Dört gün sonra Ankara’da özerklik anlayışımızı temelden değiştirecek bir statü oylanacak. Ancak kimseden tık yok.
Neden?
Çünkü Futbol Federasyonu, FIFA’nın emir buyurduğu çerçeve statü çalışmasını garip bir gizlilik içinde yürüttü.
Kamuoyunda tartışılmasını istemedi. “Aman dışarı bilgi sızmasın” dendi.
Futbolun lokomotifi Süper Lig kulüplerinin bile tasarının içeriğinden hafta sonu haberi oldu.
Uzlaşma zemini yaratılmadan iş neredeyse oldu bittiye getirildi. Ve hukuken ciddi sıkıntılara yol açabilecek bir noktaya gelindi. Çünkü süreç tersinden işledi.
Statü ve yasa çalışmalarının eş zamanlı yürütülmesi gerekirken “yasa koyucular” uyudu, federasyon onların önüne geçti.
Oysa devrim niteliğindeki değişiklikler futbolun genel kuruluna taşınmadan önce, kırk küsur sayfalık 3813 sayılı yasanın sadeleştirilmesi ve TBMM’nin onayından geçmesi gerekiyordu.
Biz ne yaptık?
Yasaya uygun statü hazırlamak yerine,  yasayı statüye uydurmak gibi bir alaturkalık sergiledik.
Burada tüm sorumluluğu Futbol Federasyonu’na yıkmak haksızlık olur.
FIFA’nın belirlediği takvimin bir ay aşılmasına rağmen, yasal düzenleme için tek adım atılmaması Türkiye’deki yasama sürecinin keyfiyetiyle ilgili.

Sıkıntı yaratabilir
Benim endişem salı günü Ankara’daki mali genel kuruldan çıkacak kararın, önümüzdeki dönem bazı sıkıntılara yol açma olasılığı.
Niye derseniz?
Futbolda da siyasette de istikrarı pek sevmeyen bir toplumuz. Yarın birileri federasyon seçimlerinin yenilenmesi için yeterli sayıda imzayı masaya koyarsa... Genel Kurul FIFA’nın istediği statüye göre mi, yoksa halen yürürlükte olan yasaya göre mi toplanır? Hukuken uygulanamaz durumdaki bu statü kaosa yol açmaz mı?
Bulanık suda balık avlamak isteyen bir genel kurul delegesi, alınan kararın iptali için mahkemeye gitse!..
Ya da milli takım sorumlusunun maaşını meclis gündemine taşıyan bir vekil , “Kardeşim bu ülkede yasalar mı belirleyici yoksa talimatlar mı?” diye ortaya çıksa!..
Statünün meşruiyeti sorgulanmaz mı?
Sonra...
Sonra ayıkla pirincin taşını...
Federasyonun bu süreçte FIFA’nın bazı anlamsız isteklerine direndiğini biliyorum. Fakat aynı özeni yasa koyucularının gösterdiğine inanmıyorum.
Konuyla ilgili taslak ilgili bakanlığa sunulmasına karşın şu ana dek ciddi bir çalışma yok. İsteseler dört ayda yeni yasayı çıkarabilirlerdi!..
İşte örnek;
Askerlik yaşıyla ilgili düzenleme jet hızıyla komisyondan geçti ve genel kurula sevk edildi.
Dolayısıyla gecikilen her gün, Türk futbolu için risk yaratıyor.
Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu en kısa sürede statü ile yasayı uyumlu hale getirmek için düğmeye basmalı.
Basmalı ki, federasyonu gerektiğinde FIFA’ya hesap verebilsin, tatsız sürprizlerle futbolumuz yeni bir karmaşanın içine sürüklenmesin!..
Sakın, “Yapamazlar, her şey kontrolümüzde” demeyin!..
Özellikle siyasetçiler iyi bilir, bu ülkede hiç bir koltuğun ve makamın garantisi yoktur!


Bizim hakemler kukla mı?
Collina niçin geldi Türkiye’ye? Seminer vermek, hakemleri eğitmek, bilgi ve deneyimlerini paylaşmak için mi? Asla.
Hakemlikten sonra ticari hayatta da tam gaz giden Collina’yı, İstanbul’a bir banka kartı organizasyonu getirdi.
Bizim Merkez Hakem Kurulu da balıklama atladı üzerine.
Kim akıl verdi, kimler buyurdu bilinmez; Türkiye’nin dört bir yanından 50’ye yakın hakem apar topar İtalya’nın huzuruna çıkarıldı.
Hem de bir saatlik şov için. Şov diyorum, çünkü soracakları sorular bile hakemlerin eline verildi.
“Aman ha bunların dışında bir konuya girmeyin” denildi.
Kurnaz Collina da bir güzel nasihat etti! Bir tane hakem Collina’nın yanına gidip iki dakika sohbet edebildi mi? Veya ondan yararlanabileceği, ufkunu genişletecek bilgiler alabildi mi?
Collina, Türk hakeminin Avrupa’da üst düzey maç alabilmesi için sadece performansına bakılmadığından söz edebildi mi?
MHK’nin İstanbullu üyeleri Osman Avcı ve Yüksel Okçuoğlu niçin yoktu o salonda?
Oğuz Sarvan neden on dakika sonra terk etti gösteriyi?
Hakemleri konu mankeni yapan her kimse...
Geçtim masrafından, uçak biletinden, o kadar iş gücü kaybından.
Gücünüz, itibarınız ve paranız varsa!
Collina’yi eğitim için getirin Türkiye’ye.

Bu ne yaman çelişki!
Bir taraftan futbolu siyasetten uzak tutalım diye yasa çıkarıyoruz, öte yanda siyasetçiyi futbolun tam göbeğine davet ediyoruz.
Sezon bitiminde yaşadığımız şu tablolara bakın;
Galatasaray’a şampiyonluk kupasını Futbol Federasyonu Başkanı değil de Devlet Bakanı veriyor!
Eskişehirspor, Süper Lig?‘e yükseliyor, kupa Maliye Bakanı’nın ellerinde! Kayserispor, Fortis Türkiye Kupası’nı kazanıyor, maç sonunda üç bakan sahanın içinde! Milli Takım, Antalya’da kamp yapıyor, bakan orada! Haftaya Portekiz maçı var.
Başbakan ve 6 bakan tribünde olacakmış.
Futbola düşkünlüklerini anlıyoruz da...
Biraz abartmıyorlar mı ilgilerini?