Futbol yalan söylemez

Ve geldiğinde şunu söylemişti: Beşiktaş'ı Avrupa'nın 5 büyük kulübü arasına sokacağız. O sıralar Radikal'de, ES Es halk hareketinin lideri Amigo Orhan'la (Erpek) bir röportaj yapmıştım. Erpek, Türk futbolundaki fanatizmi pekiştiren yönetimlere örnek verirken Bilgili'nin bu demeci üzerinde duruyordu: "Sayıyorum, Bayern, Real, Barça, Manchester, Liverpool, Ajax. 20 tane böyle takım var. Nasıl ilk 5'e girecek ki? Taraftarı bu sahte hedeflere şartlandırıp, sonra olmayınca da delirtiyorlar".Aradan zaman geçti. Beşiktaş'ın Avrupa'da ilk 5'e girmesi bir yana Türkiye'deki durumu sorgulanır oldu. Ama Serdar Bilgili'nin doğal devamı olan Demirören yönetiminde de durum farklı değil. UEFA Kuraları çekildi ve başkan konuştu: "Hedef final" Serdar Bilgili Beşiktaş'ın başına, post-SSCB devletlerindeki ikincil darbelere benzer bir manevrayla gelmişti. Hani halk darbesi gibidir de, herkes bilir bunun bir halk hareketi olmadığını. O hesap. Gerçekten inanıyorlar bu hedeflerin tutacağına. Zaten temel sorun da bu. Futbol kulübü yönetmek için hem bir kurumu yönetebilme liyakat ve tecrübesi gerekir, hem de değişkenleri sonsuz bu oyun üzerine bir program oluşturabilme yeteneği. Bu ikinci şart Seba'dan bu yana Beşiktaş'ta en rastlanmaz kavram maalesef. Yoksa dünya, takım mühendisliğini tartışırken, böyle 'koleksiyon' bir oyuncu topluluğunu kurmanın açıklaması yok. Del Bosque'den sonra Rıza Çalımbay'a görev vermenin de. Bu atama, bu kulüpte kimsenin futbol üzerine düşünmediğinin apaçık göstergesiydi aslında. "Rıza Çalımbay bu takımın başına niye geçti?" diye sorduğunuzda alabildiğiniz cevap şu: Bizim çocuktur, dürüsttür, namusludur, has adamdır. Bir önceki seçimde, Ecevit'in seçilme sebeplerine ne çok benziyor değil mi? Hani bizi tarihimizin en ağır ekonomik krizine sokan ve bir sonraki seçimde yüzde 1 oy alamayan hükümet ortağının. Ecevit - Çalımbay Rıza Çalımbay bu sektörde rastlayabileceğiniz en adam gibi adamdır, hiç kuşkusuz. Ama bugün Beşiktaş'ın oynadığı oyun üzerine eleştiri yapılamayacak bir hamlıkta... Olmadı ve maalesef bu başından belliydi. Ancak Beşiktaş'ta bunu teşhis edebilecek bir futbol aklı yoktu. Çalımbay adam adama savunma eleştirilerine cevap verirken geçen yıl şunu söylediğinde belli olmuştu zaten: "Top rakipteyken ayrı sizdeyken ayrı düzende oynanır" Gole 3 civarında pasla gidilen bugünün futboluna temelden aykırıdır bu düşünce. Çünkü topun ayak değiştirme süresi artık saniyelere inmiştir. Futbol bir alan oyunudur artık, rakip ikinci plandadır. Genişleme ve daralabilme işidir. Ama Beşiktaş kim olursa olsun rakiple oynuyor maalesef. Ve bunun böyle olacağını Çalımbay ilk gün söylemişti. Sorun bunu futbol felsefesi yapmış bir futbol teknisyenine dur demeyen zihniyetti aslında. Bu fikirle UEFA şampiyonu ve Avrupa'nın 5 kulübünden biri olacağını düşünebilenler... Bunu gerçekten düşündü Beşiktaş yönetimi, inandı maalesef. Ama futbol, sahaya çıkıldığında bütün bu hayalciliği süpürüyor. Çünkü futbol acı gerçekleri dank diye kafanıza vuran bir dobradır. Yalan söylemez. Bu ülkede her düzen, yalanıyla yaşayabilir. Misal aslında bugün 30 kuruş civarında olması gereken Beşiktaş AŞ, hisselerinin 