Ümit Karan'ın büyük takım futbolcusu olmanın ayrıcalıklarını nasıl kullandığını herkes görüyor Cemal Ersen

Sana nasıl  inanalım Ümit


Selçuk Dereli iki yıl önce yönettiği Fenerbahçe- Beşiktaş kupa maçı sonrası onlarca ölüm tehdidi almıştı.
FIFA hakemi savcılığa başvurdu, tehdit sahiplerini kullandıkları bilgisayardan ve telefon numaralarından tespit ettirdi.
Klavyenin başında canavarlaşan bu insan müsveddeleri, polisi görünce süt dökmüş kediye döndü.
Şimdilerde benzer bir linç kampanyası, Sivasspor - Galatasaray maçının yardımcı hakemi Erdinç Sezertam için sürdürülüyor.
Vay efendim, sen misin Ümit Karan’ı oyundan attıran?
Tehdidin bini bir para.
Ümit’i Gençlerbirliği’ne geldiği günden, Sezertam’ı da yıllardır tanırım.
İkisi de iyi insandır. Ancak Ümit’deki değişimi hayretle izliyorum.
Büyük takım futbolcusu olmanın ayrıcalıklarını nasıl kullandığını da keza.
Aynı Ümit, Ankaraspor’da kiralık olarak forma giyerken o küfürü edebilir miydi?
Sanmıyorum!
Peki, Sezertam o pozisyonda Ümit yerine Alex ya da Nobre olsa oyundan attırabilir miydi?
Kesinlikle evet!
Beni şaşırtan, geçen sezon Galatasaraylı Ayhan Akman’ın Büyükşehir Belediyespor maçında “Heyy hadi lan” şeklindeki sözlerinin yardımcı hakem Mustafa Sönmez tarafından es geçilmesini acımasızca eleştirenlerin, bugün Sezertam’ı Ümit’in küfürünü sineye çekmediği için idam sehpasına yollamaya çalışmaları.
Önümüzde bir Zapotocny örneği var. Kırmızı kart gördü, sonra teri soğumadan gidip hakemden özür diledi.
Keşke diyorum, Ümit de “yalan makinesine bağlanalım” blöfüyle kendini kurtarmaya çalışıp, Sezertam’ı kurban etmeye kalkmasaydı.
“Sinirlendim, dilime hakim olamadım” diyebilseydi!
Ama Ümit bu! Ligin sekizinci haftasındaki Galatasaray- Eskişehirspor maçını getirin gözünüzün önüne.
Konuk takımın Murat ile attığı golden önce top Ümit Karan’a çarpmış, Galatasaraylı oyuncular ise ofsayt gerekçesiyle hakem Fırat Aydınus’a uzun süre itiraz etmişti.
Sonrası üç sarı kart.
Kartlardan biri de, topun ayağına çarptığını bile bile tribünleri tahrik eden Ümit Karan’a gösterilmişti.
Buyrun karar verin; Sabıka dosyası giderek kabaran Ümit’in haklılığına mı inanırsınız, Sezertam’ın duruşuna mı?



Gidin kumda maç yönetin!
Türkiye’nin kaç FIFA hakemi var?
“Yedi...”
Selçuk Dereli, Fırat Aydınus, Bülent Yıldırım, Halis Özkahya, Hüseyin Göcek, Cüneyt Çakır ve Yunus Yıldırım.
Efendim yanlış biliyorsunuz, yedi değil dokuz!
FIFA ülke kontenjanını mı artırdı?
Hayır.
Peki nereden çıktı dokuz?
Açın FIFA’nın internet sitesi. Tıklayın plaj futbolu hakemlerini;
Orada iki Türk hakeminin daha adını göreceksiniz; Arda Ergene ve Serdar Akçer!
MHK Başkanı biliyor mu bu iki FIFA hakemini?
Sanmam. Haa, biliyorsa daha büyük ayıp.
Antalya’da yapılan devre arası seminerini anımsayın.
Federasyon Başkanı Mahmut Özgener yeni yılda FIFA listesine giren tüm hakemlere kokartlarını takmıştı.
Ancak aralarında Ergene ve Akçer yoktu.
Dünyada 41 ülkeden 93 plaj futbolu hakemi arasına iki Türk girecek, ancak beylerin ruhu duymayacak!
Plaj futbolu ve futsal FIFA’nın önem verdiği branşlar.
Bu iki hakem yarın uluslararası müsabakalarda düdük çalacak.
Ancak belli ki bizim MHK için bunun fazlaca önemi yok.
Öyle ya, dernek seçimleri için Malatya’dan Diyarbakır’a, Van’dan İstanbul’a koşturmak kolay mı?
Ey Arda Ergene ve Serdar Akçer;
İyisi mi, siz gidin de kumda maç yönetin!




