“Kulüp Lisans talimatına harfiyen uyulursa, Türk futbolu üç yıl içinde kurtulabilir..”
Bu sözler Futbol Federasyonu Başkanı Nihat Özdemir’e ait.
Durumun ne kadar vahim olduğunu futbolun patronunun ağızından duymak da, bir o kadar acı.
Aslında kibar konuşmuş Özdemir.
“Mali anlamda çökmüş, rekabet adı altında etik değerlerini yitirmiş, sıfırlanma noktasına gelmiş Türk futbolundan söz ediyoruz” diyebilirdi.
Ve o Türk futbolunun tek kurtuluşu, sözde yıllardır var olan “Kulüp Lisans ve Mali fair-play kriterlerine” harfiyen riayet etmekten geçiyormuş!
Kimse kusura bakmasın, kulüpler ve onları yönetenler kadar, Futbol Federasyonlarının da sorumluluğu bulunuyor gelinen noktada.
“Deniz” bitti ise; hatır-gönül ilişkileri, siyasi ricalar ve bazen baskılar neticesinde hak etmedikleri halde onlarca kulübe “UEFA lisansı” verenlerin de katkısı vardır tükenişte.
Aslında deniz filan bitmedi. Türk futbolunun altyapısı bitti. Vizyonu küçüldü. Marka değeri yerle bir edildi. 
Dolayısıyla, tribünlere oynayan, kişisel reytingini artırma dışında kaygı taşımayan, vitrinde rol kapmaya çalışan, bu arenada figüran bile olmaması gereken yönetici profilinin yıllarca hoş görülmesidir Türk futbolunun temel sorunu.

Trabzon örneği
Biliyorsunuz, Trabzonspor UEFA kıskacından şimdilik kurtuldu. En önemli kozu 55 milyon euroluk borcu 4.7 milyon seviyesine çekmesi, gençlere verdiği önemi anlatması, takım giderlerini düşürmesi ve futbolcu satışından elde ettiği gelirleri belgelemesiydi.
Şimdi gündemde Fenerbahçe de var. UEFA mali fair-play komitesinin takibindeki borç, 35 milyon eurodan fazla. Bu rakamın öngörülen sürede 5 milyona inmesi şart.
Peki nasıl yapacaksınız? 
Bir yandan zirveye oynayacak kadro oluşturacak, ki ciddi bir bütçe gerektiriyor, öte tarafta maliyetli oyuncuları iyi bir bonservis bedeli ile elden çıkarıp gelir elde edecek, tribün hasılatı, lisanslı ürün satışı ve sponsorluk anlaşmalarını artırıp UEFA’nın önüne makul bir savunma ile çıkacaksınız.
Bu mümkün mü? “Fener Ol” kampanyası, küçümsenmeyecek bir destek sağladı. Şu ana dek 25 milyon euro civarında bir taraftar katkısı var. Ama yetmez.
Olası bir Avrupa’dan men cezası 2019-20 hedeflerini altüst edebilir, psikolojik bir travmaya yol açabilir.
Türkiye Bankalar Birliği ile varılan protokole taraf olduğunuz vakit, ciddi bir mali denetimle beraber, kulüp başkanı olarak da bizzat borçlardan sorumlu tutulacaksınız. 
Ahmet Ağaoğlu gibi kim aynı cesareti gösterir bilmiyorum fakat, TBB’nin vazgeçilmez şartı bu kadar net.

İbret için Diagne
Ya Galatasaray?.. 
Diagne; deyim yerinde ise tek başına kulübün başına bela oldu. Atsan atılmıyor, satsan gitmiyor.
İyi de, bu adamı devre arasında toplam 25 milyon euro maliyetle kimler getirdi?
Şu anda iş başında bulunanlar!
İsteyen üzerine alınsın. Futbol ekonomisi ve yönetimi zayıf ülkelerde, kulüpleri iliklerine kadar sömüren menajerlik sistemine çeki düzen verilmezse, 3 liralık oyuncu 10’a, 50 binlik menajer payı 1 milyon euroya çıkar; arada bazı yöneticiler, adı malum teknik adamlar ve transferden sorumlu kulüp profesyonelleri “cukkayı” götürmeye devam eder. 
Futbolun burnu da pislikten kurtulmaz.

