Hâlâ “büyük” Fenerbahçe

“Büyük olmak” sadece şampiyonluk kazandırmaz takımlara… Çok zor bir sezonu bile kendine yakışan şekilde alnın akıyla bitirmesini de sağlar.
Tıpkı Fenerbahçe gibi…
Bir kere düşme hattının dizilişini etkilememek için Erzurum’da elindeki en iyi kadroyla sahaya çıktı.
Sonra gelecek sezon kalıp kalmayacakları belli olmayan futbolcuları hiçbir motivasyon sebebi olmasa bile istekle oynattı o “büyüklük”…
Yüksek rakıma, çılgın gibi dipten kurtulmaya çalışan rakibe rağmen sonuna kadar mücadele ettirdi.
Ve kazandırdı.
Bu sezon çok şey kaybetti Fenerbahçe…
Demek ki, “büyük takım olma” özelliği bunlar arasında değilmiş çok şükür..
***
Can derdinde Erzurumspor ilk dakikadan itibaren maçın kendisi için mana ve önemine uygun bir motivasyonla oynamaya başladı ve Fenerbahçe hafif bir şok yaşadı ilk on dakika..
Sadece motivasyon değildi Erzurumspor’un silahı… Hamza Hocanın taktiği Erzurum’un baskısını kolaylaştırıyordu bir yandan. Öncelikle Fenerbahçe’nin kanat bekleri Hasan Ali ve İsla’yı iki hızlı kanadıyla çakılı oynatmak zorunda bırakmıştı ev sahibi. Ayaklarını değil ama kollarını bağlamıştı. İleride çoğalmasını zorlaştırmıştı.
Zajc bu sorunu tek başına çözecek kıratta değildi. İş Valbuena’ya kalmıştı.
Ancak Valbuena hem sıkı bir markaj altındaydı hem de Fenerbahçe’nin Tolgay ve Jailson’dan oluşan orta sahası daha dikine oynayıp Valbuena’yı atıl duruma getiriyordu.
Valbuena sinirlendi, sarı kart gördü, kanat değiştirdi ve sonunda sakatlandı. 25. dakikada yerini Moses’e bıraktı.
***
Moses ne Valbuena’dan üstündü ne de çok iyi oynuyordu ama hızlı ve dikine futbolu Fenerbahçe orta sahası ile daha iyi örtüşüyordu. Zaten ilk yarıda Fenerbahçe’nin yarattığı tehlikeler hep Moses oyuna girdikten sonra geldi. Soldado’nun sahada olduğu anlaşıldı.
Bu arada iyi niyetle koşan ama pek işe yaramayan Zajc’ın bir de talihsizliği var… Soldado’nun üçüncü pozisyonunda araya kafasını sokarak Fenerbahçe’nin mutlak bir golünü “kurtardı” adeta!.
***
Erzurum önde presle başladı ikinci yarıya… Ancak yine de öne çıktı Fenerbahçe. 55. dakikada Erzurumspor kalecisi Sehic topla Soldado’nun arasına girip Fenerbahçe santraforunu düşürünce maçın hakemi hiç oralı olmadı ve işi VAR’a bıraktı. Bu tutum bu sezon hakemlerimizin ne kadar edilgen ve endişeli bir hale geldiğinin, maç yönetimini tamamen VAR’a devrettiğinin açık bir göstergesiydi.
Dakikalar sonra devam eden oyunu durdurup VAR yardımıyla penaltı noktasını gösterdi hakem. Moses gole çevirdi.
Hamza Hamzaoğlu skoru ve Erzurumspor’un kötü sonunu değiştirebilmek için iki hamle birden yaptı Opset ile Tshababala’yı oyuna aldı, Ersun Yanal Soldado ile Ayew’i değiştirdi.
Yani, Erzurumspor gol ararken Fenerbahçe de boş alanda iş yapacak bir hızlı adamı takıma ekleyip aynı niyette olduğunu ortaya koydu. Yanal kimsenin görmediği ne görüyor Ayew’de acaba?
Erzurumspor’un hamlesi daha gerçekçiydi… 73’de Emrah’ın direkten dönen serbest vuruşu, 76’da Harun’un çeldiği Hakan’ın şutuna, Opset’in pozisyonlarına karşı, Ayew’in hiç katkı yapamadığı bir Fenerbahçe vardı maçın son yarım çeyreğine girerken.
Ersun Yanal son çare Zajc ile Mehmet Ekici’yi değiştirdi ama etkisi olmadı, skor ve maç Erzurum’un hiç olmazsa beraberlik çabalarıyla bitti.
Fenerbahçe’nin derinlerinde hâlâ sönmemiş çoban ateşinden bir kıvılcım yetti Ersurumspor’u yakmaya.