Skora bakmayın, oynayan F.Bahçe!..

Gerçekle yaralanmak, yalanla oyalanmaktan iyidir... Trabzonspor ağzıyla kanarya tutsa Kadıköy’de üç puanı alamazdı, kolay kolay da alamaz bundan sonra... Çünkü Fenerbahçe’nin daha büyük bir takım olduğuna inanıyor hocadan malzemeciye kadar hepsi..
Hani çocuklar su gibi bildikleri şiiri büyükler karşısında okurken takılır tekler ya... Aynen öyleydi Trabzonspor. Bildiğini okuyamadı Kadıköy’de.
Şimdi sarı-lacivert beraberliğin sebeplerine gelelim...
Sakın AEK yorgunluğundan, ikinci Abdülkadir’in yokluğundan, Sturridge’nin hazır olmamasından dem vurmasın kimse. Fenerbahçe de Hasan Ali, Moses ve Isla’dan yoksundu. Rami yoldan, Rodrigues rehavet ve tembelliğin merkezi Katar’dan gelmişti. Gustavo daha uçaktaydı, Kolarov’un nerede olduğunu kimse bilmiyordu. Üst üste koyun, takımın yarısı yani.
Yahu, Ekuban’ı tutacak Jailson, Trabzonspor’un altın çocuğu Nwakaeme karşısındaki Ozan bile devşirmeydi mevkilerinde. Avdijaj’ın önündeki Dirar gidip de gelmeyen cinstenti.
Hangisi “istim üstünde” deseniz, yanıt Trabzonspor’du.
Hangisi üstün derseniz, kesin Fenerbahçe.
Trabzonspor niye değiştiremedi 22 yıllık kaderi?
Birincisi zihnini allak bullak eden taraftar, ikincisi zihnini allak bullak eden Fenerbahçe adı ve anılar…
İşte böyle durumlarda çok deneyimli teknik direktör de olsa insanların egoları ortaya çıkar ve normali değil, farklı olanı denemeye kalkarlar. Tercih ettiği Avdijaj, Nwakaeme’ye vermek yerine Altay’a nişanladığı topla Trabzonspor’u golden eden adamdı ilerleyen dakikalarda. İkinci yarıda çıkardı zaten Karaman. Aslında Ünal Karaman’ın “savunma futbolu bizim kimyamıza uymaz” cümlesi maçın kimyasını Trabzonspor aleyhine bozan ilk işaretti. Ne yani, her sezon kazandığın sahaya mı geldin de rakibi sirkülase edeceksin.
Karaman’ın çıkarmaya çalıştığı tavşan şapkada boğulup gitti Ersun Yanal’ın garantili kurgusu karşısında.
Kusursuz başladı Fenerbahçe. Daha beşinci saniyede gol pozisyonu vardı Trabzonspor kalesinde. 8. Dakikada Tolga’nın kaleciyle karşı karşıya kaçırdığı gol var ki, yazıktı açıkçası. Fenerbahçe çok uzun zamandır bu kadar şahlanmamıştı, bu kadar hızlı ve çok pas yapmamıştı. Bir sebebi de Trabzonspor’un yavaş, Fenerbahçe paslarıyla şaşıran stoperleriydi. Orta sahayı üçlemesi de fayda etmedi Trabzonspor’un.
Rodrigues’in golü sadece Trabzonspor orta sahası ve stoperlerinin iflası değil Fenerbahçe’nin mükemmel başlangıcının ödülüydü. Temposuna armağandı. Müthiş paslaşmasının sonucuydu. O dakikalardaki Fenerbahçe’yi ligde yenecek takım yoktu açıkçası.
Golden sonra top kayıpları yüzünden nefeslenemeyen ve Trabzonspor’la eşitlenen bir süreci vardı Fenerbahçe’nin. Maçın 1-0 biteceğini mi hesaplıyorlardı acaba ilk yarı bitmeden?
Cevval santrafor arkasının kitaptaki tarifi Ekuban’ın beraberlik golü de o sırada geldi. Neredeyse bireyseldi gol. Kişiye özeldi. Zanka ile Jailson’un uyumsuzluğu iyice ortaya çıktı süreçte Trabzonspor skoru bile değiştirebilirdi. Ancak ilk yarının son dakikaları Fenerbahçe’nin maç başına döndüğü, her yerden Trabzonspor savunmasını ve kalesini zorladığı dakikalardı.
Maçın ikinci yarısı Ünal Karaman’ın hatasını düzeltmesi ve Avdijaj yerine Doğan’ı monte etmesiyle başladı. Daha sonra da Fenerbahçe forveti karşısında ezilen Abdülkadir’in yerine Yusuf’u aldı. Ancak Fenerbahçe’nin ailecek rakip sahaya yerleşmesine engel olmadı bu takviyeler. Nwakaeme’nin atletik ve tahmin edilemez hareketleri tek engeldi Fenerbahçe’nin galibiyet golü için. Çünkü savunmayı düşünmek zorunda bırakıyordu.
Ersun Yanal’ın Deniz’i çıkarıp Zajc’ı, Rodrigues’in yerine Ferdi’yi alması takımın mücadele gücünü yukarı taşısa da skoru değiştiremedi.
Buraya kadar yüksek puan almıştır Fenerbahçe. Yenemese de yenilmemiş, ayrıca üstün oynamıştır.
Ama asıl mücadele milli maç sonrası.
Sadece Falcao transferi ile koskoca Fenerbahçe-Trabzonspor derbisinin önüne geçen bir Galatasaray var mesela. Fenerbahçe Trabzonspor maçındaki sonuca gidemeyen tarzını düzeltmezse hoş bir anı olarak kalır bu sezonun ilk üç haftası.