“Pantolon olmadı, gömlek verelim” gibi “Süper Lig’de pek umut yok, Şampiyonlar Ligi yattı, bari Avrupa Ligine devam edelim” demez mi Galatasaray?
Ayağımıza kadar gelmiş, şu Brugge’u yeniverelim demez mi bugün?
Der tabi.
Galatasaray takımını, Falcao’yu, Belhanda’yı, Feghouli’yi falan bilmem de... Galatasaray Yönetimi ile Fatih Terim’in deli gibi istediklerinden eminim.
Çünkü çanlar onlar için çalıyor; hepsinin koltuğu devrilmek üzere.
Bir tür “mecburiyet” yani.
O zaman yine “banko Galatasaray”!
İyi de... Neyle?
Sakatları (Luyindama), cezalıları (Nzonzi), Avrupa listesine yazılmayanları (Ahmet-Emre) çıkartınca geriye formsuzlar veya ruhsuzlardan başka bir şey kalmıyor ki, Terim’in elinde!
İşin “püf noktası” burası!
Bırakın spor camiasını, sağır sultan bile bunun farkında değil mi?
Başakşehir ile olmadı, ikinci bir şans kapıyı çaldı, şimdi Fatih Terim vakti... Lemina’nın yanında Belhanda... Feghouli, Ömer yanlarda, 17 yaşındaki Erencan, 16 yaşındaki Emin Bayram’la bir “Brugge zaferi” ilaç gibi gelir büyük ustaya.
Ocak ayına kadar taşır.
“Galatasaray’dan gönderilecekler listesini” uzatmasa bile çok daha rahat yazdırır. Taraftar da kombineleri yırtıp atmaz.
İcabında, seçim tehditi altında ezilip büzülen, horlanan, dirseklenen yönetimin elini bile kuvvetlendirir Brugge galibiyeti.
Öyleyse, verelim mehteri:
“Banko Galatasaray”!
Malum, Başakşehir maçı için de “banko” demiştim Galatasaray’a...
“Tutturamadın” diyenler çıktı; iyi mi...
Yahu Banko diyorsak, kazanmak zorunda olduğunun altını çizmek için... “Durum vahim” demek için... “Başka çaresi yok” anlamında.
Ne Ters Köşe iddaa bayii ne de ben müneccimim!

El öpenlerin çok olsun Arda!
Galatasaray- Başakşehir maçından önce “çok özel” anlar yaşadık!.. Herkes gibi, biz de duygulandık Arda Turan eski hocası Fatih Terim’in ellerine sarılınca.
Öpüp alnına koyunca, gözümüz doldu.
Hele o kucaklaşma...
Hoca ile talebe kovdular kara kedileri aradan.
Paylaşılamayan Milli Takımmış demek ki!
Neyse... Özür dilemek de meziyettir, affetmek de.
Keşke bu seremoni buram buram “çıkar” kokmasaydı be Arda!
“Başakşehir’de ıskarta oldum, kurtar beni hocam” mesajıydı sanki Terim’e.
“Bir sürü adam göndereceksin Ocak’ta... Ben buradayım, sakın beni unutma”!
Öyle ya... Oynamasa bile “Başakşehir yedeği” yerine “Galatasaraylı Arda” olarak namı sürer hiç yoksa.
Çok mu pesimist bakıyorum?
Evet... Çünkü Arda yaptıklarından pişman olsa, el öpme ve helallik alma işine Bilal Meşe’den başlardı... Hani, göğsünde Ay-Yıldızla, Milli Takım uçağında yakasına yapıştığı günahsız, temiz, dürüst ve babası yaşındaki gazeteciden...
Sonra, sağa sola “sıktığı” hastanedekilerden.
Belki hepimizden; milli takımı tutanlardan, bir zamanlar onu bağrına basanlardan, falan.
G.Saray seyircisi önünde duygu istismarı yaparak değil.