Nasrettin Hoca ne derdi bu işe?

Hadi hayırlısı olsun! Toplu zehirlenme, takım halinde hastalanma mevsimi açıldı!
Aslında alışığız bu tarz “toplumsal olaylara!”
Sezon sonu yaklaştıkça, kümede kalma mücadelesi alevlendikçe, daha sık okuyacağız bu tip haberleri;
“Maçtan bir gün önce falanca takımın 15 oyuncusu yediği yemekten zehirlendi!”
“Filanca takımda 22 futbolcu birden kızamık çıkardı!”
Açın bakın fikstürü; hep alt sıraları ilgilendiren çok önemli bir maç öncesi meydana gelir böylesi acayip olaylar!
Kimse doğru dürüst sorgulamaz, ne olup bittiğini araştırmaz.
Ellerinde her daim devlet hastanesinden alınmış kapı gibi bir rapor olur.
Bazen de sağlık ocakları görür aynı işlevi!
İşte son örneği;
Bank Asya 1. Ligi’nde geçen pazar oynanması gereken Kayseri Erciyesspor- Adanaspor müsabakası.
Maçtan bir gün önce erteleme kararı çıktı.
Gerekçesi de ilginçti;
“Erciyespor’un 22 futbolcusuna “Akut üst solunum yolları enfeksiyonu” teşhisi konduğundan, maç ileri bir tarihte oynanacak!..”
Allah Allah, kadroda ne kadar oyuncu varsa aynı anda grip olmuştu!
Merak edenlere söyleyeyim;
Ertelenen maç öncesi Erciyesspor 22 puanla 17., Adanaspor ise 26 puanla 13. sırada yer alıyordu!
Erciyesspor sıkıntılı bir hafta geçirmiş, futbolcular paralarını alamadıkları gerekçesiyle antrenmana çıkmamış, teknik direktör Mustafa Uğur’un görevine son verilmişti. Anlaşılan Erciyes’te tersten esen rüzgâr, oyuncuları da hasta etmişti!
Adanaspor karşılaşmasından üç gün önce Erciyesspor Osman Yozgat’a teslim edilmiş, takım kaptanı Evren Turan düzenlediği basın toplantısında yaşanan sıkıntıları aynen şu ifadelerle dile getirmişti;
“Kritik bir dönem geçiriyoruz. Buna rağmen 2-3 gündür antrenman yapmadık, ancak Adanaspor maçından üç puanı kazanacağız.”
Basın toplantısının ertesi günü ne oldu biliyor musunuz?
Erciyes Kulübü, federasyona başvurarak 12 futbolcusunun hasta olduğunu ve maçın ertelenmesini talep etti.
Federasyon, “Kadronuz geniş, diğer oyuncularla çıkın” yanıtını verdi.
Erciyesspor kulübü ise hastalanan oyuncu sayısını 22’ye yükseltti!
Sonrası malum; federasyon maçın ileri bir tarihe ertelendiğini açıkladı.
Nasrettin Hoca fıkraları, Aziz Nesin hikayeleri ile büyümüş bir nesiliz.
Önümüzdeki günlerde gazetelerde şu başlıkları görürseniz sakın şaşırmayın;
“ 13 futbolcunun kılı döndü!..”
“20 oyuncunun yirmilik dişi şişti!..”
“ Göle maya çalmaya giden takım kayboldu!..”
“Tüm takım (üstünüze afiyet) ishal oldu!..”

