VAR’ın da suyunu çıkardınız!

Hazır milli maç arası olmuş, Video Asistan Hakemliği (VAR) tartışmaları soğumuş. Biraz nefes, azıcık sakinlik gerek.
Ama beyler rahat durmuyor ki...
Çok övünüyorlardı ya hani; “VAR kozmik odamızdır; kuş uçmaz, kapıdan sinek giremez” diye.
Şu aralar bakıyorum da, yolgeçen hanına dönmüş kutsal mekan!
Özel sunumlar yapılıyor. Odada yaşananlar allanıp pullanıp medyaya servis ediliyor.
Davete icabet, toplumumuzda nezakettir. Gider, görür, izin alır, yazar çizersin.
Tıpkı futbol yorumcusu Erman Toroğlu’nun yaptığı gibi.
Adamlar çağırmışlar RİVA’ya. Bir de kamera sokmuşlar yanlarına. VAR’ın başında Toroğlu, yanında AVAR Murat Ilgaz!
Bir kaç pozisyon izlendikten sonra gelişen diyalog aynen şöyle;
E.T- (yüksek tonda) Ne oldu? VAR gelecek Erman Toroğlu bitecekti, haaa?
M.I. - (gülerek elini uzatıyor) Tebrik ederim..
Bu arada arka fondan bir MHK üyesinin sesi geliyor (sanırım Bedri Dölkeleş); “Erman ölmezzz...”
E.T- Bitmezzz... Pasif aktif ofsaytı kaç tane hakemimiz çözer benim kadar?
M.I.- Evet...
E.T- Siz konuşamazsınız!
M.I:- Doğru, şimdi... (Toroğlu konuşturmuyor)
E.T- Pasif aktifi ben çözerim, penaltıyı ben çözerim.
M.I.- Evet, evet..
Akıl almaz gaflet
Ekrandan da yayınlanan bu görüntüler, MHK adına tarihe geçecek bir rezalettir.
VAR’dan sorumlu kurul üyesini yerin dibine sokan, hakemleri küçük düşüren, nihayetinde MHK’nin iflas ettiğini gösteren, berbat bir senaryodur.
Akılları sıra Toroğlu’nu saflarına çekip şovlarına alet edecek, kuyruğu dik tutmalarınını sağlayacaklardı.
Beyler, adam televizyonda program yapıyor. Yakalamış fırsatı... Hâlâ öğrenemediniz mi hocanızı?..
Reyting söz konusu olunca, babasını bile tanımaz. Siz de böyle meze olursunuz orta yere!
Utanın düştüğünüz durumdan.
Şu olaya herhangi bir ülkenin hakem kurulu üyeleri sebep olsa, ertesi gün istifa ettirir, gönderirlerdi.
Sahi, IFAB öğrense bu tiyatroyu, ne yapardı acaba?..

Acaba kim gelir?
Hakemlerin yanında MHK başkanının atamalarını eleştirir.
VAR odasında hakemleri satar.
Odadan çıkınca, futbol yorumcusuna sallar.
Rüzgar gülü denince akla...
Söyleyin bakalım, kim gelir?

Vefa nedir sayın Namoğlu?..
Vefasızlık, insanın hayatta karşılaşabileceği en acı deneyimlerden biridir. Can yakar, yürek dağlar.
Tıpkı yıllarca Süper Lig’de bayrak kaldırmış, önemli derbilere çıkmış, Avrupa’ya gitmiş, eski FIFA yardımcı hakemi Baki Tuncay Akkın’ın başına gelenler gibi.
Malum her sezon hakemlerin atletik testleri yapılır. Akkın ilk koşuyu kasığındaki sakatlık nedeniyle tamamlayamamış. “Mazerette” ise son turu bitirmek üzere iken “çok geride kaldın” diye başarısız sayılmış.
Soru şu; talimat “bir sezonda iki kez koşamayan klasman düşer” der. Akkın ikinci koşuyu mu koşamadı, mazeret koşusunu mu?..
Kafanızda tilki varsa, dilediğiniz gibi kullanırsınız tabii.
Akkın farkına varmış. Akıbeti MHK’nin yorumuna kaldı ise, süper ligden düşme endişesi sarmış son senesinde.
Atlamış İzmir’den RİVA’ya gitmiş başkan Namoğlu ile görüşmeye.
Belki de, “Bunca yıl hizmet ettim, dilekçemi vereyim, Süper Lig hakemi olarak veda edeyim” deme niyetinde imiş.
Lakin, karşıdan ses gelmez, yanıt verilmez, dur yapma denmez olmuş.
Aradan 20 gün geçmiş, Akkın bunca emek ve fedakârlığın karşılığı, TFF’nin internet sitesinden öğrenmiş İl hakemliğine düşürüldüğünü!
Pes vallahi... Ayıptır, günahtır. Dürüst davranmak varken, niçin şu günleri reva görürsünüz insanlara? Bir teşekkürü bile çok gördünüz ya!
İşin aslını siz daha iyi bilirsiniz sayın Yusuf Namoğlu!
Hangi hakemler için atletik testlerde kronometrelerin kapatıldığını! Ölçüm aletlerinin aniden arızalandığını! Testlere geç girmeler, erken çıkmalar yaşanmadı mı hiç medyaya kapalı koşularda?..
Güç gösterisini ise niyetiniz, deve dişi gibi hakemler üzerinden de göstereceksiniz o gücünüzü!
Kişiye göre adalet, adamına göre uygulama olmaz sayın başkan!
Vicdan meselesi işte.! Siz rahat iseniz, ne diyeyim?

Halim ağabeyden günümüze...
Bundan 25 yıl önce MHK eski başkanı rahmetli Halim Çorbalı ile sohbet ederken, “Evlat bu görevler fahridir. Seviyorsan koşturacaksın. Maddi karşılığı olmaz” demişti.
Işıklar içinde yatsın, federasyondaki çay parasını cebinden ödediği o günler çoktan geçti.
Şimdi herkes profesyonel! MHK başkanı da, kurul üyeleri de, hakemler de fazlasıyla kazanıyorlar.
Peki, kazandıklarının karşılığını verebiliyorlar mı? Takdir kamuoyunun.
Benim merakım, 10 binli, 20 binli maaşların konuşulduğu görevler her koşulda (başarısız bulunsalar da) devam eder mi?
Yanıtı ocakta.. Bilemediniz haziranda!