Cemal Ersen

Cemal Ersen

cersen@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim” sözünü anımsattıktan sonra soruyorum Arda Turan’a; “16 maçlık tarihi cezadan memnun, sana güvenip kucak açanları mahcup ettiğin için üzgün müsün acaba?..”
Sakın haaa, yanıtını merak ettiğimden değil, hani çıkar da birilerinden özür diler mi diye soruyorum.
Belki de babası yaşındaki gazeteciye uçakta saldırdıktan sonra söylediği gibi “pişman değilim” diyecektir. Desin; alışığız güç zehirlenmesinin zirveden dibe nasıl bir rota çizdiğini görmeye. Arda ilk örnek değil, son da olmayacak.
Vurun abalıya filan demiyorum. Aksine Türk futbolunun yetiştirdiği bir yıldızın kendini yok etme çabasına üzülüyorum. Buna hakkı yoktu Arda’nın. Onu sevenleri, örnek alanları, güvenenleri, arkasında duran ve en zor günlerinde sahip çıkanları üzmeye hiç hakkı yoktu.
Şunu bilirim, şunu söylerim; Ülkeye mâl olmuş milli sporcuların siyasetle, siyasetçiyle işi olmaz. Olsa dahi kendi iç dünyasında yaşar, ilişkilerini ulu orta sergileme ihtiyacı hissetmezler.

Arda ne yaptı?
Arda’nın hangi makama yakın olduğu, kimlerle samimiyet kurduğu beni zerre kadar ilgilendirmez. Ancak referandum döneminde tribünden gelen “şeytanca” pası “centilmence” taca yollamak yerine, golle sonuçlandırmaya kalktığında, yitirmişti kredisinin önemli bölümünü. O pası atanlar bugün günah çıkarmaya çalışıp cezayı acımasız bulsalar da, en büyük zararı Arda’ya verdiklerini anlayamıyorlar hâlâ; acı olan da bu maalesef!
Peki ya Arda ne yaptı bu süreçte? İnsanların ona olan sevgisini törpülemek için çabaladı adeta. Galiba da başardı sonunda! Survivor’a katılabilir.
Yarın Tahkim Kurulu cezayı indirse ne olur, Arda futbolu bıraktım dese ne yazar. Bir zamanların yıldızı, “Şerefsizler, hepinizi öldürmek lazım” tehditi ile anılacak artık.
Disiplin kurulunun kararı sadece kitaba bakarak vermediği belli. Vicdanları rahatsız eden bir küstahlık, kendini ayrıcalıklı görme duygusu ve bunu açıkca yaşamaktan çekinmeyen bir egonun karşılığıdır, 16 maçlık mahkumiyet. Kimse altında başka niyet aramasın.

Ya ne olacaktı?
Hani deniyordu ya en fazla 6 maç alır diye. Aslında adalet kavramının toplumun her kesiminde olduğu gibi, futbolda da erozyona uğraması bozuyor ezberleri..
Hatta Hukuk Müşavirliği de öyle düşünmüş olmalı ki, Arda’yı “Saldırıdan” değil, “sportmenliğe aykırı hareket” ile “hakeme hakaret ve tehditten” sevk etmişti PFDK’ya. Belki de ittiği yardımcı hakemin boş bulunup düşmesi, orta hakeme kalkan yumruğun suratının ortasına patlaması gerekiyordu!
Şunun da altını çizelim; üç ayrı eylemden yargılanan Arda’ya her üç maddede öngörülen cezaların alt sınırı uygulandı. Niyet kötü olsa, rekoru 20 maçı aşardı!
Disiplin Kurulu, içtihat niteliğindeki bu ceza ile, gelecekte Futbol Federasyonu’nu başının üzerinde Demokles’in kılıcı gibi sallanacak bir fermanı imzalamaktan imtina etmiştir. Kurulun geçmişteki kararlarına bakıp eleştirenler olabilir. Lakin bu kez suç ve cezayı isabetli yorumladılar, birilerinin beklediği gibi eyyama kaçmadılar.

Haberin Devamı

Dava sırası mağdurlarda!
Pek çok insan bilmeyebilir. Trabzonspor eski başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, 14 Ekim 2016 tarihinde aralarında Merkez Hakem Kurulu eski başkanı Kuddusi Müftüoğlu, FİFA kokartlı hakemlerimizden Cüneyt Çakır, Bahattin Duran ve Tarık Ongun’un da bulunduğu 20 hakem hakkında FETÖ’ye üye olma suçlamasıyla savcılığa şikayette bulunmuştu.
Hacıosmanoğlu’nun bu girişimi 2015-16 sezonunda Trabzonspor’un üç maçını yöneten hakemler ve dönemi MHK başkanını büyük zan altında bırakmıştı. Soruşturma geçen hafta tamamlandı. İstanbul Cumhuriyet Savcısı Bahtiyar San, silahlı terör örgütüne üye olduğu gerekçesiyle halen tutuklu bulunan Erdem İren’in dışındaki tüm şahıslarla ilgili kararını açıkladı.
İki yıl süren ve istihbarat birimleriyle yapılan ortak araştırma sonunda, adı geçenlerin Bylock kullanmadığı, örgütle irtibatlarının saptanmadığı, Bank Asya’da hesaplarının bulunmadığı sonucuna varıldı. Ve dendi ki, “Kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına...”
Şimdi yapılacak tek şey var. Soruşturmada adı geçen kim varsa, korkmadan çekinmeden Hacıosmanoğlu’na karşı dava açmalıdır.
Türkiye’de 15 temmuz hain darbe girişiminden sonra başlayan “ihbar” ve “iftira” furyası, çok insanın haksız yere canını yaktı. “Kamu görevlisi” sayılan hakemler ve yöneticileri aklandıklarına göre, yaşadıkları sıkıntıların hesabını sormalıdır. Aksi takdirde yapanın yanına kâr kalacaktır ki; bu duyarsızlık ihbarcılığı ve muhbirliği güçlü biçimde teşvik edecektir!

Haberin Devamı

Rosetti’den haber VAR mı?
Merkez Hakem Kurulu Video Yardımcı Hakemliği’nde (VAR) basmış gaza gidiyor. Çünkü IFAB protokolüne göre, her hakemin 100 saatlik bir deneyimi olması gerek.
VAR’da görev alacak hakemler son birkaç aydır neredeyse ailelerini unuttu. Maçtan çıkan ertesi gün VAR uygulaması için bir başka müsabakaya koşuyor. Eee, on binlerce lira maç tazminatı ve maaşları var. Tabii verecekler karşılığını!
Umarım bu kadar emek ve masraf boşa gitmez de, hakemliğin tozunu alacağı iddia edilen proje başarıya ulaşır. Yoksa olası bir fiyaskoya, her hafta birbirinden skandal hakem atamalarını da eklerseniz, beylerin gelecek sezonu görme ihtimalleri fazla değil.
Bu arada gözden kaçmış olabilir. Hakemlerin rutin eğitiminden haberi olan var mı?..
UEFA sorumlumuz Roberto Rosetti ne zamandır boğazda rakı balık keyfi yapmıyor acaba?..
Son olarak devre arası seminerde hasbihâl etmişlerdi sanırım. Anlaşılan bu ortam Rosetti’nin de motivasyonunu düşürmüş.
Ama haksızlık etmeyelim; aslında her hafta yoğun bir eğitim VAR. Beş metrekarelik yayın arabasında hem de!..

Haberin Devamı

Alerjiniz mi var?
İzmir Marşı’na alerjisi olanlara önerim; Levmont kullanın geçer. Hem, baharı da rahat atlatırsınız!