Ezeli rekabet “ebedi nifak”!..

Hani, “ezeli rekabet” diye bir klişe vardır ya “ebedi dostluk” şekeriyle ekşisi dengelenen… Limonata gibi yapılan.
Bölücü örgüt marifetiyle galiba sonsuza kadar ortadan kaldırıldı Trabzonspor ile Fenerbahçe arasından.
“Rekabet” baki de... Gerisi “ebedi nifak” oldu 3 Temmuz’dan sonra.
Mazbatasını aldığı günden beri her işi “doğru” yapan Trabzonspor Başkanı Ahmet Ağaoğlu’nun bile konu 2010-11 kupası olunca camialar arasındaki husumetin altına odun atmaktan çekinmemesi, çılgınlıkla izah edilemez sadece...
Olsa olsa melun örgütün bir laneti.
Husumeti beslemeye ihtiyaç mı vardı, yoksa mecbur mu kaldı sayın Ağaoğlu, bilinmez.
Ama kesin olarak bilinen gerçek, 3 Temmuz’un Fenerbahçe’den sonra en büyük zarar verdiği kulübün Trabzonspor olmasıdır.
Örgüt, kirli elleriyle ona bir kupa hayali sunmuş, kimyasını bozmuştur. Kadim kulübün üretkenliğini bitirmiş, hamasete teslim olmasını sağlamıştır. Yıllarca biriktirdiği ne kadar meziyeti varsa yitirmesine, batma çizgisine yaklaşmasına sebep olmuştur.
Bunca yıl ve kötü deneyimden sonra Trabzonspor’u toparlayan sayın Ahmet Ağaoğlu da aynı tuzağın kenarlarında dolaşıyorsa, “elveda dostluk”!
Doğrusu yakışmadı Ağaoğlu’na...
“Verin benim 2010-11 şampiyonluğumu” başvurusunun CAS tarafından kabul göreceğini mi sanıyordu yoksa?
Mesele ortada;
Fenerbahçe’ye reva görülen 3 Temmuz’un bir Fetö kumpası olduğunu bilmeyen var mı artık?..
CAS da öğrendi tabi.
Gerçi hayretler içindedir ama!..
Çete üyesi polisimiz, yargıcımız, hakimimiz ile hazırladığımız sahtekarlığı Avrupa Futbolu’nu yönetenlerin önüne koymuşuz, onlar da gereğini yapmış ve Fenerbahçe’yi cezalandırmaya kalkmış vakti zamanında. Sonra sahtekarlığı kendimiz ortaya çıkarmışız ve operasyonu yapanları içeri tıkmışız.
Firari durumda olanlar hariç...
Yani, önce “Fenerbahçe şikeci” demişiz Avrupalıya, sonra “değil”... Ve Trabzonspor gidiyor ilk şıkka göre karar istiyor.
İşte takkeli bir delinin kuyuya attığı taş buralara kadar geliyor.
Elbette futbol mağdurları başında Fenerbahçe ve Trabzonspor gelmektedir ama UEFA da, FİFA da TFF de, futboldan sıtkı sıyrılan sokaktaki adam da mağdurdur.
Herkes kendi hesabını görecektir… Ancak diğer mağdurların üzerine giderek değil…
Nitekim, Fenerbahçe büyük davalara hazırlanmaktadır. UEFA-FİFA bana bulaşmayın modundadır. TFF “ne yapsaydım önüme getirilen hukuk kaşeli suçlamalar karşısında” savunması yapacaktır.
Bu sırada sen git CAS’tan şampiyonluk iste...
Yahu… CAS, Trabzonspor’un gönlü olsun diye Avrupa Futbolunu büyük tazminatlara mahkum edecek bir karar verir mi?
Neredeyse malumun ilanı olan ret cevabı gelince derin bir hayal kırıklığına uğrayıp da mı imza attınız “3 Temmuz 2011’de gün yüzüne çıkan şike-teşvik eylemlerinin gizlenmesi, gölgelenmesi mümkün değildir” satırlarının altına, yoksa sizin bile karşı duramayacağınız, direnemeyeceğiniz derin bir hadise mi bu sayın Ağaoğlu?
Tamam… CAS’ın kararı üzerine sükunetini korumak yerine “şampiyonluğumuz bir kez daha tescillendi” mesajıyla tahrik etmiş olabilir Fenerbahçe. Ama CAS’a kızıp Fenerbahçe’ye veriştirmek niye?
Tam düze çıkarken, tam da her şeyi “doğru” yapan bir başkan varken ateşin altına odun atmanın zamanı mıydı Trabzonspor?
Yazık oldu ezeli rekabetle birlikte “ebedi dostluğa dönüş umut edilen” bir döneme daha.