Trabzonspor ve Kıbrıs gözlemleri

Trabzonspor kafilesini taşıyan Yunanistan’a ait özel uçağın Rodos’u pas geçip Larnaka’ya inmesi, Türkiye ve KKTC’de günün konusu oldu.
Kimilerine göre Rumlar 1974 yılından beri uygulanan yasağı delip Türkler karşısında puan aldı.
Bazıları işi abartıp rota değişikliğini “Rum tezgahı” olarak nitelendirdi.
Hatta daha ileri gidenler, Trabzonspor uçağının doğrudan Güney Kıbrıs’a inmesinin Türk Dışişleri Bakanlığı’nın girişimiyle gerçekleştiğini ileri sürdü.
Anlayacağınız her kafadan bir ses. Sanırsınız üçüncü dünya savaşının fitili ateşlendi.
Ya Rum tarafında nasıl karşılandı olay? Komik ama, Rum gazetelerinde bizi birbirimize düşüren olayla(!) ilgili haber dahi yoktu o tarafta.
Şimdi sormak gerek; Bu uçuş Türkiye ve KKTC’ye karşı planlanmış bir operasyon olsa, Rumlar daha çok ses getirmek için geçen yıl Ada’ya inen Fenerbahçe’yi mi kullanırdı, yoksa Trabzonspor’u mu alet ederdi hain emellerine?
Öküz altında buzağı aramakta üstümüze yok.
Dışişleri anında müdahale etti: “Kıbrıs politikalarımızda değişiklik söz konusu değil.”
Ulaştırma Bakanı bizzat devreye girdi: “Bizim açımızdan sıkıntılı bir durum bulunmuyor.”
Sivil Havacılık Dairesi; “Uçak, Yunan hava sahasına girdikten sonra rotasını aldığı izinle değiştirerek Larnaka’ya inmiştir.”
En gerçekçi yaklaşımı ise Trabzonspor Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu sergiledi:
“Biz niye şikayet edelim ki? Seyahatimiz 1.5 saat azaldı.”
İşin politik boyutu, yıllardır süren gerilim ve çözümü zor gibi duran süreci bir yana bırakalım.
Konu bir futbol maçı. Trabzonspor uçağı ile Rum kesimine giden ve dönen bir gazeteci olarak gözlemim şu; Rumlar yıllardır adaya gelen Türk kafilelerine yapmadık eziyet bırakmıyordu. Pasaport kontrollerindeki zulüm, fiziki takip ve taciz, aklınıza ne tarz zorluk varsa çıkarıyorlardı.
Bu defa rahatsızlık verecek en ufak bir olayla karşılaşmadık. Aksine Rum yetkililerin seyahati ve işleri kolaylaştırmak için ekstra bir çaba gösterdiklerine tanık olduk.
Elimizi kolumuzu sallayarak Lefkoşe’nin Türk tarafına gittik, dolaştık, orada yaşayan insanların sıkıntılarını dinledik ve Rum kesimine geri döndük. Bu satırlar özellikle KKTC’de yaşayan vatandaşlarımızı asla incitip üzmesin. Onca acı, kan ve gözyaşını kimse unutturamaz. Lakin dünya değişiyor, insanlar neyin nerede, nasıl farklılaştığını, ya da kendilerinin hangi güçlüklerle karşı karşıya bırakıldığını net bir şekilde anlıyor artık.
Yıllardır çözümsüzlük üzerine kurgulanmış politikaların iflas ettiğini fark etmek için, daha ne kadar inata gerek acaba?..

Arda’nın selamı var!

Bir ay öncesine kadar Arda Turan’ın transferiyle ilgili ne çok iddia ortaya atılmıştı.
Menajerlerin kurnazlığı ve kulüp yöneticilerinin tribün şovu, Arda’yı yeniden Süper Lig’de görmek isteyen taraftarın talebini karşılıyordu adeta.
Sonra?.. Arda bastı imzayı, İspanya’nın bonservis bedeli en yüksek on futbolcusu arasındaki yerini aldı.
2017’den önce yıldız oyuncuyu transfer etmek isteyen koyacak parayı, alacak Arda’yı!
Aslında Arda’nın fırsat avcılarına verdiği mesaj herşeyi anlatmaya yetiyor: “Kimse bana yapamadı, geri döndü diyemeyecek.”
Aklımıza gelmiş iken. Galatasaray Arda’yı kaça sattı?
12 milyon euro. Milli futbolcunun bugünkü değeri ne? 41 milyon euro.
Kim geliştirmiş kendini, Arda mı bizim kulüp yöneticileri mi? O’nun yolunu gözleyenler üzülmesin. Arda elbette bir gün doğduğu topraklara geri dönecek. Ama, sizin istediğimiz zaman değil!

Güney Kıbrıs’dan bir not

Apollon- Trabzonspor UEFA Avrupa Ligi maçı öncesi Mustafa Akçay basın toplantısında soruları yanıtlıyor. Masa da bir de Rum tercüman var.
Ama o ne? Mustafa hoca bir başlıyor konuşmaya, kolaysa durdur. Bir de ağdalı cümleler kuruyor ki, biz bile özneyi yakalamak için pür dikkat kesiliyoruz. Tercüman kadın ne yapsın? Doğaldır, bir kaç defa tekrar etmek zorunda kalıyor Mustafa hoca sözlerini. Her seferinde ilkinden farklı ifadeler çıkıyor ortaya! Sonra tercüman bunları çevirirken kan ter ve biraz da mahcubiyet içinde, ama daha kısa cümleler kurmak zorunda kalıyor.
Toplantı sonrası bazı yöneticiler ve meslektaşlarımız şikayet ediyor: “Amma da kötü bir tercüman bulmuşlar yaaa!”
Vallahi kadının suçu yok. Mustafa hocayı dinler ve vermek istediği mesajların şifrelerini çözerken, biz bile birbirimizden yardım alıyorsak, Rum tercümana kızmak haksızlık oluyor yani!