‘Kıyak’ değil, ‘kötülük’ yaptınız!

Bu ülkede iyi vatandaş “aman devletle başım derde girmesin” diye vergisini zamanında öder, primini gününde yatırır.
Bir de, “aman sende, nasıl olsa af çıkar” deyip kulağının üzerine yatan kesim vardır.
Ve af çıkar, borçlar yapılandırılır, cezalar sıfırlanır, biraz arkanız kuvvetli ise tümü silinebilir!
İyi vatandaş ise (hoşgörünüze sığınarak), “enayi miyiz?” diye sorar kendine...
Türkiye Futbol Federasyonu’nun “Kulüp lisans” ve “Finansal Fair-play” talimatlarında yaptığı değişiklikler de bu örneğe benziyor.
Sezon için ilan edilen borçlanma oranının on puan yükseltilmesi, başta Trabzonspor olmak üzere Bankalar Birliği ile anlaşma imzalayan ve ağır taahhütlerin altına giden kulüpleri isyan ettirdi.
Çünkü bu ülkede “iyi vatandaş” ödüllendirilmiyor. Durumu idare etmeye çalışanlar ise cesaretlendiriliyor.
TFF de yanlışa ortak olmuş ve güçlünün yanında saf tutmuştur!
Talimatların, batma noktasına gelen bazı kulüpler için değiştirildiği aşikâr.
Trabzonspor konuyu Tahkim Kuruluna taşıyacakmış. Bence umutlanmasın.
Üç büyükler ağırlıklı oluşturulan TFF kurulları; futbolun değil, o görevlere getirilmelerine vesile olanların hizmetinde maalesef!
Tarafsız olduklarına inancım çok az. Hadi tersini göstersinler. Umarım bu dava özelinde ben yanılırım!
Yoksa işin boyutu ülke sınırlarını aşacak.
Neden, neden, neden?..
Futbolumuzun patronu ve Nihat ağabeyi, bu kararla bırakın kulüplere hizmet etmeyi, zarar vermiştir. “Onlara “kıyak” değil, “kötülük” yapmıştır!
Yüzde 10’luk artırım, ara transferde on milyonlarca euroluk israfa yol açacaktır.
Karşılığı olmayan paraları harcamak günü kurtarabilir, fakat yarınlarda felaketin habercisidir.
Peki; mali kriterlere uymak adına boğazından kısan, kemerine bir delik daha açtıran kulüplerin suçu ne?
Farkında değilsiniz belki ama, adalet duygusunu zedelediniz.
Değişiklik, bir yerlerden gelen talimatla (!) yapılmadı ise, Nihat Özdemir federasyonu görev süreleri içindeki en yanlış kararını almıştır. Ve tarihi bir yanılgıdır.
O zaman sormazlar mı; Hani mali tabloları düzeltmek için yaptırımları tavizsiz uygulayacaktınız, puan silecek, gerekirse küme düşürecektiniz? Asla sözünüzden dönmeyecektiniz?
Yaptığınız operasyon, akıl ve vicdan ile bağdaşmıyor.
Bu arada siz işi oldu bittiye getirdiniz de, UEFA sopasını unuttunuz sanırım.
Yarın Avrupa’dan men cezaları gelirse; suç ortağı kesinlikte TFF olacaktır, böyle biline!
Üç başkan faktörü!
Can alıcı soru şu; Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç’un TFF ziyaretleri, Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi’nin “Seneye Avrupa’ya gidemeyebiliriz” mesajı ve Galatasaray Kulübü Başkanı Mustafa Cengiz’in “yandık bittik” yakarışları etkili oldu mu, talimat değişikliğinde?
TFF sitesinden yapılan açıklama tatmin edici değil. Efendim yayın gelirleri düşmüş de ondan ihtiyaç duyulmuş. Düşen gelirler değil, futbolumuzun marka değeri.
Sorumlusu da TFF ve hırsı aklının önüne geçen kulüp yöneticileri. Boşuna masal anlatmayın.
Hiç inancım kalmadı.
Bu coğrafyada sorumlu birey ve kurum takdir edilmiyor, aksine cezalandırılıyor!
Erteleyeceksin, ağlayacaksın, yalvaracaksın, yasaların ve talimatların açığını kollayacaksın ki; itibar gören “imtiyazlı” sınıfın üyesi olabilesin!
Yaşasın eşitlik, hak, hukuk ve adalet!..

