16. HAFTA

NickHornby’nin “Futbol Ateşi” kitabına taraftarlığı çok güzel özetleyen bir cümlesi vardır:

Bir futbol taraftarının normal ruh hali, acı bir hayal kırıklığıdır.”

Türkiye’de Manuel Fernandes’inumursamazlığını kendi yöntemiyle cezalandırmaya kalkan taraftar, İngiltere’deyse Manchester’a kadar gelip 6 yiyen takımını tribüne çağıran taraftar…daha doğru özetlemek gerekirse, o taraftara gitmediği için Mertesacker’den sahanın ortasında feci bir azar yiyen Mesut Özil.

Bunlar geçtiğimiz haftanın detayları enine boyuna incelenmiş iki büyük olayıydı. Buna bir de TT Arena’ya gidip 31 dakika izlenen futbolun bedelini, 1.5 saat karda yürüyerek ödemek eklenince insan sormadan edemiyor. Bir taraftarın taraftar sayılabilmesi için ne kadar cefa çekmesi farzdır?

İşte böyle… kar, kavga, sahaya giren adamlar, sahaya giren toplar derken futbolun hayal kırıklığı kardeşliğinde Alman oda arkadaşımız da belli oluverdi bu hafta:

1. FC Nürnberg, nam-ı diğer “der Club”.

Hannover’e konuk olan Bavyera’nın kâğıt üzerinde ikinci en büyük takımı, geçen hafta çok farklı bir rekora imza atmıştı. Bundesliga tarihinde, tam 15 hafta galibiyet alamayan ilk takım oldular. Arada yaşanan teknik direktör değişimi bile, bu utanç verici rütbeyi takmalarına engel olamadı.

Bu şartlar altında Hannover maçına ne için ve nasıl bir psikolojide çıktıklarını hayal etmek zor olmasa gerek.

Ancak gri bulutlar 15. haftaya kadar tam 9 beraberlik ve 6 mağlubiyet alırken 12 topu direkten dönen bu takımı kolay bırakmayacak gibi. Zira bu hafta sonu maçın oynandığı yer Hannover, oynayanların çoğu Alman olsa da, maç sonu eve dönen Nürnberg taraftarı için her radyo arabesk çalıyordu.

Her şey bir Yeşilçam filmi gibi çok güzel başladı. Hannover'in evinde aslan, deplasmanda kedi olduğunu bütün dünya olmasa da, bahis camiası çok çok iyi bilir. MirkoSlomka’dabu unvanı devam ettirmek uğruna kurduğu 4-4-2'nin 6’sını ileri yollamıştı. Ya da öndeki 6,ofansif oyunla bu sahada birçok defa yaptıkları gibi, yediklerinden fazlasını atmaya niyetliydi.

Ancak Nürnberg yaralı bir kutup ayısıydı (bkz: Nürnberg Hayvanat Bahçesi). Artık rekoru da kırıp rahatladıkları için, bütün dünya olmasa da, bahis camiası onlardan her an bir patlama bekliyordu.

Öyle de oldu… Hannover'in 4-4-2 si öyle boşluklar bırakıyordu ki, ilk yarı 30, 38 ve 41. dakikalarda gelen gollerle bir anda 3-0 oluverdi. Artık Nürnberg ilk sezon galibiyeti ilan etmiş sayılırdı, zira Bundesliga tarihinde 3-0’dan puan verdikleri hiç olmamıştı. Ancak, felek Nürnberg’in başına çorap örmeye devam ediyordu.

Devre arasında Mirko Slomka, CV’sinde Dortmund yazan genç Bittencourt’u oyuna aldı. 59. dakikada. Nürnberg’li Daniel Ginczek topu direğe nişanlamasa, Nürnberg taraftarı için 0-4 gibi mutlu bir sonla bitecek bu filmde; 60. dakikada sahneye çıkacak kötü adam da kadroya böyle dahil oldu.O direk pozisyonunun hemen ertesinde Slomka’nın oyuna ilk müdahalesi Bittencourt, durumu 3-1’e getiren golü attı.

