Ali Koç’un ustalık sınavı

Hepsine evet... İlk haftaki rakibi ne hazırdı Süper Lig’e, ne de layıktı. Adı şampiyonluğa marke ne kadar takım varsa, hepsi şaşkın ve sarsaktı. Eğrisi doğrusuna denk geldi, Fenerbahçe puan cetvelinin en üstüne yazıldı.
Dileyen “kısmet” der buna... Dileyen muvaffakiyet.
Ama beş golün gerçeğini, coşkusunu, ilk maçın uzak ara ivmesini kim inkar edebilir.
Bakmayın siz Falcao’nun manikürcüsünden/berberinden alınan istihbaratların gölgelediğine... Müspet ilimlere göre bu sezon en iyi başlangıcı yapan takım Fenerbahçe’dir...
***
Yarın Başakşehir maçında ne olur?..
Valla o Başakşehir’in problemi...
Bu sezon bir alt lige mi hazırlanacaklar, orta sıralara asılmaya mı çalışacaklar bilemem. Ama şurası malum ki, Başakşehir’in yıldızı sönmüştür.
Zaten konumuz bu değil.
***
Fenerbahçe geleneğinde “başrol” daima “başkana” aittir ve sayın Ali Koç’un kimseye “rol çaldırmaması” gerekir.
Bakınız; az gitti uz gitti Fenerbahçe... Altı sene sonra, tekrar Ersun Yanal-Emre Belözoğlu-Volkan Demirel üçgeninde!
Artıları-eksileri-sorunlarıyla, aynı kahramanlar var yine bir Fenerbahçe Başkanı’nın kariyerinde.
İşte tam da bu sebeple, Ersun Yanal, Emre Belözoğlu ve Volkan Demirel’le ilgili yapması gerekenler var sayın Ali Koç’un...
Gereğini yaparsa; “ustalık sınavını” verir Başkanlıkta.
***
Ersun Yanal altı yıl önceki gibi Fenerbahçe’nin sürücüsü. Yıllar, çimenleri yolduran “saldırgan” tarzını biraz daha temkinli kılsa da “fırsat buldu mu affetmeyen futbol” hala genlerinde var.
Ve bu kez “üstün taraf” olmadığında sınanmış, geçen yarım sezon kriz yönetimini bir şekilde başarabildiği anlaşılmış, lakin hala “ne verirsen onu alırsın” kıvamında.
Eski argoyla “ne kaa ekmek o kaa köfte” hoca.
“Jailson stoper, Dirar sol bek, böyle idare et” dersen hiç ümitlenme Yanal’dan.
Adres Başkan!
***
Emre Belözoğlu yine orta sahanın yaşı/adrenalini endişe verici kurtarıcısı.
Şahane çalışan 56 Şevrole gibi… Gider ama nereye kadar?
Bir teklese, bir kırmızı kart görse “ne veriyorsa” o kadar eksilecek bir anda.
Eskiler “ağaca dayanma kurur, adama dayanma ölür” demişler ya; Emre yaşlı bir çınar işte.
Fenerbahçe Başkanı, son sınav şansını Emre’ye zimmetler, alternatifini yaratmazsa, Emre’nin takıma her büyük katkısı “potansiyel zarar riskini” katlar; o kadar.
*** 
Volkan Demirel yine sorun... Ama altı yılın ardından “eylemleriyle” değil “mevcudiyeti ile” bu kez.
Kötü kaleci mi? Hayır.
Yaşlı mı? Güldürmeyin!.. Kalecilik mesleğinde yüksek yaş çıtasını bir yana koyun Emre Belözoğlu, ağabeyi sayılır onun.
Fenerbahçe’nin kaleciye ihtiyacı var mı?..
Hepi topu iki kalecisi var koca takımın. Herhangi bir maçta biri kart görüp, diğeri sakatlansa Jailson kaleye geçer de... Stoper kim olacak o zaman?
Yani, nereden baksanız Volkan’ın önüne bir mukavele koymak lazım diyor mantık.
Tek engel, geçen sezon “acemiliğinden” rol çalmak için Başkan Ali Koç ile bilek güreşi yapmaya yeltenmesi.
İşte burada olay kişiselleşiyor...
Tek çözüm mercii Başkan.
***
Dikkat edin Fenerbahçe altı yılda az gitti uz gitti; bir de baktı ki bir arpa boyu yol gitmemiş. Umutlar, problemler aynı üç insan etrafına kümelenmiş.
Dördüncüsü, Ali Koç’tur.
İster çözer, ister düğümler.
Ki, Ersun Yanal’a tam bir takım teslim eder, Fenerbahçe’nin bir sezonluk yükünü Emre Belözoğlu’nun sırtına yüklemekten vaz geçer, Volkan sorununu Fenerbahçe çıkarına hallederse, işte o zaman hem ustalık sınavını geçer hem de “başrolü hak eder”...