Özerklik, federasyon Sakaryaspor ve Erzik

Özerklik, federasyon Sakaryaspor ve Erzik


Futbolun siyaseti olmaz mı? Pekala olur.
İzleyeceğiniz stratejiler, hazırlayacağınız projeler, yatırımlar, kulüplere karşı duruşunuz...
Bunların tümü futbolun siyasetiyle ilgilidir.
Daha ileri gidelim, oyunun çıkarlarını koruyan ve kollayan yasal düzenlemeler için, futbol-siyaset ilişkisi de gereklidir.
Mesela, şiddet yasası, kulüpler yasası, iddaa gelirleri gibi konularda, futbol siyasete muhtaçtır.
Bir de seçim dönemlerindeki futbol-siyaset ilişkisi vardır ki, orasını sormayın hiç!
Kulüpler de hakeza.
Stat yapacaksın, işin hükümetle.
Trilyonluk vergi borçlarını öteleyeceksin, çal Maliye Bakanı’nın kapısını.
Devlet arazisi üzerine tesis konduracaksın, randevu bekle bakandan.
Hal böyle olunca özerklik falan da sözde kalıyor elbette.
O yüzden bu ülkede kimse futbol yönetiminin bağımsızlığından, alınan kararların tarafsızlığından, uygulamaların standardından dem vurup durmasın, gerçekten komik bir tablo çıkıyor ortaya.
Gemini yürüteceksen, eninde sonunda muhtaçsın siyasetçiye!
Sen onu kullanacak, çıkarlar kesiştiğinde de o seni...

Vay vay vay
İşte size sıcak bir örnek.
Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu, tatil edilen Pendikspor-Sakaryaspor maçının sonucunu ev sahibi takım lehine hükmen galibiyetle tescil eder.
Sakaryaspor, Tahkim Kurulu’na itiraz eder, kurul 25 Mart tarihli toplantısında federasyon kararını bozar.
Hemen şunu da söyleyelim; kişisel fikrim, hükmen yenilgi kararının çok ağır olduğu yönündedir.
Gelelim bu süreçte neler yaşandığına!
Aslına bakarsanız fazla kurcalamaya gerek yok. Sakaryaspor Başkanı İsmail Gürses’in, Tahkim toplantısından iki gün sonra yaptığı açıklamalara bakın yeter!
Şöyle diyor Gürses;
“Olmayacak bir işi başardık. Pendik maçının yeniden oynatılmasına karar veren Tahkim Kurulu ile adalet yerini buldu.”
Ve devam ediyor;
“TFF tarafından Pendik’e hükmen mağlup edilmemizin ardından bizleri destekleyerek Tahkim Kurulu kararında etkili olan Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen’e...”
Burada durun!
Tahkim Kurulu kararında etkili olan Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri!
Ne demek bu.
Ne anlarsanız!
Eeee?
“Konuyu Başbakanımıza kadar ulaştıran AK Parti Milletvekilimiz Şaban Dişli’ye, Büyükşehir Belediye Başkanımız Zeki Toçoğlu’na, Adapazarı Belediye Başkanımız Süleyman Dişli’ye, Türk-İş Mali Sekreteri ve Demiryol-İş Sendikası Genel Başkanı Ergün Atalay’a, Hendek Belediye Başkanı Ali İnci’ye...”
Futbola siyaset karışmazmış.
Sevsinler sizi!
Asıl önemlisi şimdi geliyor;
“TFF yönetim kurulu üyeleri Lutfi Arıboğan’a, Tuncay Karartı’ya, TFF Genel Sekreter Vekili Gıyasettin Şenman’a, Şansal Büyüka’ya, Oğuz Dizer’e, teknik adamlarımız Yılmaz Vural’a, Coşkun Demirbakan’a ve en başta da teknik direktörümüz Engin Korukır’a, her zaman yanımızda olan yerel basınımıza, bize güç veren taraftarımıza teşekkür ediyorum.”
İşte sözün bittiği yer.
İşte Türk futbolunun nasıl yönetildiği, kararların nasıl alındığına dair çarpıcı bir örnek.
Söyler misiniz, Sakaryaspor Başkanı Gürses’in tek tek teşekkür ettiği bu şahıslar ne yapmış?
Futbolun Yargıtay’ı Tahkim Kurulu’nun aldığı bir kararda etkili olmuş!
Ben değil, kulüp başkanı söylüyor bunu, hem de onlarca medya mensubu önünde.
Ortada iki şık var.
Ya Gürses futbol üzerinde nasıl bir gücü olduğunu ilan ederek iktidar gösterisi yapıyor ve insanları töhmet altında bırakıyor.
Ya da, teşekküre layık gördüğü bu yetkili ve etkili şahıslar gerçekten devreye giriyor!
Federasyon’un Diyarbakırspor ile ilgili ikinci kararını gördükten sonra, bu çok mu anormal?
Yorum sizin!

