Cemal Ersen

Cemal Ersen

cersen@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Futbol niçin dünyanın en popüler sporu? Çok konuşulduğu için kuşkusuz. Yüz milyonlarca euroluk transferleri, her ülkede ayrı tatta yaşanan rekabeti, hakem hataları, yönetimleri, ateşli taraftar grupları...

Peki kim konuşuyor futbolu? Sokaktaki vatandaş, ekrandaki yorumcu, gazeteci, futbolcu, teknik adam, siyasetçi, hatta bu konuda fetva veren din alimleri!

Hâl böyle olunca, insanların sosyal yaşamdaki en büyük ilgi odağı futbolun bütçesi de büyüyor. Sponsorlar, başarıya endeksli devasa gelirler, gün geçtikçe büyüyen yayın pastası, bahis oyunları, dudak uçuklatan bonservis bedelleri, teknolojik yenilikler, yerkürenin en cazip oyunu hâline getiriyor futbolu. Futbol sayesinde dünyada 1 milyara yakın insan ekmek yiyor.

Haberin Devamı

Böyle bir sektörü kontrol altında tutmak da gün geçtikçe zorlaşıyor. Kurallar, yaptırımlar, mali denetim, fair-play söylemleri; futbolun doğasını ve ruhunu korumak adına yapılmak istenen onlarca şey.

Genelden özele, ülkemize çevirirsek projektörü, ekonomik açıdan Avrupa’nın en güçlü altıncı ligi olduğumuz görülüyor. Futbolumuzun en çok konuşulan paydaşının ise hakemler olduğu ortada. Büyük yatırım yapan kulüpler hata istemiyor. Kendileri teknik direktör seçiminde, futbolcu transferinde, yönetim tarzında yanlış yaptıklarında özeleştiride bulunmazken, hakemlerin sonuca etki etmesinden kaygı duyuyorlar.

Bu kez ne oluyor? Hakemlerimiz üçüncü dünya ülkeleri standartlarına indirgeniyor. Eğitimleri, nasıl yönetildikleri, koşulları, psikolojileri irdelenmiyor, yardıma teknoloji çağrılıyor. Sanki o teknolojiyi aynı hakemler değil, robotlar kullanacakmış gibi!

Doğru anlatılmalı

Şimdilerde Video Yardımcı Hakemliği ile yatıp kalkıyoruz. Karşı değiliz, ancak VAR’ın neler getirip götüreceğini tartışmamak ve yarın yaşanacak olası sorunları şimdiden konuşmamak, hakemlik adına yeni bir tehlike ve risktir.

Geçen hafta Antalya’daki hakem seminerinde gözlemledik. Ciddi bir kafa karışıklığı yaşanıyor. Yararlı mı olacak, yeni sorunlar mı doğuracak, net değil kimse. Hakemler bile bu endişeyi taşıyorsa, VAR’ı insanlara kabul ettirmek sanıldığı kadar kolay olmayacak demektir.

Haberin Devamı

Uluslararası Futbol Birliği Kurulu (IFAB) Video yardımcı hakemliğinin 4 temel konuda kullanılacağını söylüyor. Gol, penaltı, kırmızı kart, yanlış oyuncuya kart. İyi de, Türkiye’de hakemin her tartışmalı kararında VAR istenmeyeceğinin garantisini kim verebilir? Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören seminerde net biçimde altını çizdi; “Bu 4 madde 14’e çıkarılmaya çalışılırsa, Türkiye’de futbol biter.” Haksız mı?..

VAR; kamuoyuna, kulüplere, teknik adamlara, futbolculara ve hatta medya mensuplarına doğru anlatılmaz ise, büyük bir hayal kırıklığı yaşamak kaçınılmaz olur.

İnsana yatırım

Bir de Almanya gerçeği var karşımızda. VAR uygulaması, Bundesliga hakemlerini küstürmüş durumda. Ayyuka çıkan sıkıntılar yaşanmaya başlanmış. Selam bile vermiyorlarmış birbirlerine. Bizde zaten kamplara ayrılmış hakemler ne hâle gelir, varın siz düşünün. Daha şimdiden video hakemliğinin maddi getirisinin ne olacağını hesaplayan, dışarıdan kadroya girebilmek için torpil peşinde koşan, VAR’dan nemalanmayı umanlar var!

Haberin Devamı

Hakemliğin onca sorununu görmezden gelip, teknolojik dayatma ile futbolda adaletin sağlanacağını savunmak, en hafif tabiriyle saflıktır. Kişisel fikrimiz; VAR futbolun ruhuna el fatiha dedirtecek ise, karşıyız. Öncelik, hakem camiasında kalıcı barışı sağlamak olmalı. Üzerine kafa yorulması ve yatırım yapılması gereken en önemli unsur hakemin bizzat kendisidir. Bu da, parayla pulla olmaz. Gerisi laftır!

Burak yoksa, Rodallega var!

Trabzonspor’un ara transferde fazla bir hamle yapabileceğini sanmıyorum. Mali tablolar belli. Harcanacak para da öyle. Öncelik, mevcut kadronun ödemeleri. Rıza hoca elindeki oyuncuların tümünü hazır tutup, en verimli biçimde kullanmanın planlarını yapıyor.

Şimdilik tek sıkıntı Burak Yılmaz gibi görünüyor. Deneyimli oyuncunun Trabzonspor için anlamı büyük. Ligin ilk yarısında golleri ile takımını sırtladı. Hazırlık kampında sakatlandı. Fenerbahçe maçına yetiştirmeye çalışıyor sağlık ekibi.

Lakin, endişeye gerek yok. Hugo Rodallega onu aratmaz. Burak’ın gölgesinde kalmış gibi görünse de, forma şansı bulduğu her maçta beklenenden fazlasını verdi Kolombiyalı oyuncu. Son derece profesyonel. Küsmüyor, sadece işini yapmaya çalışıyor. Rıza Çalımbay da bunun farkında. Hugo’nun iki Konyaspor maçında göstereceği performans, Burak’ın tahtını tehdit edemez elbette. Lakin bu ikilinin birlikte oynayıp oynamayacağı tezi, Rıza hocanın kafasını karıştıracaktır. Adalet dağıtıcısı Çalımbay, Hugo’yu asla yitirmek istemeyecektir. Olmaz denilen “N’Doye- Burak” ikilisi denendi. Yeni bir alternatif yaratılabilir mi? Düşünülebilir...

Liderlerin savaşı

İkinci yarıda şampiyonu kadrolar değil, teknik adamlar belirleyecek. Lider Başakşehir’de istikrar abidesi Abdullah Avcı var, bu kez treni kaçırmaya niyeti yok. Galatasaray, Fatih Terim’in deneyim ve otoritesine güveniyor. Asla vazgeçen olmayacaktır. Fenerbahçe’de Aykut Kocaman dizginleri eline almış durumda. Takımının derin kırılmalar yaşamasına izin vermeyecektir. Beşiktaş’ta Cenk’in gidişinden sonra Şenol Güneş’in işi zor gibi görünse de, bilge hocanın yapabilecekleri CV’sinde yazılı. Bir teknik adamın neleri değiştirebileceğine en güzel örnek Rıza Çalımbay. Trabzonspor’u yarışın içinde tutabilmek adına tüm becerisini kullanmayı sürdürecek. Göztepe’de Tamer Tuna, Kayseri’de Marius Sumudica, mütevazı kadrolarıyla sürprizlere devam etmek isteyecek. Unutmayalım, futbolcuları istedikleri kıvama getirmek ve en üst düzeyde verimi alabilmek, liderlerin becerisidir.