Ercan Güven

Ercan Güven

eguven@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Lig yarışının zirvesindeki dört takım da haftayı puan kayıplarıyla kapatınca şampiyonluk adına yeni bir şeyler söylemek zorlaşır. Lakin öyle bir parametre daha var ki, puan kadar önemli:
Pandemi arasından sonra oynanacak sekiz haftanın bugün beşe inmiş olması.
Altı maç için 7/8 puan farkla beş maç için 7/8 puan fark aynı mı?
Dünden bugüne “yüzde yirmi” daha belirleyici hale geldi puan farkları.
Yani, iki adayı kaldı şampiyonluğun:
Başakşehir ve Trabzonspor.
Peki hangisi mutlu sona daha yakın?
Başakşehir elbet.
Sadece Sivas’a, Galatasaray’a, Beşiktaş’a fark attığı, Fenerbahçe’yi esamesi okunmayacak kadar geride bıraktığı ve ikinci Trabzonspor’dan iki puan önde olduğu için değil... “Konjonktür” icabı avantajlı Başakşehir!
Yanlış anlaşılmasın… Şampiyonluğu “batakhanede masasından karlı kalkabilmekle” eşdeğer “gıllıgışlı bir iş” gibi gösteren ve artık sıradanlaşarak her önüne geleni yaftalayan komplo teorilerini içermiyor bu “konjonktür” tespiti.
“Arkası kuvvetli” veya “hakemlerin gözettiği” türünden ispatı olmayan yakıştırmalara da gönderme yapmıyor.
“Pandemi”yi kast ediyor.
Daha doğrusu küresel salgın yüzünden tribünlerin boşaltılmasını…
Şayet Başakşehir bu sezon şampiyon olarak futbol tarihimize farklı bir sayfa ekleyecekse, başat sebeplerden biri pandemi sayesinde en büyük handikapı “seyircisizliğin” artık tüm rakipleri için de geçerli hale gelmesidir.
Herkesin tribünü boş şimdi. O tribün ki, şampiyonluğun itici gücü, coşkunun odağı, moralin kaynağıydı. Başakşehir’in yoktu, kimsenin kalmadı pandemi ertesi.
“Eski normalde” son düzlüğe girdiğinde tüm konsantrasyonu rakip taraftarların coşkusu içinde eriyip seyrelen Başakşehir’in rakipleri de tribünle ivmelenemiyor artık. Pandemi sayesinde “seyircisizlikte” adalet sağlandı, Başakşehir’e yaradı!
Hani “Covit-19 her şeyi değiştirecek” deniyordu ya… Değişiyor işte. Etkiler kimine negatif, kimine pozitif.
Allah vere de kısa vadede Başakşehir’e avantaj, rakiplerine dezavantaj olan negatif/pozitif sonuçlar, son tahlilde Koronavirüs testi gibi ters anlamlar içermese, futbolumuzu enfekte etmese.

Haberin Devamı

Mademki futbol bir ‘şov’... 
Senelerdir bıkmadan usanmadan kamuoyuna pompalanan “hakem algısı” nedir?
“Organize suç örgütü” gibi bir şey değil mi?
“İnfazcı, tetikçi, emek hırsızı, çete” sıradan sıfatlar.
Devamında müebbetlik hükümler var:
“Kişisel motivasyonla mı yoksa direktifle mi bilinmez ama istedikleri maçı istediklerine verirler… İstediklerini şampiyon yaparlar. MHK’leri hatta Federasyonları yıkarlar. VAR’ı bile tersyüz edip kötü emelleri için kullanırlar”.
Kanıtlar:
Saçma sapan, maçın dengesini bozan düdükler.
Karamsar az gelir bu tabloyu açıklamaya; resmen umutsuz vaka:
“Bu hakemler insanları futboldan soğuttular. Kan doğradılar halkın üç kuruşluk zevkine. Bitirecekler koskoca sektörü”.
Valla, söz konusu iddiaların bayraktarları en başta hakem camiasının öz evlatlarıysa ve hakem yapılanması dünden bugüne değişmediği, gelenek usta/çırak düzeniyle sürdüğü için bir anlamda “itiraf” niteliği taşıyorsa, söylenecek bir şey yok… En iyi onlar bilirler.
İddiaların hepsi doğru olabilir.
Bir tek şey dışında:
Hakemler bitiremezler futbol sektörünü!
Hatta büyütebilirler…
Siz uzun zaman önce “spordan” çıkarıp “şov” kategorisine sokmadınız mı futbolu? Ki, bu ifadeler de medyanın şova şehvetle katılıp pastadan pay alma uğraşıdır.
Şikayet niye?
Şovlar, içinde ne kadar çok unsur varsa o kadar zenginleşir… İyi/ kötü, sinsi/aptal, yalancı/dürüst, ahlaklı/ahlaksız ve sayısız karakterdir şovu şov yapan.
Bakınız “Amerikan Güreşine”…
Hakemler de dahil her şey sahte, her aksiyon dümen, tamamı kurgu.
Ama “ful çekiyor” Yenidünya’da.
Futbol da şovsa, çizdiğiniz hakem portresi cuk oturur. Tıpkı onları yerin dibine sokarak pasta yiyenler gibi.
İşin aslı… Akacak milyarlara tav olup futbolu spordan şova “terfi” ettirmeden önce düşünecektiniz.