Aslında o dakikadan, son çeyreğe kadar 3-1’lik skor Nürnberg’in mücadele gücünden bir şey götürmedi. Toplamda 122 kilometreyle Hannover’den 6 km daha fazla koştular. Hatta Nürnberg taraftarının daha da trajik bir son yaşaması için durumu 4-1 yapacak bir top daha

direkten döndü. (O top acıların takımı Nürnberg’in bu sezon direkten dönen 14. topuydu ve tabi ki bu konuda da Bundesliga’nın 1 numarasıydılar.)

Sonra,Slomka bir müdahale daha yaptı. Hannover tarihinin en genç oyuncusu 17 yaşındaki ValmirSulejmani, Arthur Sobiech’in yerine oyuna girdi.

86. dakikada, işte o “pek de muhteşem olmayan”Sulejmani’nin bir şekilde Diouf’un önüne bıraktığı topta, Diof Nürnberg defans çizgisini çoktan geçmiş, hatta 16. yy’a ait ünlü Nürnberg kalesinin surlarına doğru birkaç kilometre yol almıştı. Ancak, yan hakem o sırada “Hannover mi 96, Schalke mi 04, yoksa 1860 Münih mi?”diye düşünüyor olsa gerek, pek ofsaytlı olmadı.

Durum da bir anda 2-3 oldu.

Peki sonra ne mi oldu?

Tabi ki 3-3.(90+2, MameDiouf)

Tam “15 maçta sıfır mağlubiyetten daha kötüsü olamaz.” derken, 460 km gelip bunu yaşamak zorunda kalan Nürnberg taraftarını anlasa anlasa, NickHornby anlardı:

Swindonmaçı’ndan sonra keşfettim ki, sadakat, en azından futbol terimi olarak, cesaret ve kibarlık gibi ahlaki bir seçim değildi. Daha çok cildinizdeki bir siğil, ya da sırtınızdaki kambur gibiydi.

Ona mahkûmdunuz.”

HAFTANIN KARMASI
(4-4-2)


Diego Benaglio (Wolfsburg)
---
Tony Jantschke (Gladbach)
Lukasz Piszczek (Dortmund)
Ricardo Rodriguez (Wolfsburg)
Bamba Anderson (Leverkusen)
---
Andre Hahn (Augsburg)
Mario Götze (Bayern)
Max Meyer (Schalke)
Kevin Volland (Hoffenheim)
---
MameBiramDiouf (Hannover)
Adrian Ramos (Berlin)

HAFTANIN TAKIMI
Eintracht Frankfurt

Braunschweigdeplasmanında yaşadıkları olmadık mağlubiyet göstermişti ki, Leverkusen bu sezon beklenenden de iyi performans göstermesine rağmen, şampiyonluk yolunda Bayern'e rakip falan olamazdı. O hafta birçok iddia severe kupon yırttıran Leverkusen, bu hafta hem taraftarına hem de bahis severlere acı bir sürpriz daha yaptı. Frankfurt bu sezon kime ne zaman saldıracağı belli olmayan yaralı bir kartal gibi. Olmadık bir anda, Dortmund'un beraberliğinden sonra farkı açma heyecanına kapılan Leverkusen'in canını yakıtlar.


HAFTANIN YILDIZI
MaxMeyer (Schalke 04)

Aslında yine çok fazla isim var bu hafta öne çıkan. Çoğu veteranBundesliga oyuncusu olan bu isimler arasında 18'lik bir isim (yine) objektifliği esnetmemize sebep oldu. Schalke'nin revire dönen kadrosu sağ olsun, Bundesliga'yı biraz takip eden herkes onu biliyor aslında artık. Bilmeyenler için bir kez daha ilan ediyoruz burada. "MaxMeyer" ismini bir kenara yazın ki; bundan birkaç yıl sonra bu adam Avrupa'da Götze etkisi yarattığında, theGuardian "Mad Max!" diye başlık attığında, ArseneWegner ona aşkını ilan ettiğinde; "ben onu 6 yaşından beri takip ediyorum" diye hava atabilesiniz.

HAFTANIN GOLÜ
Halil Altıntop (Augsburg)

Bu sefer torpil falan yok. Halil hangi ülkeden olursa olsun her futbolseverin şapka çıkartacağı bir aşırtma attı bu hafta. Augsburg’un 4. golü olması da önemli değil. Öne çıkan kaleciyi avladı tabiri hafif kalır. Öne çıkan kaleciyi avlarken, topu iğne deliğinden geçirdi demek daha doğru.