G.Saray’da aidiyet duygusu yok

Galatasaray’ın Avrupa’dan elenmesi ve ligde beklenenin gerisinde kalmasının ilk sorumlusu, itiraf ettiği gibi Fatih Terim’dir.
Hoca, Paris Saint Germain yenilgisinden sonra ilk kez oyuncularını suçlamadı, bravo!
Aslında Galatasaray’ın sorunu ne teknik direktör, ne yönetim.
Asıl dert; paraya tapan ve aidiyet duygusu taşımayan futbolcu topluluğu.
Muslera’yı bir tarafa koyun; bu takımın ruhu yok.
Çünkü Galatasaraylılığın ne olduğunu bilmiyorlar. Sanırım öğrenmeye de niyetli değiller!

Temsilcilere gözlük

Antalyaspor- Trabzonspor maçında oyundan alınan Sturridge kararı beğenmiyor ve sahadan çıkmayı geciktiriyor.
Kenara gelirken küfür başlıyor. Yabancı maddeler atılıyor. Bir çakmak oyuncuya isabet ediyor. O da herkese gösteriyor!
Buraya kadar her şey normal!
Ama TFF’nin disiplin sevklerine bakıyorsunuz, Antalyaspor’un adı yok.
Neden?
Otu çöpü rapor eden temsilciler görmedi mi sahaya atılanları, duymadı mı küfürleri?
Yoksa Hukuk Müşavirliği mi yetersiz buldu olup biteni?
Ama bravo, hiçbir maçta Trabzonspor’u es geçmiyorlar!
Antalya’da da “saha olayları” nedeniyle para cezası aldı bordo-mavililer.
Aynı temsilciler, akreditasyonu olmadan yasak bölgeye giren kaptan Sosa’yı da kaçırmadı!
Kaçırmasınlar da; her tribüne, her takıma, her oyuncuya ve kulübe eşit davranmak gerekmiyor mu?..

Soydan’lar istifa etmeli!

Futbolu yönetenler tepeden tırnağa tarafsız olmalı. Ama nerdeeee!
A Milli Takım Sorumlusu Selim Soydan da, mensubu olduğu kulübün formasını çıkaramayanlardan!
Hakem hataları ve Video Asistan Hakemliği ile ilgili söyledikleri facia. Kulüpçü olsa anlaşılabilir.
Lakin bir federasyon yöneticisinin, hakemler için ‘’VAR’dan sonra cesaretlerini kaybettiler, saklanmaya başladılar, şahsiyetleri kayboldu’’ demesi çok abes.
Bir sıkıntı varsa; şikayet etmeyecek, çözeceksiniz.
Haa çözemiyor, olup biteni herkes gibi seyrediyorsanız, o zaman istifa edeceksiniz!
Türk futbolu ne çekiyorsa; liyakât değil, hatır gönül ilişkileri ile bir yerlere getirilenlerden çekiyor zaten!

Helal Olsun Başakşehir’e

Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor’un gruplarında nal topladığı Avrupa kulvarında, tek temsilcimiz kaldı.
Başakşehir güçlü rakipleri arasından sıyrılarak son 32 takım içine girdi.
Başta harika işler yapan Teknik Direktör Okan Buruk ve çizgisini hiç bozmayan Başkan Göksel Gümüşdağ olmak üzere, tüm Başakşehir ekibini kutluyorum.
Türkiye’nin prestijini kurtarmak; para, pul, şöhret ve sözde kariyerli teknik direktörlerle (!) olmuyormuş demek ki!