Lafı gevelemeye gerek yok. Bir kulüp başkanı göreve geldiği günden bu yana, yani 2.5 yıl içinde 6 teknik adam ile yollarını ayırıyorsa, o kulübü iyi yönetememiştir.
Aynı başkan bu süreçte borç yükünü ikiye katlamış ve karşılığında herhangi bir sportif başarı sağlayamamışsa, kongrede yeniden aday olması gıpta edilecek bir cesarettir!
Vaadlerinin arkasında duramamış, bırakın kriz çözmeyi, yeni krizlerin doğmasını engelleyememiş, camiayı gereksiz polemiklerin içine sürüklemiş ve maddi-manevi zarar görmesine yol açmışsa, o başkanın inandırıcılığı kalmamıştır.
Biz söylemiyoruz. Arşivler ortada. Alınan sonuçlar da hâkeza... Dileyen karıştırıp bakabilir.
İsterseniz şimdi, Trabzonspor Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun 26 Mayıs 2013 tarihinden önce ve seçildikten sonra yaptığı açıklamaları anımsayalım;
- Kupayı üç ay içinde getireceğiz. (Kupa 2 yıldır ortada yok)
- Ben başkan olunca Aziz Yıldırım kaybolacak. (Aziz Yıldırım hâlâ başkan)
- Kulübe siyaset sokmayan tek başkanım. (Siyasi parti mitinglerinde kürsüde idi)
- Top yuvarlaktır biz değil. Tolga Zengin gitmeyecek. (Tolga iki sezondur Beşiktaş kalecisi)
- Vahid Halilhodzic bırakırsa ben de bırakırım. (Halilhodzic’in ardından iki hocayı yolladı)
- Aralık’ta şampiyonluğa oynamıyorsak bırakırım. (Takım 11 hafta sonunda 12. sırada, kendisinin Aralık’ta yeniden aday olacağını açıkladı)
- Artık kimse hakkımızı yiyemeyecek. (Trabzonspor bu sezon aleyhine en fazla hakem hatası yapılan takım oldu)
- Gerekirse 1 milyon kişi yürürüz. (Avni Aker’de ortalama seyirci sayısı 7 bin)
- Menajerler artık bu kulüpten para yiyemeyecek. (2.5 yılda menajerlere en yüksek parayı ödeyen kulüp oldu)
- Gaziantepspor maçından sonra hakemleri stattan çıkarmayın talimatı verdim. (Ertesi gün; Hakemleri alıkoymak gibi bir niyetimiz asla olmamıştır. Onları korumak istedik)
- Kadın gibi yüz yıl yaşayacağımıza adam gibi bir gün yaşarız. (Sözlerimden alınan, üzülen tüm kadınlardan özür dilerim)
Kendisine ait olmayan bir ifade varsa, o zaman da ben çıkıp özür dilerim!
Her yer karışık, kafalar da!
İbrahim Hacıosmanoğlu’nun en takdir ettiğim sözü “Biz Trabzon sevdalısıyız” cümlesi. Ancak nasıl bir sevda ise, insanın başını döndürüyor, halüsinasyona sokuyor herhalde! Dolayısıyla, o sevdanın yarattığı hasarı göremiyor sanırım başkan...
Bir futbol yöneticisinin başarılı sayılabilmesinin öncelikli koşulu, sportif başarıdır. Var mı ortada böyle bir sonuç?..
Sonra, taraftara verilen sözlerin yerine getirilmesidir. Sayın başkan söylediklerinin yüzde kaçını gerçekleştirebildi?..
Ekonomik kalkınma, kulüp değerlerinin yüceltilmesi, saygınlığın korunması ve artırılması hedeftir. Bunların hangisi hayata geçirilebildi?..
Trabzonspor saha içinde ve dışında tarihinin en bunalımlı günlerini geçiriyor. Kazan kaynıyor, kafalar karışıyor.
Aralık’ta Hacıosmanoğlu veya bir başkası seçilir. İrade genel kurul delegesinde. Onların tercihi kulübün kaderini belirleyecek.
Lakin şu unutulmasın, sandıktan kim çıkarsa çıksın Trabzonspor’u çok daha zor bir gelecek bekliyor.
Açık söyleyeyim, benim gönlümden Hacıosmanoğlu geçiyor! Başkanın 2.5 yılın muhasebesini yapmadan ve camia ile hesaplaşmadan, sebep olduğu zararı tazmin etmeden gitmesi, Trabzonspor’a yapılacak en büyük haksızlık olur zira!..

Bosingwa gitti, sırada kimler var?

Sadece Trabzonspor’a değil, Türkiye’ye gelmiş en karakterli futbolculardan biri idi Jose Bosingwa.
Sözleşmesini tek taraflı feshedinceye dek sadece işini yaptı. İki ağır sakatlığa karşın Süper Lig’de 54 resmi müsabakada forma giydi.
Kimseyle kavga etmedi. Aksine, centilmen ve uzlaşmacı tavrının gerisinde bu kariyere nasıl ulaştığının mesajları gizliydi.
Kaptanlığa kadar yükseldiği Trabzonspor’da hiçbir polemiğin parçası olmadığı gibi, düne dek medyaya malzeme vermedi.
Gelin görün ki, veda cümleleri duygusal olduğu kadar, bordo-mavili kulübün içine düştüğü çıkmazın da boyutlarını anlatıyordu.
Uzun zamandır hak ettiği parayı alamadığı halde, başkana, taraftara, takım arkadaşları ve birlikte çalıştığı teknik adamlara teşekkür etti Bosingwa...
Çok doğaldır, sözleşmesindeki haklarını kullandı ve gitti. Futbol yaşamının son dönemlerinde daha çağdaş ve sorumlulukların karşılıklı yerine getirildiği ufukları tercih etti.
Korkarız Bosingwa Trabzonspor’da son örnek olmayacak!
Hele bir Aralık
sonu gelsin... İnsanlar daha çok şaşıracak...

Aman dikkat Mustafa hocam!

Bir veda da Şota’dan geldi Trabzonspor’da.
Futbolcu olarak ayrılırken, “Kral”, “Bizim çocuk”, “Efsane” denmişti arkasından.
Aynı sevgi ve coşku ile döndü Gürcü teknik adam. Onun da hedefleri büyüktü, taraftarın da. Olmadı, kısa sürdü macerası.
Hoca mı yetersizdi? Takım mı yeteneksiz? Yoksa yönetim mi beceriksiz? Belki de hepsi...
Her ne ise!.. Ama öyle bir soruna parmak bastı ki zeki adam... Tüm kent şapkasını önüne koyup düşünse, ortak bir doğruya ulaşamaz sanırız.
Ne dedi Şota? “Şehir bugün çok mutsuz. İnsanlar birbirine güvenmiyor, birbirini sevmiyor. Ben burada nasıl mutlu olabilirim?..”
Güven, sevgi, mutsuzluk sözcükleri bir araya geliyorsa, ortada çok ciddi psikolojik bir vak’a var demektir.
Halilhodzic, Yanal ve son olarak Şota... Sadece başarısız görüldükleri için gitmediler.
Aman dikkat Mustafa Denizli hocam!