Trabzonspor kongresi öncesi camiayı heyecanlandıran haber, başkan adayı Muharrem Usta’dan gelmişti.
Seçimi kazandığı takdirde takımı Mircea Lucescu’ya teslim edeceğini açıklayan Usta, genel kurula sayılı günler kala Rumen hocayla doğrudan iletişim kurmadığını, aracılar vasıtasıyla nabız yokladığını söyleyince tansiyon düşmüştü.
Usta o günlerde Lucescu ile temasa geçmemişti ama, yüreğindeki aslan farklıydı; Ersun Yanal!
Hatta kongre öncesi deneyimli teknik direktöre “Kazanırsam seninle çalışmak istiyorum” mesajı göndermişti.
Yanal’ın yanıtı ise “Teşekkür ederim, bu sezon takım çalıştırmak istemiyorum. Üstelik sezon başında ayrılırken çok yıprandım” olmuştu.
Kongre yapıldı, Muharrem Usta kulübü içine düştüğü açmazdan kurtarmak vaadi ile delegeler tarafından başkanlığa seçildi.
Futbolcuların geçmişe dönük ödemeleri yapıldı, daha büyük bir kriz yaşanması önlendi ve konu dönüp dolaşıp teknik direktöre geldi.
Çok değil 10 gün önce, basın sözcüsü Asım Örem ilk yarı sonuna kadar Sadi Tekelioğlu ile yola devam edileceğini, Sportif Direktör Süleyman Hurma’nın da görevinin başında olduğunu açıkladı.
Bu sözlerin mürekkebi kurumadan, kulüple 3 yıllık sözleşmesi bulunan Hurma istifa ettiğini açıkladı.
İlginçtir istifa kararı, yeni yönetimin geçmişe dönük transferler ve yapılan harcamaları mercek altına aldığı sürece denk geldi!

Yemekte buluştular

Her daim Trabzonspor’un emekçisi ve zor günlerin destekçisi olarak görülen Sadi hocanın durumunun ne olacağını en iyi Muharrem Usta bilir, kuşkusuz.
İlk yarının bitimine iki hafta kala bu konuda yeni bir hamle beklemek etik olmaz.
Lakin, başkan Usta’nın ikinci yarıya iddialı ve hedefleri olan bir teknik direktörle başlamak istemesi de yadırganamaz.
İşte bunun için geçen Çarşamba günü İstanbul’da gerçekleşen Usta-Yanal buluşması, Trabzonspor’un vizyonu ve geleceğe dönük projeleri açısından önem arz ediyor.
Başkanın önceki gün verdiği röportajda kullandığı şu ifade dikkat çekiciydi; “Trabzonspor’da daha önce görev yapmış bir teknik direktör ile çalışabilirim...”
Kim olabilir bu teknik direktör?
Şenol Güneş’i açıkça işaret etti ama orta vadede zaten olmaz.
Öyleyse?.. Hami Mandıralı, Tolunay Kafkas, Yılmaz Vural veya Giray Bulak mı?
Yoksa Ersun Yanal mı?..
O yemek niçin yendi ve neler konuşuldu, Usta ile Yanal’ın arasında.
Belki de gelecek sezonun planları yapıldı...
Şartlar oluştu mu?
Hangisi olursa olsun.
Muharrem Usta “sezon sonuna kadar takım çalıştırmayı düşünmeyen” Yanal’ı ikna eder mi bilmiyoruz.
Trabzonspor’dan buruk ayrılan Yanal kendisine sunulacak tekliften etkilenir mi, onu da hâkeza!
Geriye dönüp o günleri anımsadığımızda, Yanal’ın ayrılık gerekçeleri netti; Constant gönderilsin, istediği mevkilere 5 oyuncu alınsın ve serbest bir çalışma ortamı (Sportif Direktörlüğün gölgesinde olmayacak) sağlansın.
Bugüne baktığımızda Yanal’ın ayrılık sebeplerinin ortadan kalktığını görüyoruz.
Constant yok, Hurma yok, Trabzonspor’u yüceltmeyi hedefleyen vizyon sahibi, iddialı bir başkan ve yönetim var.
Öte yanda, yayıncı kuruluş ile sözleşmesi devam eden, stresten uzak bir hayat süren ve halinden memnun görünen bir Ersun Yanal portresi!..
İkili arasındaki ilk sıcak temas ne sonuç verir, kestirmek mümkün değil.
Öngörümüz, Usta’nın boşa kürek çekmeyeceği, duyumlarımız Yanal’ın eski katı tutumunda olmadığı.
Yanal Trabzonspor’a dönerse şaşırmam. Sezon sonuna söz verdi ise yadırgamam!..

Usta ezber bozdu

Kulüplerin internet sitelerinden hakem hatalarına yönelik yapılan açıklamalar, genellikle hakaret ve tehdit içerikli olur, ortamı germek dışında bir çıkarım sağlamazdı.
Geleneği Trabzonspor’un yeni Başkanı Muharrem Usta bozdu.
Kendisini samimi olarak tebrik ediyoruz.
Çaykur Rizespor maçında hakem Ali Palabıyık’ın yaptığı hataları hiç de alışık olmadığımız (!) üslupla eleştiren bu açıklama, kendini Kaf dağının ötesinde gören, her fırsatta hakemleri baskı altına almaya çalışan, soyunma odası koridorlarını basan diğer kulüp başkanları ve yöneticilerine ders diye okutulmalı.
Sözcükler öfke ve şiddetten uzak tutulmuş, cümleler özenle seçilmiş, uyarılar kibarca yapılmıştı.
Hem canı yanmış bir kulübün nezaket sınırları içinde kalarak hakkını nasıl savunmaya çalıştığını görmek, hem de futbolumuzda yarınları kurtarmak açısından bu açıklama içtihat oluşturmalı.
Belden aşağı söylemlere ceza kesmekten usanan Türkiye Futbol Federasyonu’nun, (bu satırlar yazıldığı ana kadar belki de yapılmıştır) Muharrem Usta’nın nezdinde Trabzonspor’a bir teşekkür borcu olduğunu düşünüyoruz.
Umarız Trabzonspor yönetimi tavrını bozmaz ve sorunların diyalog yoluyla çözümüne katkı sunmaya devam eder.
Yarın farklı bir dil kullanılırsa yazık olur!
Futbolda ayrıştırıcı değil birleştirici, kavgacı değil barışçı, yok edici değil uzlaştırıcı bir dönemin başlangıcı adına, böyle “Usta” işi yaklaşımlara çok ihtiyacımız var, inanın...

İspiyonculuk kötü şey!

Hani derler ya, “Bir deli kuyuya taş atar, 40 akıllı çıkarmaya çalışır.” diye...
Hakem camiasında son birkaç gündür yaşanan olaylar, aynen böyle.
Bir SMS polemiğidir gidiyor.
İşin içinde şantaj var, kenarda kalmışlık var, ikbal beklentisi var. Ne derseniz deyin.
Biraz da gizem kattınız mı, al sana 3. sınıf Yeşilçam senaryosu!
Kıskançlık, aklın önüne geçen hırs, adam satmalar... Tekmili birden orada.
En tehlikelisi ise “ispiyonculuk..”
Galiba MHK’nin önceliği, kangren olmuş parmakla ilgilenmek olacak!..