Fener'deki yangının 8 sebebi

Aziz Yıldırım uzlaşmaya hiç yanaşmadı, süreci iyi okuyamadı, herkese “gider” yapmayı marifet saydıF.Bahçe milyonlarca Euro kaybetti ama üstüne düşen bu şike gölgesini nasıl kaldıracak, esas sorun bu

Fener'deki yangının 8 sebebi

BEN yangına körükle gidenlerden değilim...
Hele hukuka, gerçeğe, doğruya, gelişmelere, rengine, duygularına göre bakanlardan, objektiflikten uzaklaşanlardan biri hiç değilim.
UEFA’nın son kararlarına da “analitik” bir gözle bakmaya çalışıyorum. Yazı yazmanın, bir yorumda bulunmanın da, belki de erken olduğunu düşünüyorum.
Ancak Vatan Spor Müdürü İbrahim Seten bu konuda yazmamı ısrarla isteyince, spor sayfalarına bugün konuk oluyorum.
UEFA’nın, özellikle F.Bahçe kararlarıyla ilgili ilk aklıma takılanları, daha doğrusu dikkatimi çekenleri şöyle sıralayabilirim;

1- F.Bahçe’nin UEFA’dan ceza alacağını bir ay öncesinden G.Saray Başkanı Aysal biliyor da bu konuyla direkt ilgili olan F.Bahçe yönetimi bilmiyorsa, burada en hafif ifadesi ile “Çok ciddi bir yönetim zaafiyeti var” demektir.

2- UEFA Disiplin Komitesi’nde çok iyi bir savunma yapıldığı iddia edildi. Sonuç: 2 yıl istenen ceza yüzde 50 zamla 2+1 oldu. O zaman sormazlar mı, “Bu nasıl savunma!” diye...

3- Sonradan anlaşıldı ki, F.Bahçe bu cezayı şikeden çok “yalan beyan”dan aldı. Oysa F.Bahçe savunmasını ağırlıklı olarak şike üstüne yaptı. Demek ki, savunmayı yapanlar bile dosyaya tam hakim değillerdi.

4- F.Bahçe’nin, UEFA Disiplin Komitesi’ndeki savunmasından sonra, kulüp kaynaklarından yansıdığı belli olan haberler gazetelerimizde manşet oldu; ne diyordu haberler:
- F.Bahçe Başkan Aziz Yıldırım, UEFA’nın İspanyol müfettişini ters köşeye yatırdı...
- Raporu hazırlayan İspanyol müfettiş Palacios’un dili tutuldu...
Bunlar diğer haberler gibi günlük olarak UEFA’ya tercüme edilerek gönderildi... Karara saatler kala, böyle haberlerin Türk medyasında yer alması, belli ki UEFA Disiplin Komitesi üyelerinin “öfke dalgalanmalarını” kabarttı... Yani bu ısmarlama haberlerin yararı değil, zararı dokundu.

5- Steaua Bükreş, Avrupa’dan 5 yıl ihraç istemi ile UEFA Disiplin Komitesi’ne gitti, ceza almadan kurtuldu. F.Bahçe daha hafif bir dosya ile gitti, cezası artarak çıktı. Demek ki, çok iyi ve gerçekçi bir savunma, Steaua Bükreş örneğinde olduğu gibi F.Bahçe’yi de kurtarabilirdi.

6- F.Bahçe yönetimi 3 Temmuz sürecinden sonra herkese, ifade yerindeyse, “gider” yaptı. Kişilere, kurumlara, herkese gider yaptı. Bir kişiyle, bir kurumla bile, bir konuda olsa bile uzlaşma sağlayamadı, buna uğraşmadı. Oysa bir küçük taviz, çok büyük tavizlerin alınmasına neden olabilirdi. F.Bahçe böyle “uzlaşmacı” bir sürece hiç yanaşmadı. Sadece CAS’tan davasını geri çekti ama belki de onda bile geç kaldı.

7- F.Bahçe’nin 2 yıl Avrupa’ya gidemeyeceğinden, en az 50 milyon Euro kaybettiğinden konuşuyoruz. Oysa F.Bahçe’nin böyle bir suçlamayla, cezayla karşı karşıya kalması, paradan daha önemli... F.Bahçe kendi inanılmaz dinamikleri ve gücüyle öyle paraları rahat kazanır ama bu gölgeyi, şüpheyi ortadan kaldırmak, para kazanmak kadar kolay olmaz.

8- Başkan Aziz Yıldırım, bu sürecin her aşamasında, çevresine “Rahat ol” dedi. Belki de liderlerin söylemesi gereken buydu... Ama bu aşırı güven, bu aşırı rahatlık F.Bahçe’ye, hatta Türk futboluna ağır patladı.

SONUÇ:
Beş yıl ihraç istemiyle UEFA Disiplin Kurulu’na giden Steaua Bükreş ceza almadan kurtarıyor, iki yıl ihraç istemiyle giden F.Bahçe ise yüzde 50 zamla üç yıl ceza alıyorsa, bu işte başından sonuna kadar kesinlikle çok büyük yanlışlar var demektir...
F.BAHÇE yönetimi umarım bu Tahkim sürecinde tribüne oynamak, herkese “gider” yapmak yerine, gerçekçi bir savunma yapabilir. Ama onun için de süre o kadar az ki, dilerim her şey için çok geç kalınmamıştır.

Evren Turhan: 'Derbide Galatasaray'ın avantajlı olduğunu düşünüyorum'

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber