Tarih 23 Ağustos 2010. Trabzonspor’un kendi sahasında Fenerbahçe’ye üstünlük sağladığı son maç. Başkanlar değişti, teknik direktörler, oyuncular değişti. Türk futbol tarihine geçen bu sezonu unutmayan sadece taraftar kaldı.
Trabzonspor- Fenerbahçe maçları her zaman gerilimli geçer. Sakin kalabilen, sinirlerine hakim olabilenin avantaj sağladığı oyunlardır. Trabzonspor son yıllarda bunu başaramadığı için istediği skorları elde edememişti.
Dün akşam Ünal Karaman’ın ilk on birde şans verdiği Oğulcan, Hüseyin, Yusuf ve Abdülkadir 8 yıl önce bıyıkları yeni terlemeye başlamış alt yapı oyuncuları idi. Onlar takım arkadaşlarıyla birlikte dün akşam bir tarihe tanıklık etme şansını yakaladılar.

* * *

Trabzonspor maçı baştan sona domine eden taraftı. Hem rakibine oynama şansı vermedi, hem hücumda etkili oldu. Özellikle Pereira ve Abdülkadir’in kullandığı sağ kanattan maksimum verim aldı.
Sanırım Ünal hoca, Yusuf’a ve diğer oyunculara kaleyi gördüğünüz yerden yoklayın talimatı vermiş. Genç yıldız önünü boşalttığı her pozisyonda golle sonuçlanabilecek vuruşlar yaptı. Lakin topu çerçevenin içine yerleştiremedi.
Orta alanda Onazi’nin çalışkanlığı, Sosa’nın tempoya katkı veren pasları Fenerbahçe’nin dengesini bozan faktörler idi. Deyim yerinde ise konuk takım uzun süre biçare kaldı.
Trabzonspor büyük bir avantaj yakaladı bu bölümde. Rodallega penaltıda kaleci Harun’un yattığı köşeyi tercih etmese, ev sahibi ekip soyunma odasına moralli ve avantajlı gidebilirdi.
İkinci yarıya da pas trafiğinin dozunu yükselterek başladı bordo-mavililer. Bırakın bu sezonu, uzun yıllardır ben böyle hırslı, arzulu, gol için çaba sarf eden bir Trabzonspor izlememiştim.
Çok net söylüyorum, kaleci Harun olmasa Fenerbahçe’nin hezimet sayılabilecek bir skorla sahadan ayrılması içten bile değildi. Perdeyi gizli golcü Novak’ın arka direkte Pereira’nın nefis pasıyla buluşması açtı. Sahanın en iyilerinden bu ikili kilidi çözünce, evlere şenlik Fenerbahçe savunmasının da gardı düştü.
Neler kaçmadı ki? Bir maça bu kadar gol pozisyonu sığar mı diye sorsanız, ancak bu kadar olur diyebilirim. Ardından kaptan girdi devreye. Karaman’ın tamimatını adrese teslim bir golle yerine getirdi Sosa.
Son bölümler Trabzonspor için sıkıntılı geçti. Frey’in golüyle umutlanan Fenerbahçe yine aynı oyuncunun vuruşuyla belki de puan çıkarabilirdi Trabzon’dan. Ancak kaleci Oğulcan’ın o refleksi, Harun’un kurtardığı 6 net pozisyondan daha değerli idi.
Bu galibiyet Trabzonspor adına bir milat sayılabilir. Bunca olumsuzluktan sonra hedef büyütmek, iddialı olmak onların hakkı. Tebrikler Trabzonspor’a, alkışlar muhteşem taraftara!