Hacıosmanoğlu, Yanal ve Trabzonspor

Dünya görüşleri, prensipleri, yaşama dair beklentileri farklı olabilir. Lakin, Trabzonspor’da başkan ve teknik direktör arasında bir süredir yaşanan iletişim sorununun ortadan kalktığını görüyoruz.
Dahası İbrahim Hacıosmanoğlu ile Ersun Yanal’ın gelecek sezona yönelik planlamaları birlikte yapmaları, üzerinde ısrarla durduğumuz “istikrar” sözcüğüne bir vurgu olarak dikkat çekiyor.
Bu sezon takım ligi kaçıncı sırada bitirirse bitirsin, Yanal’ın Trabzonspor’un başında kalacağına dair bu olumlu gelişme, elbette bazı çevreleri rahatsız edecektir. “Kafalarına göre” bir teknik adam bulamayanlar, her fırsatta Yanal’ı yıpratmaya, başkan ve yönetimini etkilemeye yönelik çalışmalarına devam edecek, kaos ortamının nimetlerinden yararlanmayı sürdüreceklerdir.
İşte bu noktada, Hacıosmanoğlu’nun tavrı çok önemli. Zira gelecek sezon bu takımı Ersun Yanal çalıştıracaksa, onun listesine göre transfer yapılacak, kalacak ve gidecek isimler belirlenecek. Dolayısıyla yeni sezonda ne başkanın ne de teknik adamın transfere yönelik mazereti kalacak.
Haa, bugün yaşanan bahar havası lig bitiminde yerini fırtınaya bırakır, koşullar ayrılığı gerektirirse, filmi başa sarıp yeniden seyretmeye hazır olalım, derim.
Öyle ya, yeni gelen teknik direktörün de bir yoğurt yiyişi olacak. Belki transferleri beğenmeyecek, istediği değişim için vakit yetmeyecek ve “şampiyonluk” hedefi bir kez daha söylemde kalacak.
Açık söyleyelim, Trabzonspor’un benzer hataya düşeceğini sanmıyorum. Ersun Yanal dört, bilemediniz beş takviye ile gelecek sezon farklı kulvarlarda mücadele edecek bir takım yaratabilir.

Özlem büyüyor

Kazanırken keyif veren bir Trabzonspor’a duyulan özlem giderek büyüyor. Hacıosmanoğlu ve Yanal doğru hamlelerle bu özlemi gidererek, tarihe geçebilir. Başarı ise, bölünen camianının tekrar bütün olması ve Trabzonspor’un geleceğe sağlam adımlarla yürüyebilmesi için fırsat oluşturabilir.
Kriz dönemlerinde sağlıklı düşünebilmek ve kavgadan uzak durmak, her zaman kazanç sağlamıştır. Başkan bu olumsuz tabloyu ortadan kaldırabilir, Yanal kişisel sorunlarından arınıp işine konsantre olabilirse, tek faydayı Trabzonspor görecektir. Yeter ki sahada kaybederken, dışarıdaki daha önemli değerler zarar görmesin.

Kim bu MHK Başkanı?..

Fenerbahçe-Beşiktaş derbisinin artçıları sürüyor. Siyah-beyazlı kulüp, hakem Fırat Aydınus’un kural hatası yaptığı ileri sürerek, maçın tekrarı için Futbol Federasyonu’na başvurdu. Dilekçe TFF’ye ulaştı ve resmi süreç başladı.
Beşiktaş’ın itiraz ettiği konular, TFF tarafından Merkez Hakem Kurulu’na iletildi. MHK da prosedür gereği Aydınus’a kararları hakkındaki görüşünü sordu.
İşte bomba da tam bu aşamada patladı. Günlerdir televizyonlar ve yazılı medya konuyu irdelerken, atlanan bazı konuları anımsatmakta yarar var.
Birincisi, Aydınus maç raporunu iki saat içinde internet ortamında yazıp Hukuk müşavirliğine yolladı, çünkü talimat bu!
İkincisi, deneyimli hakemden “ek rapor” istenmedi. Aydınus’a Beşiktaş’ın itirazına konu edilen Emre ve Emenike olayları soruldu. Yanıtı alındı ve pazartesi günü MHK’nin değerlendirmesiyle ile birlikte TFF’ye iletilmesi kararlaştırıldı. Aydınus’un kayıtlara geçecek ve rapor niteliği taşımayan bu görüşü, maçın tekrarında esas alınacak.
Üçüncüsü ve ilginç olanı ise kafalarda soru işareti yaratanı! Beşiktaş’ın başvurusunda yer alan teknik bilgileri şimdilerde ekranda yorumculuk yapan eski bir MHK başkanının kaleme alması!..
Kimin nereye “danışman” olduğu veya olacağı bizi ilgilendirmez. Ancak televizyon başında objektif olmasını düşündüğünüz kişilerin bu davranışının da, tıpkı Emre Belözoğlu olayı gibi “etik” bir inceleme gerektirdiği ortada! İnsanlar, tribüne oynayan ve kaosla beslenen sözüm ona yorumculardan sıkıldı.
Camia, herkesin gerçek niyetini ve beklentilerini çok iyi biliyor. Galiba en önemli gelişme bu!

Gözler altı hakemde!

Türkiye Futbol Federasyonu ve Merkez Hakem Kurulu, Türk hakemliği adına çok önemli bir proje başlattı. Pilot uygulama olarak üst düzey altı hakemle üç aylık profesyonel sözleşme imzalandı.
Zenginin parası fakirin çenesini yorarmış ya, şimdiden hakemlerin kaç para kazanacakları ve ne iş yapacakları konuşulmaya başlandı. Normaldir, dedikodusu bol bir konu.
Biz yarına bakalım. Cüneyt Çakır, Hüseyin Göçek, Barış Şimşek, Ali Palabıyık, Mete Kalkavan ve Fırat Aydınus’un sorumlulukları artık ikiye katlandı.
Çünkü sezon sonuna kadar gösterecekleri performans, profesyonel hakemliğin geleceğini şekillendirecek. Dolayısıyla uygulamanın devamı ve yaygınlaşması onların elinde. Hem eğitim verecek, hem kurslara katılıp genç hakem yetiştirecek, hem de asıl görevleri olan maçlara çıkıp MHK’yi mahçup etmeyecekler.
Olumsuz bir gelişme yaşanırsa mı?.. Vazgeçmek en kolayı. Doğrusunu söylemek gerekirse açılan yolu uzatmak onların elinde. Meslektaşlarının tümü şimdiden gözlerinin içine bakıyor, böyle biline.