Terim, Kocaman, Güneş ve Aybaba dikkat etmeli!

Merkez Hakem Kurulu’nun devre arası seminerinde hakemlere çok önemli talimatlar verildi. UEFA Hakem Kurulu üyesi Jaap Uilenberg, hakemin otoritesini sarsıcı ve taraftarı kışkırtıcı hiçbir hareketin cezasız kalmamasını istedi.
Ve ekledi; “Maalesef bu uygulamayı Türkiye için yapıyoruz. Çünkü yedek kulübesindeki teknik adam, futbolcu ve diğer unsurların hakeme yönelik bu kadar abartılı eylemleri sadece bu ülkede yaşanıyor”.
Neydi o talimat ? “Teknik alanda yer alanlardan herhangi birisi hakemin kararına itiraz etmek ya da verdiği kararı protesto etmek amacıyla taç çizgilerinden oyun alanına girerse, hakem tarafından oyun alanından çıkarılacak”.
Devamı var; “Teknik alandaki bir şahıs hakemin kararına itiraz etmek ya da verdiği kararı protesto etmek amacıyla oyun alanına veya çevresine herhangi bir şey fırlatırsa (su şişesi, ceket, şapka vs.) hakem tarafından ihraç edilecek”.
Ve en önemlisi; “Bir teknik direktör abartılı ve agresif bir biçimde hakem kararına itiraz eder ya da verilen kararı protesto ederse, uyarıya gerek duyulmadan tribüne gönderilecek”.
Hafta içinde oynanan Bursaspor-Fenerbahçe kupa maçında ilk uygulaması yaşandı. Dördüncü hakemin uyarısıyla ev sahibi takımın teknik direktörü Ertuğrul Sağlam saha dışına çıkarıldı.
Sağlam küfür mü etti? Hayır? Centilmenlik dışı bir söz mü sarf etti? Hayır.
Ne yaptı? Hakem kararına üç kez el-kol hareketleri ile tepki gösterdi.
Okumayı, kendimizi geliştirmeyi, yaptığımız görevler itibarıyla bizi ilgilendiren değişiklikleri takip etmeyi sevmeyen bir toplumuz.
Ne zaman canımız yanacak, temsil ettiğimiz kurumlar zarar görecek, o vakit aklımız başımıza gelecek.

Alp son derece kararlı
MHK Başkanı Zekeriya Alp ile olacakları konuştuk, kararlıydı; “Kim hakem üzerinden seyirciyi tahrik eder, hakemin otoritesi ile oynamaya kalkarsa, cezalandırılacak”.
Başkana hak vermemek mümkün değil. Ancak talimatların yeterince duyurulması konusunda endişelerimiz vardı. Alp hemen ekledi; “Kasımpaşa-Galatasaray maçından başlamak üzere, dördüncü hakem müsabakadan önce soyunma odasına giderek teknik direktöre yeni talimatı hatırlatacak. Teknik adam da futbolcularına ve yardımcılarına anlatacak. Daha ne yapalım ki?”
Huylu huyundan bu kadar çabuk vazgeçer mi bilemeyiz. Görünen o ki, konu bir süre daha gündemde kalacak.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, talimatların takım ve teknik adam ismi gözetmeden herkese eşit biçimde uygulanabilmesi.
Ertuğrul Sağlam Türk futbolundaki önemli isimlerinden biri. Ancak sonuç itibarıyla bir Anadolu takımının teknik direktörü!
Lakin, Fatih Terim, Aykut Kocaman, Şenol Güneş, Samet Aybaba ve diğerleri için de aynı yaptırımların devreye girip girmediğini takip etmek de bizim görevimiz.

Raporlar çok önemli
Teknik alan içinde hakeme küfür eden, hakaret içeren cümle kuranların cezası belli. Peki bu yeni talimatın karşılığı ne? Federasyon hukukçularına göre eylemin şiddeti, cezanın oranını belirleyecekmiş. Örneğin, sadece el-kol hareketi ile sınırlı kaldı ise, o maç için tribüne gönderilme yeterli sayılacakmış. Abartılı tepkilerde diğer hükümler devreye girecekmiş.
Bu nasıl belirlenecek? Elbette hakem ve temsilci raporlarıyla.
Özen gösterilmesi gereken bir husus daha var. Yakın geçmişte yaşanan sıkıntıların tekrarlanmaması için Antalya’daki seminerde üzerine basa basa söylendiği gibi hakem-temsilci raporları net ve tartışmaya yol açmayacak bir dille kaleme alınacak! Umarız yeni uygulama “futbol barışına” katkı sağlar, umarız “saygı” sözcüğü de hak ettiği değeri bulur.

Al sana sosyal medya!

TFF kurullarının kamuoyunda tartışılan kararlarına, şimdi de sosyal paylaşım sitelerinden yapılan açıklamaların cezalandırılması eklendi. Olay malum. Futbolcu, bir kulüp başkanına Twitter hesabı üzerinden hakaret ediyor, başkan federasyona ihbarda bulunuyor, disiplin kurulu gereğini yapıyor. Talimatlarda sosyal medya aracılığı ile verilen mesajlara bir yaptırım var mı? Hayır yok.
Buradaki “sosyal medya” ibaresi “kulüp internet sitesi, televizyon, gazeteler” kapsamına alınabilir mi? Evet alınabilir.
Üzerine kafa yorulması gereken husus hesapların gerçekliği. Suçlanan kişi hukuken aksini kanıtlamak zorunda değil. Yükümlülük iddia sahibinin.
Olayımızda bu araştırılıp bir neticeye varılmış mı? Hayır.
Öte yandan sahte hesaplarla insanlara sövmeyi alışkanlık haline getirmiş o kadar çok “sanal kabadayı” var ki? Peki, bunları nasıl ayıklayacaksınız?
Yöntem belli. Yargı yoluna gidenler, er-geç istediğini alıyor.
PFDK bize göre doğru bir refleks gösterdi. Fakat cezanın hukuki zemini sağlam değil. Olası sıkıntıların önlenebilmesi için talimatlarda yapılacak düzenleme ve devletin ilgili birimleriyle işbirliği çözüm sağlayabilir.
Sorunumuz sosyal medyadaki yozlaşmaya, kokuşmuşluğa ve insan onurunu zedeleyen hakaretlere karşı olup olmadığınız.
Ben karşıyım. Ve bunların cezalandırılması için kullanılacak her yönteme de evet diyorum!