Erzik farkı
Konuyu Sayın Şenes Erzik’in Futbol Federasyonu Başkanlığı döneminde yaşanan bir olayı anımsatarak noktalayalım!
90’lı yılların ortaları. Osman Çağlıkoç milli takımlardan sorumlu Bursalı yönetim kurulu üyesidir.
Federasyon o dönem yeşil-beyazlı kulübü yakından ilgilendiren önemli bir karar aşamasındadır
Şu anki federasyonda yönetim kurulu üyesi olan Levent Kızıl, Bursaspor taraftarına hitaben yaptığı konuşmada, “Merak etmeyin, Osman abi işi halledecek” ifadelerini kullanır.
Görüntüler Kanal 6’dan da yayınlanır.
Çağlıkoç o sırada ümit milli takımla beraber Diyarbakır’dadır. Nevruz günü Mısır ile maç vardır. Ortam gergindir.
Telefonu çalar. Karşıdaki Başkan Erzik’tir;
“Yanında boş bir beyaz kağıt var mı?”
“Evet var başkanım...”
“Ya kalemin?”
“O da var...”
“İyi. İstifanı yaz, imzala ve bana faksla gönder.”
“......”
“Duydun mu?”
“Evet başkanım da, hemen döneyim mi?
“Hayır, işini bitir öyle dön!”
Çağlıkoç İstanbul’a döndüğünde artık Futbol Federasyonu yönetim kurulu üyesi değildir!
Kıssadan hisse mi?
Onu da çıkarması gerekenlere sormak lazım!



Fener’e kupayı kim verir?
Geçtiğimiz haftalarda futbolun tansiyonunu yükselten iki basın toplantısı vardı.
Önce Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener konuştu. Ardından Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım federasyonla köprüleri attı.
Özgener doğrudan sarı-lacivertli kulübü hedef göstererek, “Sahada istedikleri sonucu elde edemeyen kulüplerimiz hakemleri can simidi olarak görmeye başlamıştır” dedi.
Sportif başarısızlığın hakemlere bağlandığını ima etti.
O günlerde Fenerbahçe takımında işler yolunda gitmiyordu. Sorun olarak da hakem hataları ve kurul kararlarındaki çifte standart gösteriliyordu.
Aradan 20 gün geçti.
Fenerbahçe ligde şampiyonluğun en önemli adaylarından biri haline geldi. Kupada da finalin.
Bir başka deyişle sarı-lacivertli takımın iki kupayı da kazanma olasılığı yükseldi.
Peki Fenerbahçe iki kulvarda da ipi göğüslerse? Kim verecek, kim alacak bu kupaları?
Demek ki söz ağızdan çıkarken bir değil üç kere tartacaksın.
Özgener için de, Yıldırım için de geçerli.
Futbolun marka değeri kavgayla değil, birbirini dinleyerek, sorunlara çözüm üreterek, samimi davranarak korunabilir.
O değeri yükseltmeye gelince.
Kusura bakmayın da, bu kafayla korumak bile büyük başarı olacağı için, fazlasını istemeye dilim varmıyor benim.