Yaptırım mı dediniz?
TFF başkanı ve Kulüpler Birliği Vakfı başkanı dedi ki, “Kimsenin gözünün yaşına bakılmayacak. Kriterlere uymayanlara ağır yaptırımlar uygulanacak.”
İyi de; puan silme, transfer yasağı veya lisansı askıya almak gibi cezalar önceki talimatta da vardı.
Kim uygulayabildi?.. 
Gerçek şu; Hesap sormazsan, hesap sorulan olursun!
Kapıda bekleyen bir tehlikeyi de göz ardı etmemek gerek. 
Yayıncı kuruluş ile yaşanan kriz makul biçimde çözümlenmezse, kulüplerin şah damarı kesilir, TFF de ciddi bir krize girer.  Ve gün gelir işin ucu, geçen sezonun son iki haftasına ait hakem ve temsilci maç ücretlerini halen ödememiş olan Futbol Federasyonu’na kadar dokunursa, hiç sürpriz olmaz!

Hakem ücretlerinde tasarruf
Merkez Hakem Kurulu yeni başkanı Zekeriya Alp ve ekibi bir haftadır kafasını kaldıramıyor. Takvime göre yapılması gereken birikmiş çok iş var.
Sıra, TFF yönetiminin de gündeminde olan hakem ücretlerine gelecek. Profesyonel sözleşmeler ve VAR ciddi bir maliyet oluşturuyor.
Üstelik süper lig kadrosunda sayı 43’e çıktı.
Aylık ücretlerin 10’ar bin lirada sabitlenmesi söz konusu. VAR’daki görevlendirmelerde daha farklı yöntemler düşünülüyor.
Kısacası “kemer sıkma” sürecine giren Türk futbolunda, hakemler de payına düşeni alacak gibi görünüyor. Ayağını yorganına göre uzatmayanlar hazırlıklı olsun!
Yeri gelmişken, TFF başkanı Nihat Özdemir ağabeye naçizane bir çağrım olacak. 
Düzeni değiştirmeye, federasyonda “danışman” sıfatı ile dolaşıp 40-50 bin lira maaş alan, altlarına makam tahsis edilenlerden başlasanız...
TFF yönetim kurulu üyeliklerinin “fahri” görevler olduğunu hatırlatsanız, ciddi bir tasarruf yapmış olmaz mısınız?
Sıra hakemlere gelene kadar, göze batan ve rahatsızlık veren o kadar çok şey var ki!

Trabzonspor’un anahtarı emanette!
2016-2018 sezonları arasında Trabzonspor kulübünde tam bir tufan yaşanmış.
O dönemin sorumluları kulübü resmen kendi çiftlikleri gibi yönetmiş ve büyük zararlara uğratmışlar.
Yetmemiş, Finansal Fair-play kriterlerine uyacaklarına dair taahhüt verip, UEFA nezdinde kulübü “güvenilmez” kategorisine sokmuşlar.
Sonuç, koca bir fiyasko.
Pirincin taşını ayıklamak Ahmet Ağaoğlu ve ekibine düştü.
Türkiye Bankalar Birliği ile yapılan anlaşmayla 860 milyon TL’lik borç yapılandırıldı.
İlk iki yılı geri ödemesiz olsa da, ödeme planı tamamlanıncaya kadar kulübün anahtarı TBB’de.
Kimileri şov diyebilir ama, Ağaoğlu’nun bu kadar sıkıntının arasında forma ve kombine satışı yapması, taraftar ile kulüp arasındaki gönül bağını güçlendirmek kadar, her platformda mevcut mali tabloya pozitif katkı sağlamaktır.
Bıyık altından gülenler, önce kendi dönemlerinin hesabını versin!