Falcao ilk golünü apronda attı!

Abartmayın!.. Kasada parası olup finansal fair playe takılmayan, ya da arkasından dolaşabilen her kulüp Falcao gibi bir dünya starını kadrosuna katabilir.
Sadece Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzonspor değil... Buna Antalya’dan Başakşehir’e kadar hepsi dahildir.
“Yapılmışı” vardır zaten...
Lakin Galatasaray’ın “Falcao hikayesi” kurgusuyla, tekniği ile, tarzıyla net/kusursuz/amasız/fakatsız mükemmel bir operasyon niteliğindedir.
Kutsanması gereken eylemi yapan zekadır burada.
Yiğidi öldür hakkını yeme... Falcao patlamıştır. Daha doğrusu Galatasaray patlatmıştır. Hem de sahip olduğu enerjinin kat kat üstünde.
Çünkü en iyi adama, en iyi zamanda, en coşturucu şekilde kavuşmuştur Galatasaray.
Açıkça söyleyelim... Başta Abdurrahim Albayrak, Galatasaray yönetimi Falcao transferini bilerek isteyerek “belki” haline getirmiş, planlayarak son güne taşımış, bir assoliste layık şekilde transfer perdesini “büyük gösteri” ile kapatmak için uğraşmışsa, bir kere daha helal olsun onlara.
“Belki durumu” kendi iradeleri dışında yaşanmışsa...
Yani Falcao “adı var kendi yok” ihtimalinde gidip gelmişse şu geçtiğimiz ay boyu... Galatasaray yönetiminin “Ya istiklal ya ölüm” der gibi varoluşunu riske etme özverisi söz konusu ki, asıl o zaman helal onlara.
Beceremeseler ne kadar kızacak, dalga geçecek, hor göreceksek, en az o kadar alkış.
Riski yükseltip tansiyonu arttırarak, yok olmayı göze alıp ödüllerini süper finalle almışlardır çünkü.
Kaçarı yok... Buna transfer bombası denir.
Saygı ve tebrik icap ettirir.
Falcao’nun Galatasaray’a katkıları sonraki tartışma...
Galatasaray Pazar gecesi havaalanında almıştır Falcao’dan alacağını.
O ne manzara!..
Sanki aşıklar buluşuyor... Sanki ana evladına, hasta ilacına kavuşuyor.
Ne Falcao’nun ilk taraftarı, ne de Galatasaray’ın ilk süper starı. Ama sevimli adamla muazzam kalabalıklar arasında sıradışı bir ilişki yaşanıyor.
Çünkü, Monaco ekabirlerinin tiyatro disiplini ile maç seyretmesinden bıkmış Falcao. Futbola yüreği ile tutunmuş bir taraftar istiyor. Galatasaraylı ise Falcao’yu...
Hem de çoluk çocuk hep birlikte.
“Yenge”ye bile üçlü çektirdi keratalar. Hem çıldırdılar hem çıldırttılar.
Evet, futbol apronda değil sahada oynanıyor.
Futbolumuzun alimleri diyor ki, “Falcao kalitesi su içinde 25-30 gol atar”.
Valla kendini boşuna yorar!
Zaten hava alanında attı atacağını.
Artık Galatasaray’ın özgüveni var. “Oh” diyen bir taraftar kadar güç olur mu?
Büyük iş başardı Galatasaray’ı yönetenler.
Bir kere moral üstünlüğünü ele geçirdiler Süper Lig’de... Hatta Avrupa mücadelesinde. “Falcao’lu takım” bir başka kalibrededir, değilse bile imajı yeterlidir.
Rakipleri gölgelemek, baskın çıkmak değil midir futbol başarısının bir başka tanımı? İşte onu yaptı Galatasaray yöneticileri.
İşin içinde biraz da “cinlik” var ki, analarının ak sütü gibi helalleri:
Falcao uçağının piste teker değdirişini, şayet bilerek isteyerek Fenerbahçe-Trabzonspor maç saatine denk getirmişlerse, bunun adı “psikolojik zafer”.
Yahu maç başlıyor, medya hava alanında.
Maç bitiyor, kameralar Abdurrahim Albayrak’la kucağındaki Falcao bebeğinde.
Yenge zıplıyor. Falcao üçlü çektiriyor.
Bir derbi de orada oynanıyor.
Ortada bir kazanan varsa, kaybeden de olmalı değil mi?
Galatasaray’ın sayın rakipleri... Yenildiniz, farkında mısınız?
Üstelik daha sahaya adım atmadı Falcao. Bir de sizleri gollerle selamlarsa derbilerde...
Karizma yerlerde.
Olacağına bakın... Galatasaray uğraşmış başarmıştır.
Tebrik ve takdirlerimi sunarım.