Galatasaray’ın eski başkanı Ünal Aysal, Fenerbahçe ile oynayacakları maç öncesi aynen şu ifadeleri kullanmıştı: “Hakem Cüneyt Çakır Galatasaray konusunda şaibeli bir hakemdir. Maçı sertleştireceğini düşünüyorum.”
FİFA kokartlı hakem hakkında sarf ettiği sözleri büyük tepki çeken Aysal, disiplin kuruluna sevk edilmiş ve “Sportmenliğe aykırı açıklamaları” nedeniyle 30 gün hak mahrumiyeti cezası almıştı.
Benzer bir suçlama geçen hafta oynanan Gaziantepspor-Beşiktaş maçından sonra geldi. Antep başkanı İbrahim Kızıl bu kez hakemle birlikte hedefe MHK başkanı Zekeriya Alp ve kurulu da koymuş ve “MHK üzerinde ciddi şüphelerimiz var. Bu MHK ile bu iş gitmez. Bizimle alay edercesine pişkince konuşuyor” şeklinde konuşmuştu.
Aysal hakemi, Kızıl ise kapsam genişletip Merkez Hakem Kurulu başkanını doğrudan suçlamıştı. Aradaki fark, “şaibeli” ile “şüpheli” kelimelerinin TDK sözlüğündeki anlamı kadardı.
İşte bu anlam farkı Alp’i istifaya kadar götürdü. Haftalık basın toplantısına kadar Kızıl hakkında hukuki bir işlem yapılmadığını gören MHK başkanı, canlı yayında görevi bıraktığını açıklarken, gerekçesine de Gaziantepspor başkanının sert sözlerini oturttu.

Hâlâ umutluyum

Alp’in istifasının ardından da ilginç gelişmeler yaşandı. TFF Hukuk müşavirliği o haftaki maçlarla ilgili disiplin sevklerini açıklarken İbrahim Kızıl listede yoktu. Akşam saatlerinde ise liste revize edilerek Kızıl’ın PFDK’ya sevk edildiği duyuruldu.
Bu süreçte Zekeriya Alp ile bir telefon görüşmemiz oldu; “Basın toplantısı öncesi Kızıl’ın disipline sevk edileceğini bilseydiniz, yine de istifa eder miydiniz?..”
Kısa bir suskunluktan sonra yanıtladı, “Herhalde etmezdim...” İçinin cız ettiğini hissettim!
Sonrası daha garip. Disiplin Kurulu perşembe günü yaptığı toplantıda İbrahim Kızıl kararını açıkladı: “Hakkında sportmenliğe aykırı açıklamaları nedeniyle sevk yapılmış ise de, isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından (oy çokluğu ile) ceza tayinine yer olmadığına...”
“Şaibeliye” 30 gün, “Şüpheliye” ceza yok. PFDK’daki hukukçu dostlar kusura bakmasın ama, bu karar önce vicdanları yaralar, sonra dürüstlüğü, adamlığı ve kişiliğine kimsenin söz söyleyemeyeceği Zekeriya Alp’i!
Açık söyleyeyim, ben hâlâ umutluyum. Hukuk müşavirliğinin dün Tahkim Kurulu’na yaptığı itiraz sonuç verirse, bu hamle en azından Zekeriya Alp gibi bir şahsiyetin incinen gururuna pansuman olacaktır.

Onur’u ateşe attınız!

Trabzonspor’da gün geçmiyor ki saha dışı bir tartışma yaşanmasın.
İşte dün gazete manşetlerine taşınan haber. Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu geçmiş yönetimin bir numarası Sadri Şener’i ağır biçimde suçlarken yine şike sürecine atıfta bulundu ve “Bursaspor’un şampiyon olduğu sene Fenerbahçe-Trabzonspor maçından sonra soyunma odasına inen Şener, kaptan Onur’u niçin azarladı? Açıklasın. Yoksa ben açıklayacağım” dedi.
Allah, Allah. Trabzonspor o maçı berabere bitirdiği için Fenerbahçe şampiyonluğu kaybetmiş, Bursaspor ipi göğüslemişti. Şener soyunma odasına inip Onur’u kurtardığı goller için azarladı ise, gönlünden Fener’in şampiyonluğu geçmiş demektir!
Lafı gevelemek gereksiz. Sayın Hacıosmanoğlu’nun ima etmeye çalıştığı bu ise, kanıtları ve tanıkları ile çıkıp bunu tüm Türkiye’ye açıklamalı.
Aynı gün Sadri Şener konuştu: “Başkanlığım döneminde soyunma odasına hiç inmedim. Tamamen yalan.”
Şener’e bir destek de o dönem başkanvekilliğini yapan bugün arası açık olan Hayrettin Hacısalihoğlu’ndan geldi: “Sadri Bey asla o maçta soyunma odasına inmedi. Maçta beraberdik. Tamamen yalan, iftira, dedikodudur. Şenol Güneş’in olduğu soyunma odasına kimse giremez.”
İddianın bir numaralı tanığı kim? Onur Kıvrak. Hacıosmanoğlu’nun başkanlığını yaptığı kulübün sözleşmeli kalecisi. Sakal, bıyık misali, polemiğe girerse en büyük zararı o görecek.
“Hayır Şener soyunma odasına inip beni azarlamadı” dese Hacıosmanoğlu’nu yalanlamış olacak. “Evet böyle bir şey yaşandı” dese eski başkanı töhmet altında bırakacak. Şimdi reva mıdır Onur’a yapılan? Kime ne kazandıracak milli kaleciyi böyle bir ateşin içine atmak?..
Sadri Şener Fener sempatizanı olsa ne olur, mali genel kurulda Hacıosmanoğlu ibra edilse ne yazar.
Sonuç?.. Kimse düşmanını dışarıda aramasın, Trabzonspor’a en büyük zararı Trabzonlular veriyor. Birileri sürekli kaynayan kazanın altına odun atıyor. Birileri de uzaktan ellerini ovuşturuyor...

Güle güle başkan!

Futbol aleminde tanımaktan gurur duyduğum sayılı insanlardan biri Zekeriya Alp. Bildiğiniz övgü dolu sözcükleri yan yana koyun, karşınıza Alp çıkar. Üç yıla yakın bir süre mesleğimiz gereği pek çok şey paylaştık. Bazıları uzun yıllar aramızda sır kalacak. Güvenilir, sözünün eri ve adalet duygusu üst düzey bir yönetici olarak yabancı olduğu bir makamda iyiniyetle ve özveriyle görev yapmaya çalıştı. Hepimiz gibi onun da hataları oldu. Lakin “şaibeli” ya da “şüpheli suçlamasını asla hak etmedi. Şimdi buruk ve biraz da kırılmış bir kalple arkasını döndü gidiyor. Güle güle başkan, bu camia seni hiç unutmayacak!