Melo'ya bak, Galatasaray'ı anla!

Sanki geçtiğimiz sezon rakiplerinin hatalarıyla ulaşmamış şampiyonluğa Galatasaray...
Sanki rakipleri aynı hocalar ve aynı kadrolarla çıkacaklar yine sahaya...
Sanki en büyük ekmek kapısı Şampiyonlar Ligi gruplarında mücadele etmeyecek...
“Bir-iki nokta transfer yeter de artar” havasında nedense.
Eksilenler de cabası...
Teknik direktör Hamzaoğlu, Fenerbahçe transferlerinin muhasebesinde!.. Oynayamayacak yıldızları hesaplayıp Fenerbahçe’nin parasına acıyor iyi mi?!
Melo’yu anlatsana Hoca’m.
Galatasaray’ın kendisine muhtaç olduğunu bilen Melo, bir yandan takım arıyor, olmazsa her zaman yaptığı gibi tatilini uzatıp “kurtarıcı” olarak dönmeyi planlıyor.
Galatasaray Melo’ya gerçekten muhtaç mı?
Maalesef evet.
Yeni sezonu nokta atışı transferlerle kurtarıp Türkiye’de ve Avrupa’da rekabet şansını biraz olsun koruyabilmek için Melo şart. Yoksa sistem değişir. Transferin de noktası virgülü kalmaz imla kılavuzu gerekir.
Biz yazıyoruz da... Bilmiyor mu bunu Galatasaray yöneticileri ile teknik direktör Hamzaoğlu?
Bal gibi biliyorlar. Lakin transfere para yok. Melo’suz Galatasaray’a ise neredeyse Fenerbahçe kadar transfer lazım.
Şimdilik Melo’yu pışpışlıyorlar...
Podolski haldır haldır çalışırken hoca ayın yirmisine kadar izin verdiğini söylüyor Melo’ya.
İzni olmasa dönmüştü sanki!
Peki, Melo dönerse işlem tamam mı?
Hayır...
Adeta yalvar yakar gelmiş Melo, sadece sistemi ayakta tutmakla kalmaz, ne kadar sorun yaşatmışsa hepsini ikiyle çarpar.
Paranın gözü kör olsun.
Şimdiden yazalım; Galatasaray’da frene basan yönetimdir. Bastıran para. Fena halde kullanılan ise Hamza Hamzaoğlu.
Serde Galatasaraylılık var ya...

Fenerbahçe tersten başladı

Fenerbahçe, Shakhtar Donetsk ile Şampiyonlar Ligi’ne en zor başlangıcı yapacak. Neredeyse sondan başlayacak. Üçüncü ön eleme turu, ikinciden ve birinciden daha güç olacaktır bilesiniz.
Lakin şurası kesin ki, Fenerbahçe rövanş maçında İstanbul’daki ilk müsabakadan daha iyi oynayacak!.. Yani 28 Temmuz’da tabelada sevimsiz bir skor yazarsa, bir hafta daha enseyi karartmasın Fenerbahçeliler.
Çünkü Fenerbahçe için en önemli şey zamandır ve bir hafta bile önemlidir kalitesi ortada futbolcuların takımlaşması için.
Peki, Fenerbahçe Shakhtar’ı geçer mi?
“Tabi” veya “muhtemelen” diyebiliyorsak şayet, Fenerbahçe’nin transfer operasyonunu alnının akıyla başarması ve aldığı yıldızların kamuoyunda güven yaratması yüzündendir.
Bu bile bir takım için hayati önemdedir.
Düşünsenize geçen sezon başı böyle bir soru sorulduğunu!

Beşiktaş’ın kara talihi

Televizyon kanallarının “kovuşturmacı-kurcalamacı-infazcı” spor kanalları yaşadı!..
Konu Beşiktaş’a gelince, büyücü-üfürükçü de dahil her türlü “ekran otoritesini” göreve davet edebilecekler, canlı yayında kurşun döktürüp, muska yazdırıp reytingin belini kıracaklar, “nedir bu rezillik” demeye zerre kadar hakkımız olamayacak.
Çünkü Beşiktaş’ın talihsizlikleri futbol/alt yapı/antrenman bilimi/tıp hizmeti gibi pozitif bilimlerin kapsama alanını aştı.
Son örnek Tolgay Aslan’ın sakatlığı.
Durduk yerde, beklenmedik şekilde, adeta nedensiz bir kara talih Beşiktaş’ın tosladığı.
Mali kriterler yüzünden Demba Ba ile Atınç’ı satıp toparladığı 17-18 milyon euro ile transfer yapmak zorunda olan Beşiktaş’ın acilen bir stoper bir de santrfora ihtiyacı vardı...
Oldu mu sana üç acil ihtiyaç!
Şenol Hoca’nın ekstradan istediği kanat oyuncusunu da katarsanız dört.
Böl parayı dörde...
Mecburen kaliteden ödün verilecek.
Bu ne demektir?
Dört yıldızlı şampiyon ve on bir yıldızlı Fenerbahçe ile şampiyonluk mücadelesine 4-0 mağlup başlamak!
Futbolda her hesap yanlışlığı, her tercih hatası, her öngörüsüzlük, basiretsizlik, ciddiyetsizlik için suçlanacak kişiler bellidir...
Hoca, yönetici, başkan, varsa sportif direktör falan...
Lakin iş Beşiktaş’a gelince, bunlara yeni bir aktör daha ekleniyor ki, adı “felek”...
Fatura feleğe kesilecekse, onu sorgulayacak olanlar, kendini tekrar etmekten pili bitmiş eski hakem ve futbolcular değil, üfürükçü-büyücü kimlikli vatandaşlar olacaktır.
Antrenmanlara başlasınlar!