Nasrettin Hoca ne derdi bu işe

Aydın-Gökçek el ele!
Bir dönem karşılaştıklarında ikisi de kaldırım değiştiriyordu.
Kapalı kapılar ardında birbirlerine söylemedikleri kalmıyor, Futbol Federasyonu seçimlerinde en keskin taraflarda yer alıyorlardı.
Köprünün altından çok sular akmadı.
Ama bakıyorsunuz bugün aralarından su sızmıyor.
Ankaragücü Kulübü Başkanı Cemal Aydın ve Ankaraspor Onursal Başkanı, Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’ten söz ediyorum.
Bir tarafta ciddi bir mali sıkıntı yaşayan Ankaragücü ve Aydın.
Diğer yanda siyaset ve yerel yöneticilik yaşamı boyunca sahip olmak isteyip de elde edemediği tek şey Ankaragücü olan Gökçek.
Para, ihtiras ve hırsın mükemmel karışımı!
Doğal, her ikisi de fırsatı kendine yontmaya çalışıyor.
“Bir daha asla başkan olmam” diyen Aydın ile şu anki görevi gereği bir kulübe başkanlık yapması mümkün olmayan Gökçek’in pazarlığında ilginç gelişmeler yaşanıyor.
Taraflar yönetime 10’ar üye verme konusunda uzlaşmış görünüyor.
Başkanın ise Ankaragücü kanadından olması benimseniyor.
Ortaya konacak para konusu ise belirsiz. Aydın ortaklık karşılığı kısa dönemi kurtaracak miktarda Gökçek’ten katkı istiyor.
Gökçek ise sezon sonunda oğlu Ahmet’i kulüp başkanı yapmayı planlıyor.
Anlaşma sağlanırsa yerel seçim öncesi prim yapmayı da keza.
Aydın’ın hedefi belli; gerekli kaynağı yaratıp takımı kümede bırakmak. Üç ay sonra yapılacak bir kongre ile tekrar başkan olmak.
Gökçek’in senaryosu ilk kez müdahil olacağı Ankaragücü yönetimini sezon sonunda tamamen ele geçirmek.
Ankaraspor’u tasfiye edip tüm enerjisini Ankaragücü’ne vermek.
Şimdilik kartlar açık oynanıyor.
Ancak kimin iyi satranç ustası olduğunu kestirmek güç.
Şanını iyi koruyan, stratejisini doğru kuran, oyunu kazanacak.
Tek bir gerçek var; Aydın Ankaragücü’nü bırakmak, Gökçek ayağına gelen fırsatı kaçırmak istemiyor.



Midem bulanıyor, ya sizin?
Suat Arslanboğa’yı sokakta görsem tanımam.
Kendisi Malatya bölgesinden iki sezondur üst klasman hakemi.
Merkez Hakem Kurulu’nun da ligin ilk yarısındaki gözdelerinden biri.
Bunu rakamlar söylüyor. Kurul, söz konusu dönemde aralarında iki Galatasaray maçı olmak üzere Arslanboğa’ya Süper Lig’de on, Bank Asya’da üç, Fortis Kupası’nda iki maç vermiş.
Sonuncusu 27 Ocak 2009 tarihinde oynanan Denizlispor- Ankaraspor kupa mücadelesi.
Ancak Arslanboğa’nın adı şu aralar dernek seçimleri nedeniyle aynı MHK tarafından ceza tahtasına yazılmış.
Nedeni açık ve beylerin söylemleriyle de eylemleriyle de örtüşmüyor.
Hani “Biz dernek seçimlerine karışmıyoruz” deyip bölge bölge dolaşan MHK var ya!
O MHK Malatya’da dernek başkanlığı için aday gösterdiği ve desteklediği Mustafa Yayan seçimi kaybedince Arslanboğa’yı kendilerinden yana tavır almadığı için kara listeye yazmış.
Biraz soruşturdum. Genç hakemin dernek seçimleriyle yakından uzaktan ilişkisi olmamış.
Bunu seçimi kazanan Mesut Aslangiray da itiraf ediyor.
Peki, elinizdeki kadronun darlığından şikayetçi olur, hakem yetişmiyor diye feryat ederken işe siyaset karıştırmanın anlamı ne?
Sayın Oğuz Sarvan, hiç sordunuz mu bölge sorumlusu Osman Erdal Fırat’a “Bu çocuğa neden görev verilmesini engelliyorsun?” diye.
Eğer gerçekten ortada bir sorun yoksa, ilk yarıda 15 maça gönderdiğiniz Arslanboğa’yı dört haftadır neden es geçiyorsunuz?
Hata yapan hakeme gözünüzü kırpmadan ertesi hafta maç verirken, genç bir yeteneğin önünü neden kesiyorsunuz?
Şu seçim işleri gerçekten midemi bulandırıyor.
Sayın Mahmut Özgener, sayın Oğuz Sarvan, ya sizin?