Yabancı hakem mi istemiştiniz?..

Adı Ivan Bebek.
Hırvat Futbol Federasyonu’nun FİFA kokartlı 6 hakeminden en kıdemlisi.
UEFA’nın elit kategori listesinde.
Cüneyt Çakır ile aynı kadroda yer alıyor.
Bebek’in Braga maçındaki rezil yönetimini izledikten sonra aklıma geliverdi.
Acaba “Süper Lig’e yabancı hakem gelsin” çığırtkanlığı yapanların kulakları çınlamış mıdır, diye?
Baktım, aynı arkadaşlar haklı olarak Ivan Bebek’i yerden yere vuruyor.
Adamın ne hakemliği kaldı, ne haysiyeti. Katil diyenler bile çıktı, Hırvat hakem için.
Katil midir, talimatla maç mı yönetmiştir, bilemeyiz.
Gerekiyorsa soruşturup takipçisi olmak, Fenerbahçe kulübünün görevi.
Ancak şu net; Ivan Bebek’in bırakın Süper Lig’de maç yönetmeyi, amatör kümede görevlendirilmesi bile caiz değil!
Televizyondan izleyecek
UEFA’nın elit kategoride 29 hakemi var.
Bunların 18 tanesi 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda düdük çalacak.
Hakemliğini tartıştığımız Cüneyt Çakır orada olacak. Herhangi bir şanssızlık yaşamazsa finalin de en büyük adayı.
Ivan Bebek ise şampiyonayı televizyondan izleyecek!
Herkes aynı fikirde, bu sezon liglerimizde büyük hakem hataları yapıldı.
Canı yanan kulüplerin neredeyse tamamı haklı.
Ancak ben hâlâ iddia ediyorum, UEFA’nın üst düzey hakemlerinin yarısı, bizimkilerin eline su bile dökemez.
Düşünebiliyor musunuz, Hırvat hakem pazar günü oynanacak Galatasaray- Fenerbahçe maçını yönetecek ve aynı hataları burada da tekrarlayacak.
Ne asap bozucu değil mi? O maçın sonunu düşünemiyorum bile!
Fabrika ayarlarına dönülmeli
Her zam gelişinde “et ithal edelim” diyenlerle, yabancı hakem isteyenler arasında zihniyet farkı göremiyorum.
Nasıl bu memlekette hayvancılığın canlandırılması, üreticinin teşvik edilmesi, halkın ucuz et yemesi sağlanmalıysa, Türk hakemliğinin yaşadığı sorunların aşılması için de fabrika ayarlarına dönülmesi şart.
İster profesyonellikten başlayın, ister eğitim veya alt yapıdan.
Dilerseniz Merkez Hakem Kurulu’nu değiştirin ya da eğitimcileri sil baştan yapın.
Gözlemcilere çeki düzen verin veya hakem-futbolcu, hakem- teknik adam ilişkilerini dizayn edin, adalet sistemini sorgulayın.
Sonuçta eldeki malzeme bu, onun üzerine kafa yorun.
Dolayısıyla işe bir yerden başlayın ve camianın paydaşlarıyla hakemliğin geleceğini kurgulayın.
Ama lütfen, korkunç Ivan ve onun gibiler Avrupa’da cirit atarken “yabancı hakem” safsatası ile insanları kandırmaya çalışmayın...

İnsanlıktan çıkmış medeniler!

Futbolu gölgeleyen skandallar peşi sıra geldi. Önce Madrid’te mültecilere para atıp eğlenmeye çalıştılar. Sonra Roma’da dilenen bir kadının üzerine idrarlarını yaptılar.
Sözde medeniyetin temsilcileri Avrupa’nın göbeğinde faşist duygularını tatmin ettiler. Onları yönetenler ise, Türkiye üzerinden yaşanan mülteci dramını savaş tüccarlığından kazandıkları kirli paralarla kamufle etmeye çalışıyor şu günlerde. Batsın sizin medeniyetiniz!

Yusuf Galatasaray’a mı gidiyor?..

Trabzonspor’da bu sezon sular durulacak gibi görünmüyor.
Başkan Muharrem Usta en zor dönemde elini taşın altına koymasına rağmen, engelleyemediği olayları çaresizlik içinde seyrediyor.
Takım içinde gruplaşmalar, teknik direktöre tavır alan oyuncular, tribün ile gerginlik yaşayan futbolcular, Trabzonspor’un kimyasını bozmuş durumda.
Son örneği Yusuf Erdoğan. Beşiktaş maçından sonra tribündeki taraftar ile yaşadığı gerginlik ve söylediği iddia edilen, “Merak etmeyin sezon sonunda ayrılacağım, siz de rahat edersiniz” şeklindeki sözlerinin altı boş değil aslında.
Geleceğin yıldızları arasında gösterilen, ancak bordo-mavili forma altında bir türlü istenilen patlamayı yapamayan Yusuf’un sözleşmesi 2018 yılında bitiyor.
Lakin genç oyuncu uzun süredir Galatasaray’ın takibinde.
Trabzonspor ile gönül bağı zedelenen Yusuf’un elini kolunu sallayarak gitmesi mümkün değil.
Sezon sonunda ne yaşanacağını kestirmek de, hâkeza...
Daha önce Selçuk, Burak, Engin Baytar, Olcan Adın gibi oyuncuları Galatasaray’a kaptıran bordo-mavili kulübün, içinde bulunduğu ekonomik durum göz önüne alındığında, cazip bir teklif geldiği takdirde Yusuf Erdoğan’ı satması sürpriz sayılmamalı!

Uzat elini TFF

Ankara’da geçen haftaki alçak terör saldırısında yitirdiğimiz canlar, ulusça yüreğimizi dağlamaya devam ediyor.
İnsanları korkuya, umutsuzluğa ve sindirmeye zorlayan bu saldırılara elbette boyun eğecek değiliz.
Acılarla yaşamaya alışmak, bir toplumun, bir ülkenin kaderi olamaz. Olmayacak da...
O hain patlamada yaşamını yitirenlerden biri de Galatasaraylı Umut Bulut’un babası idi.
Salı günü Kayseri’de yakınları ve sevdikleri Umut’a destek olurken, aynı kentte bir başka dram daha yaşandı.
Rize’de maça giderken trafik kazasında hayatını kaybeden İl hakemi Salih Ulu da, gözyaşları içinde toprağa verildi.
Henüz 31 yaşında idi Ulu. Bir başka terörün kurbanı olmuş, geride acılı bir aile, eş ve çocuk bırakmıştı.
Dostları, hakem arkadaşları, MHK başkanı son yolculuğunda onun yanında idi.
Şimdi bir görev de Türkiye Futbol Federasyonu’na düşüyor.
Genç yaşta aramızdan ayrılan Ulu’nun yakınlarına sahip çıkmak, maddi manevi onlara destek olmak, zor günler geçiren ülkemizde anlamlı şeyler de yaşayabildiğimizi görmek açısından önemli. Öyleyse, haydi TFF uzat elini...