Okumak yetmiyor
Malum, son günlerin tartışma konusu spor alanlarında, özellikle statlardaki olaylar ve küfürlü tezahürat.
Emniyet Genel Müdürlüğü ilginç bir araştırması yapmış.
Polis, yaklaşık 4 bin holiganın eğitim durumlarını, mesleklerini incelemiş.
Hani yaşanan çirkinlikleri önemsediğimiz vakit “Bir avuç kendini bilmez”, “Bunlar cahil insanların yapacağı iş” deriz ya.
Verilen ne yazık ki öyle söylemiyor;
Fanatiklerin yüzde 42’si lise mezunu. Yüzde 18’i ise üniversite. Yani yarıdan fazlası okumuş, tahsil yapmış insanlar.
Yüzde 18’i ortaokul, yüzde 22’si ise ilkokul bitirmiş.
Meslek gruplarına göre de bir sınıflamaya gidilmiş.
Tribünde olay çıkaranların yüzde 20’si öğrenci. Yüzde 20’si serbest meslek sahibi.
“Adam işsiz güçsüz, tabii bağıracak, küfür edip rahatlayacak” diyenlerin dikkatini çekerim; genel ortalamada işsizlerin oranı yüzde 12!.. Kalanı memur, emekli, işçi, tekstilci vs. Yüzde 88’i iş güç sahibi insanlar.
Tabloyu gördükten sonra sanırım atılması gereken adım şu;
Sokakta, restoranda, bankada, markette karşılaştığımız bu insanların psikolojik durumlarının incelenmesi.
Şiddetin şifresi, canavarın hangi ruh haliyle ortaya çıktığı sorusunda yatıyor.



Bana da ceza verin
Futbol Federasyonu Sivasspor maçı sonrası yaptığı açıklamalar nedeniyle Galatasaraylı yönetici Haldun Üstünel’i disiplin kuruluna sevk etti.
Üstünel 21 gün hak mahrumiyeti cezası aldı.
Sonra ne oldu?
Aynı yönetici aynı gün medyaya çıkıp demeç verdi.
Yarın Denizlispor maçına gidecek. Ertesi hafta Ali Sami Yen’de boy gösterecek. Belki maçın ardından yine konuşacak.
Üstünel’in Sivasspor maçından sonraki söylemleri suçtur, değildir.
Yanıtı alınganlık katsayınıza bağlı.
Disipline verdiniz, cezasını kestiniz.
Adı üzerinde “ceza.”
Olup biteni görüyorsunuz. Üstünel’in demeç vermesini, maça gitmesini engelleyebiliyor musunuz?
Hayır.
Verdiğiniz cezanın bir yaptırımı var mı?
Yok.
Eee, ne anlamı vardı bunca gürültü patırtının?
Şu anlamı vardı; Dostlar alış-verişte görsün.



İndirime girdik
Disiplin talimatı çok açık.
Futbolcu hakeme küfür ederse cezası üç maçtan başlar.
Buyrun bakın; madde 31, fıkra iki.
İstisnası şu; disiplin kurulunun takdiren indirim yetkisi vardır.
Örneğin Beşiktaşlı Zapotocny. Çek oyuncu “hatalıyım” dedi, kurul da üç maçlık cezayı ikiye indirdi.
Bunu anlarım. Kabul de ederim.
Ya Galatasaraylı Ümit Karan? Ümit neden üç değil de iki maç ceza aldı?
Ümit “Küfür etmedim” dedi, hakemi suçladı.
MHK ise hakemine inandı, bu hafta maç verdi.
PFDK ne yaptı? Ümit’in cezasını tıpkı Zapo gibi ikiye indirdi.
Tanrı aşkına; biri çıkıp bu indirimi açıklasın.
Kimsenin haberi yok da Galatasaray kaptanı gizlice suçunu mu kabul etti?
Yoksa, geçmişte selefleri için “eyyam yapıyor” diyenler aynı kalıba girmeye mi başladı?