Böylesi önemli bir maçın ligin hemen başında oynanması üzerinde düşünülmesi gereken bir konu. Bu tarz müsabakalara fikstür çekiminde ayrıcalık tanınması şart. Şayet daha kaliteli, daha üst düzey bir mücadele izlemek istiyorsak tabii.

Lige iyi başlamayan Fenerbahçe için çok kritik bir sınavdı. Ersun Yanal’ın Trabzonspor’u ise lige üç puanla girmesine karşın, deplasmanda 20 yıldır yenemediği bir rakip önünde önce bu psikolojik baskıyı kırmak, ardından Fenerbahçe’nin zaaflarını değerlendirmek isteyecekti.

Geçen hafta ilk maçında siftah yapmış ve attığı gollerle takımını galibiyete taşımıştı Burak Yılmaz. Dün de sahneye çıktı ve oyunun hemen başında Fenerbahçe savunması ve kalecisinin hatasını affetmedi yıldız futbolcu. Burak’ın sakatlanarak yerini N’Doye’ye bırakması şunu gösterdi ki, Ersun hocanın oyun stratejisi onun üzerine kurgulanmış. Burak’tan öncesi ve sonrası diye iki farklı görüntüsü vardı bordo-mavili takımın. Toparlanması kolay olmadı.

İki teknik direktörün de orta alanda baskı yapıp, top çalma düşüncesi faul sayısını artırdığı gibi oyunun kanatlara açılmasını da güçleştirdi. Fenerbahçe’de bu işi yapabilecek iki önemli isim vardı. Velbuena ve Alper. Trabzon’un iki savunmacısı onlarla girdikleri çoğu mücadelede etkisiz kalınca, ev sahibi takımın hücum etkinliği yükseldi. Alper’in ilk yarının son dakikasında attığı golde beş rakip oyuncu arasından topu ağlara göndermesinde yeteneği kadar, Trabzonspor savunmasının da büyük hatası vardı.

Bu arada sezonun en şaşalı transferi olarak takdim edilen Kucka’yı iki haftadır izliyoruz, tam bir hayal kırıklığı. Geçen yıl Okay-Onazi ikilisi çok daha verimliydi. Umarız yanılan biz oluruz.

Soyunma odasına eşitlik sayısının morali ile giden Fenerbahçe’de Aykut Kocaman’ın önce Giuliano sonra Soldado değişiklikleri skoru ne kadar istediğini gösterse de, Trabzonspor’un oyunda tutunma çabası, hesapları bozdu. Baskı sonrası kazanılan topla buluşan Olcay’ın nefis vuruşunda, kapattığı köşeden golü yiyen Volkan Demirel’in de payı vardı.

Fenerbahçe ikinci kez geriye düştükten sonra hücumda çoğalmaya çalışırken, risk almaya başladı. Maçın son yarım saati beklenen şekle döndü. Müthiş direnç gösteren ve sürpriz toplarla rakibi tehdit etmeye çalışan bir Trabzonspor. Karşısında tüm hatlarıyla saldıran ve rakibi hataya zorlayan Fenerbahçe. Nitekim Trabzonspor’un en kötüsü Kucka’nın neden olduğu penaltı ve Valbuena’nın eşitlik sayısı, kalan dakikalara stres ve gerilim yükledi.

Karadeniz ekibi kazanabilirdi de, kaybedebilirdi de. Yediği iki basit gole bakarsak, Yanal’ın neden ısrarla en az bir stoper istediği anlaşılabilir!