İstatistiklere bakıp maç yorumlamak çağımızın çılgınlığı. Oysa gerçekler çok farklı.

Çocukluğumuzun mahalle maçları vardı. Topu alan kaleye koşar, kaptıran yanar. O vakit rakip saldırır, oyun bir bu tarafa, bir diğer yana gider. Kimin forveti daha becerikli ise kazanır, ya da kimin kalecisi iyi ise takımını kurtarır. Kaptanlar haykırır, “Toplu hücum, toplu savunma”, o da nasıl birşey ise?

Kusura bakmayın da, adı üzerinde ülkenin “süper” liginde dünkü oyunun adı futbol ise, birileri bizi yıllardır kandırmış demektir! Orta sahalar yol geçen hanı. Karşılıklı pas hataları evlere şenlik. Hızlı çıkan rakip kalede. Karşısında ne direnç var, ne bu berbat oyunu bozacak bir çaba. Efendim, iki takım da galibiyet için ofansif kadroları tercih edince tablo böyle olurmuş. Bu işin ofansı var da, defansı yok mu? İstatistikler öyle diyor ya!

Bizim not ettiğimiz 24 pozisyon mevcut. Bunların 11’i Trabzonspor’un, gerisi ev sahibi takımın. İyi de maçta kaç gol var? Sadece iki. Skor ile pozisyonları karşılaştırdığımızda bile ortaya garip bir durum çıkıyor. Peki neden? Sadece forvetlerin beceriksizliği veya direğe takılan iki vuruş mu? Değil elbette. Özellikle Trabzonspor cephesinde kaleci Hakan’ın müthiş performansı, göbekteki Uğur- Bosingwa ikilisinin cansiperane mücadelesi, ortaya bizim mahalle maçlarındakinin benzeri bir sonuç çıkmasını önleyen en önemli faktör idi. Rizespor gibi sıkıntıda olan ve haftalardır sahasında kazanamayan moralsiz bir rakibe bu kadar çok pozisyon veren Trabzonspor’da oturup herkes düşünsün. Sonra da dua etsin, böyle bir maçı hasarsız atlattıkları için. Tabii, umurlarında ise!

Bordo-mavili ekipte neyin kötü olduğunu irdelemeye gerek yok. Savunmaya bu kadar çok işin düştüğü bir maçta muhasebe yapması gerekenler belli! Yusuf’un niçin sol bek başladığı, Erkan Zengin ile aynı kulvarı kullanırken tıpkı Beşiktaş maçında olduğu gibi rakibin bu açığı nasıl (!) fark ettiği, Cardozo’nun haftalardır süren formsuzluğu, Ekici’nin asisti dışında etkisiz kalışı gibi sorular bizim değil sanırız Ersun hocanın kafa yorması gereken konular.

Lakin iş, zengin görünen ancak icraatte fukaralık yaşayan bu kadronun kimler tarafından, hangi bilgi ve tecrübe ile oluşturulduğu noktasına geliyor. Sonuçta, ortaya konan futbol ve alınan sonuçlar hem teknik kadroyu, hem yönetimi, hem de taraftarı geriyor. Ok yaydan çıkmadan sezon kazasız belasız biterse, ne âlâ! Aksi ise, topyekün facia!