçiler de “Tamam kardeşim ne olacak, değiştirin şunu” derse Aydınlar ne yapacak?
Sözüne güvenilir bir yönetici olarak tanıdığımız Aydınlar’ın yapacağı iki şey var.
Bir; direnecek. Ki bu direniş, tamamına yakınını kulüp temsilcilerinin oluşturduğu futbol genel kuruluna karşı olacaktır. Böyle bir durumda Haziran’daki mali genel kurulda delegelerin desteğini sağlayıp talimat değişikliğine yine “Hayır” diyecek ve yola devam edecek.
İki; baktı olmuyor. 2005’ten bu yana olduğu gibi özerklik masalı adı altında kendisini o makama getiren siyasi iradeye rağmen onurlu bir davranış sergileyerek, “istifasını” verecek!
Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık. Bakalım Aydınlar bu tarihi sınavdan kaç puan alacak!
Not: Federasyon, son iki yılda bu talimatla alt liglerde 4 takımı küme düşürdü. Bugün değişiklik isteyenlerin o gün kılını kıpırdatmaması küçük bir anekdot.

Özgener’e iade-i itibar
EXPO fikirler, kültürler ve geleceğin projelerinin sergilendiği dünyanın en eski, en büyük uluslararası etkinliklerinden biri.
İzmir kenti 2015 EXPO adaylığı için Milano ile yarıştı ve 21 oy farkla organizasyonu İtalya’ya kaptırdı.
Ak Parti hükümetinin önem verdiği bu projeden vazgeçilmedi.
Yine Başbakan’ın talimatı ile İzmir beş yılda bir yapılan bu organizasyona ikinci kez talip oldu.
Gelelim sadede... EXPO 2020 Yürütme Kurulu Başkanlığı’na kim getirildi dersiniz?
Eski Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener. Ege Tütün İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini de yürüten Özgener, beş aylık bir suskunluktan sonra tekrar önemli bir kurumun liderliğini üstlendi.
Kadrosunda hükümetin dört bakanlığının görevlendirdiği isimler var.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın üzerine düştüğü böyle bir projenin başına Özgener’in getirilmesi ne anlam taşıyor?
Şike soruşturmasında ifadesine başvurulan, Başbakan Erdoğan’ın federasyon başkanlığı seçimi sürecinde defterinden sildiği iddia edilen Özgener, nasıl oluyor da Türkiye için büyük prestij taşıyan bir projenin sorumlusu oluyor?
Yanıtı çok açık. Savcı, Özgener hakkında takipsizlik kararı verdi.
Ardından İzmir Valisi, Özgener’i EXPO başkanlığına önerdi, hükümet ise onayladı. Yani eski federasyon başkanına itibarı iade edildi.
Darısı masumiyetini kanıtlamaya hazırlanan tümünün başına!

Yetkisiz menajerler ve şike
Şike iddianamesinin mahkemece kabul edilmesiyle soruşturma üzerindeki gizlilik kararı kalktı.
Ardından iddianameyi destekleyen tapeler ortaya çıktı.
Mahkeme heyetinin işi zor. Dava ile alakası olmayan yüzlerce konuşmayı ayıklamak zaman alacak.
Okuyabildiğim bölümlerde en dikkat çeken konu, soruşturmanın her yerinden yetkisiz futbolcu menajerlerinin çıkması.
Bu menajerlerin portföyünde bulunan ve farklı takımlarda oynayan futbolcuların adlarının yer alması.
En ilginci de, kulüp başkanı ve yöneticilerinin yetkisiz menajerler tarafından kullanılmaya çalışılması, yani skor-toto oynanması.
Zaten iddianamenin önemli bölümünü, menajerlik sınavı sorularının çalınması ve futbol pastasından mafya yöntemleriyle pay almaya çalışanların faaliyetleri oluşturuyor.
Ne gariptir, Mahmut Özgener federasyonu döneminde talimat yeniden düzenlenmesine, tüm kulüp başkanı ve yöneticileri sadece yetki belgesi olan menajerlerle çalışması yolunda uyarılmasına karşın, her yol dönüp dolaşıp yetkisiz menajerlere çıkıyor.
Onların maç kurgulaması, futbolcuyu etkilemesi, şike ve teşvik girişimi, iddianamenin temelini oluşturuyor.
Başı derde girenler ise, malum kulüp yöneticileri.
Dava sonuçlanıp Türk futbolu için yeni bir milat ilan edildiği gün, yapılacak tek iş var.
Futbolun dibine dinamit koyan, haksız çıkar sağlamaya çalışan ve bugün yaşadığımız pisliğe sebep olan futbolcu simsarlarını kökünden kazıyıp atmak.
Boşuna dememiş büyüklerimiz, “Bir musibet, bin nasihattan iyidir” diye.