12 YTL'lerde dolaşabilmesi mümkün olabilir. Ekonomi yalan söyler. Ama futbol asla. Böyle dank diye vurur yüzünüze gerçeği. Felsefesi olmayanlar İki Tümer Metin arasındaki fark Alpay'dır. Tümer'in, Beşiktaş ve milli takım performasları arasında hiç fark yok aslında. Fark iki takım arasındaki - moda deyimle - hazmetme kapasitesi. Beşiktaş'ın düzensizliği içinde var olmanın tek yolu sürekli koşmak. Tümer bu düzensizlikte lüks. Ama milli takım başka. Alpay'ın komutasında hareket eden savunma hattı alan daraltıyor genişletiyor. Halil ya da Hakan da ön taraftan. Bu alan oyununu iyi yaptığınız zaman Tümer'i taşıyabilirsiniz. O da bir ara çıkar golünü atar. Yoksa Tümer Metin, Arnavutluk'ta Kayseri maçından iyi oynamadı. Sadece takım onu taşıyabiliyordu. Fark bu kadar açık. İki Tümer Metin Kerem'in (Öncel) yüzünden acısı okunuyor. "Tamam durun artık" diyor yönetim masasına. TRT üst üste Güven'in ayağını kırıldığı görüntüyü vermekte, insanın yüreği acıyor, içi kalkıyor, programın sunucusu bile isyan ediyor bu vahşet tüccarlığına. Zaten program boyunca art arda durmaksızın, "Nasıl kırıldı, neden kırıldı, görüntüleri az sonra" bandı geçmiş alttan. 100 defa. Bu bant bile insanın içini acıtıyor zaten. Türkiye'nin en iyi 2-3 spor servisinden birine sahip TRT. Nasıl bu vahşet tüccarlığına giriyor. Anlamak mümkün değil. Bir başka TV yanlışı da Lig TV'den. Futbol yorumculuğunu hakem tartışması üzerine kurmayı kabullendik. Tamam bu ülkede böyle. Ancak madem bu yapılıyor, tam yapılsın. Eğer maçları tek kamerayla ve superslow'suz çekerseniz görüntüler sağlıksız oluyor. Topa elle mi vurulmuş, ayak ayağa değmiş mi belli değil. 100 metreden kare kaybederek çekilmiş görüntü üzerine yorum afaki oluyor tabii. TRT ve superslow Schalke evde PSV'den daha rahat yenebileceğiniz bir takım. Çünkü Daçlar kadar kontratak becerileri yok. Ama, içeride ya da dışarıda fark etmiyor, her maç, iki devrede de 15'er dakika rakip kaleye çılgınca bir baskı kuruyorlar. Çok hızlı top çevirip ters top yapıp, rakip kim olursa olsun bayıltıyorlar. Şimdiden söylemeli onları orada yenmek çok zor. Bu yüzden burada puan kaybetmemek lazım. Bunun yolu onları baskı anlarında bozmak. Schalke'yi Anelka ve Tuncay'la yenmek mümkün. Baskı kurdukları anlarda sert oyunla bozup hızlı çıkarak. Schalke'yi bir deplasman stratejisiyle devirmek lazım. Tek topla, sert oyunla ve direkt kaleyi düşünerek. Schalke - mutlak galibiyet İngiliz milli takımının da yok, Brezilya'nın da... Real Madrid'in, Barcelona'nın havadan pivot oynayan hücumcusu var mı? Ya Fransa milli takımının? Yok, zira şart değil. Owen ve Rooney'le Dünya Kupası'nı kazanmaya aday olunuyorsa, Ailton ve Youla'yla da Süper Lig'e aday olunur. Mesele bir oyun kurmak ve ona göre kadro oluşturmak ya da tam tersini başarbilmek. Beşiktaş'ın uzun araması, biz bunu beceremedik bari ileri top şişirelim fikrine de uymuyor. Çünkü bunu 2 sene önce Hakan Şükür kalitesinde yapabilen adam kadroda. Veysel Gençleri bu rolle UEFA çeyrek finaline götürmedi mi? mdemirkol@milliyet.com.tr Beşiktaş'ın uzunu yok, ee?

Hem futbolcu, hem kaptan, hem de teknik direktör!

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber