Fener’e şans, Yanal’a sabır lazım

Ersun Yanal’ın Fenerbahçe’de başarılı olmasını yürekten isteyenler arasındayım. Çünkü Türk teknik direktörlerin, en az ithal meslektaşları kadar bilgili, yetenekli ve kendini geliştirmeye açık olduğuna inanıyorum.
Galatasaray bu idealin temelini yıllar önce attı. Fatih Terim ile birlikte tarihinin en parlak dönemlerini yaşadı. Şimdi yeni bir rekorun peşinde.
A Milli Takım da öyle hâkeza. Ay-yıldızlı ekip Şenol Güneş’in patronluğunda dünya ve konfederasyon kupası üçüncülüğüne ulaştı. Fatih hoca, takımı Avrupa üçüncüsü yaptı.
Gündüz Kılıç, Özkan Sümer, Ahmet Suat Özyazıcı, Mustafa Denizli, Aykut Kocaman, Ertuğrul Sağlam ve Cevat Güler, zor günler ile güç koşullarda ligimizin şampiyonluk sevincinden nasibini alan yerli teknik direktörleri oldu.
Uzun, karmaşık ve belirsizliğin gölgesinde kalan bir sürecin sonunda Fenerbahçe tercihini Ersun Yanal’dan yana kullandı. Ve Ersun hoca için hayatının en önemli sınavı o gün başladı.
Sadece şampiyonluğa endeksli yönetimler ile çalışmak kolay değil. Buna camiaların beklentisi de eklenince, işiniz iyice karmaşık ve güç bir hal alır. Rotadan en küçük sapmalar bile ağır eleştirileri beraberinde getirir. Yanal milli takımı çalıştırdığı dönemden bu acının tadını az çok bilir. Dili de yanmıştır, yüreği de. Özellikle medyanın sınır ve kural tanımaz saldırılarına hazırlıklı olması gereken Yanal’ın bir dezavantajı ise, elindeki kadronun tamamen eski teknik direktör Aykut Kocaman ve başkan Aziz Yıldırım tarafından yapılıp önüne konmuş olmasıdır.
Çok iyi biliyorum ki, Yanal’ın itiraz etme, farklı seçenekler sunma ve fikir beyan etme lüksü yoktu.
Şimdi futbol felsefesini kestirme yoldan sonuç alacak şekilde yeniden belirlemesi gereken Yanal’ın en büyük ihtiyacı zaman. Şampiyonlar Ligi eleme turlarında takımın ortaya koyduğu performans zamanın Yanal lehine işlediği gibi algılansa da, play-off’ta Arsenal gibi bir dünya devi ile eşleşmenin sıkıntı yaratacağı aşikar.
Takımın başında kim olursa olsun, bu engeli aşmak kolay değil. Hele hemen her yıl teknik direktör değiştirmeyi gelenek haline getiren ya da zorunlu olarak bu yola başvuran takımlar için hiç değil.
Emre Belözoğlu’nun kura çekimi sonrası yaptığı yorum son derece gerçekçi ve beklentileri yeniden dizayn edecek nitelikte.
Arsene Wenger’in 20 yıla yakın bir süredir Arsenal’in başında olduğuna dikkat çeken Emre, aslında takım olarak ne kadar zorlu bir viraja girdiklerini bilerek konuşmuş.
Dolayısıyla hangi transferi yaparsanız yapın, kadronuz ne kadar kaliteli oyunculardan oluşursa oluşsun, devler ligi gibi bir organizasyonda yol alabilmeniz için, makine düzeninde işleyen bir sisteme sahip olmanız şart.
Fenerbahçe ve Ersun Yanal adına Arsenal karşısında koşullar hiç adil değil. Haa sürpriz olamaz mı? Futbolun güzel yanı da bu sürprizler aslında. Unutmayalım, milli takım ve kulüpler düzeyinde bugüne kadar uluslararası platformdaki başarılar Türk futbolunun temel sıkıntılarına rağmen, yine bize has farklı özelliklerimiz sayesinde kazanıldı. Elbette Fenerbahçe de bunlara yeni bir halka ekleyebilir.
Aksi olur, Avrupa liginde devam etmek zorunda kalırsa, faturayı en kestirme yoldan birilerine kesmek yerine Fenerbahçe’ye şans, Ersun Yanal’a sabır ve zaman gerektiğini unutmamak gerek. Tabii CAS’ın ay sonunda vereceği kararı da bekleyerek!

Arda sevdası krize dönüşebilir

Galatasaray’ın ArdaTuran sevdasını anlamak mümkün. Başkan Ünal Aysal’ın gözden çıkardığı servet ve yıldız oyuncuya teklif ettiği rakam gerçekten dudak uçuklatacak cinsten. Buna bir de ligdeki yabancı kontenjanı kısıtlamasını ekleyin, Galatasaray ve Fatih Terim için vazgeçilemeyecek bir tutkuya dönüşüyor Arda.
Atletico Madrid’in fırsatçılığı ise bu transferi giderek yokuşa sürüyor. Fiyat yükseliyor, Aysal’ın inadı törpüleniyor. Nasıl törpülenmesin ki? Madrid’e ödenecek bonservis bedeli bir yana, milli oyuncunun alacağı para her ne kadar “biz profesyoneliz” dese de bazı futbolcuların içten isyanına ve takımdaki dengelerin sarsılmasına yol açabilir. Bu da işi zaten zor olan Terim’in yükünü ve sorumluluğunu artırır ki, Arda sevdası Galatasaray da yeni bir krize dönüşebilir.

Karaman’ı Avcı mı vurdu?

Sezon başlamadan teknik adam kıyımı başladı. Bursaspor’un UEFA Avrupa Ligi’ne erken vedası, Hikmet Karaman’ın sonu oldu.
Aslında yönetimin kararı sürpriz değil. Hazırlık döneminde bu ayrılığın kokusu çıkmıştı. Yeni yönetim ile Karaman arasında esen soğuk rüzgârlar ve yaşanan huzursuzluk bugünlere gelineceğinin sinyalini vermişti bize. Nitekim Vojvodina yenilgisi sadece düşünce ve tarz farklılığının isimlendirilmesine neden oldu.
Bir anlamda beklenen süreci hızlandırdı. Bursaspor, UEFA’nın dünkü kura çekiminde yer alsaydı bile sadece kararın açıklanması gecikecek, ilk başarısızlıkta yönetim sorumluluğu ve topu Karaman’ın üzerine atacaktı.
Eğer duyumlarımız doğru ise, B planı haftalar öncesinden hazır olan yeşil-beyazlı yönetim ilk teklifini Abdullah Avcı’ya yapacak. Milli takımda beklenen sonuçları alamayan ve mutsuz olduğu bilenen Avcı’ya şu aşamada “gitme kal” diyecek bir irade yok. Bursaspor, TFF ve Avcı açısından tüm şartlar yeni birliktelik için son derece uygun. Olmazsa mı?.. Çok düşük olasılık ama o vakit Bursaspor’un C ve D seçenekleri gelir gündeme!