İntihar pasları

Alanya karşısında “ilkel” bir Fenerbahçe vardı. Ne oldu o uzun paslara? Ne oldu o baskılı ve tempolu oyuna? Nereden çıktı kendi ceza alanının üstündeki o intihar pasları? Fenerbahçe’nin üç maçlık makyajı döküldü, gerçek yüzü ortaya çıktı. Bu futbol değil... Bu anlayış, bırakın şampiyon olmayı, maç kazanmaya bile yetmez.

İntihar pasları

ŞANSAL BÜYÜKA İLE DOBRA DOBRA

Fenerbahçe, “intihar pasları”nın faturasını çok ağır ödedi. Böyle bir futbol anlayışını Fenerbahçe’de ilk defa gördüm. Kendi ceza alanı üstünde, hatta içinde “Ver sağa, ver sola... At ortaya”... Yetmedi, bir daha sağa, bir daha sola, olmadı, dön kalecine... Alanyaspor başta basmadı. Baktı ki Fenerbahçe “intihar pasları” yapmakta ısrar ediyor, basmaya başladı, topları kaptı, golleri attı.
- Nereden çıktı bu “intihar pasları...” Gereksiz, tehlikeli, Fenerbahçe’yi iki adım ileri taşımayan, hızlı hücuma fren yaptıran, rakibin kendi alanına iyice yerleşmesine imkan ve zaman tanıyan paslar... Bu Ersun Yanal’ın taktiği ise Ersun Hoca yıllardır bildiğimiz futbol felsefesine ihanet ediyor demektir. Yok futbolcular bunları kendi uyguluyorsa, Ersun Hoca kenardan müdahale edip niye engellemiyor.
- Kaleci Altay da bu “intihar paslarına” ne kadar meraklı... Ceza alanı içinde ayağındaki topu iki-üç metreye atıyor. Üstelik bu paslarda rakip bir-iki defa bastı aldı, ama golü atamadı. Buna rağmen uyanamadı Fenerbahçe... Altay bu tehlikeli oyundan vazgeçmeli... Kendini de Fenerbahçe’yi de yakar.
- Elinde iki stoperin var, Zanka ve Jailson, ikisi de “canlı bomba...” İlk golde Altay hatalı ama, Altay’ı bozan ve topu elinden kaçırmasına neden olan Zanka ... İkinci golü anlatmaya bile gerek yok. Jailson’un yaptığı tam intihar...
Emre kovalardı
- Emre’siz Fenerbahçe’yi merak ediyorduk, gördük. Tek kelime ile perişan... Emre her maçı doksan dakika oynayamayacağına göre Fenerbahçe’nin buna bir çare bulması lazım... Bir değil, birden fazla çare bulması lazım... Fenerbahçeli oyuncular Emre’nin sahada olmayışına yatıp kalkıp dua etsinler. Emre sahada olsa, bu “intihar paslarını” yapanları, bireysel hatalarla bu golleri yedirenleri, elinde sopa, sahada kovalardı.
- Ne oldu Max Kruse’nin rakip savunmanın arkasına attığı toplara... Alanya maçında Tolga’ya çok şık bir asist yaptı, onun dışında hiç görünmedi. Deniz Türüç, Fenerbahçe forması giydiği günden beri futbol ve takıma katkı adına “sıfır” çekiyor.
- Ersun Hoca’nın takıntılarından biri Alper... Olmaz... Olmaz... Olmaz... Alper’in maaşını yarıya indirmesini bırakın, üste para verse bu haliyle Fenerbahçe’de oynayamaz. Ferdi Kadıoğlu olur mu, dilerim yanılırım ama kolay değil... “Olmaz”a yakın...
- Sezon başından beri defalarca yazdım. En iyi oynadığı maçlardan sonra bile yazdım. Fenerbahçe’yi koca sezonda tek başına Vedat Muriç taşıyamaz. Alanya maçında bunu çok net gördük.
‘Nereye geldim’
- İlk yarının son saniyesi gol yiyip içeri giriyorsun, ikinci yarının ilk saniyesi gol yiyip maça başlıyorsun. Fenerbahçe takımı bir dakika içinde iki gol yer mi?
- Gustavo bu maçı gördükten sonra “Ben nereye geldim böyle” diye mutlaka düşünmüş olmalı...
- Alanya karşısında “ilkel” bir Fenerbahçe vardı. Ne oldu o uzun paslara? Ne oldu o baskılı ve tempolu oyuna? Ne oldu rakip savunmanın arkasına atılan öldürücü paslara? Nereden çıktı kendi ceza alanının üstündeki o intihar pasları? Fenerbahçe’nin üç maçlık makyajı döküldü, gerçek yüzü ortaya çıktı. Bu futbol değil... Bu anlayış, bırakın şampiyon olmayı, maç kazanmaya bile yetmez.

Şen haklıymış

Fenerbahçe, stoper olarak Zanka’yı almaya hazırlanırken, Danimarka futbolunu çok iyi bilen eski Başkan Ali Şen’e, “nasıl oyuncu” diye sordum. Şen, “Bu transfer inşallah olmaz. Zanka hangi kulübe gittiyse dikiş tutturamadı” dedi.
Şaşırdım, “o zaman nasıl oluyor da Danimarka Milli Takımı’nda oynuyor” diye sordum. “Bakma milli takımda olduğuna... Zaten direkt oynamıyor, bazen oynuyor” dedi.
Fenerbahçe’de Zanka’yı izlerken, hep Ali Şen’in sözleri aklıma geliyor. Ne kadar haklıymış...

Üye değil amigolar
Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu üyelerle değil, adeta amigolarla dolu... Kimse Türk futbolunu geliştirmenin peşinde değil... Herkes tuttuğu kulübün haklarını korumanın peşinde... Bunlar Türk futbolunu nasıl yönetecekler? Tribünlerdeki amigolardan daha amigolar...
Bunların TFF Yönetim Kurulu’na girme kriterleri nedir? Ne kadar liyakat sahibiler. Futbol yöneticiliğinde hangi deneyimleri var. Bu üyeler acaba Nihat Ağabey’in tercihi midir, yoksa Nihat Ağabey‘e dayatma ile kabul ettirilen isimler midir?
Futbol Federasyonu Yönetim kurulu üyelerinin kendi aralarında yaptıkları toplantıda konuştukları, kullandıkları üslup Hürriyet ve Milliyet gazetesinde haber oldu. Seviye, üslup, kalite yerlerde... Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu üyeleri arasında tartışılan çok önemli bir konu, “canımız, ciğerimiz” seviyesinde kalıyorsa, bu seviye, bu kalite Türk futboluna hangi hamleyi yaptıracak... Hangi radikal kararı aldıracak?
Biz niye bu üsluba mahkum ediliyoruz. Bu ülkede “kalitesizlik” niye bu kadar prim yapıyor? Sadakat nasıl oluyor da liyakatın önünü bu kadar kesiyor, inanılır gibi değil... Ülkeye yazık, futbola yazık, futbolseverlere yazık...

Lütfen saygı

TFF Yönetim Kurulu’nda amigolar var diyoruz, eleştiriyoruz. Biraz da özeleştiri yapalım. Gazete sayfalarında, televizyon ekranlarında, futbolun evrensel kurallarını hiçe sayarak yazı yazanlar, yorum yapanlar, tuttuğu takımı her şartta haklı çıkarmaya çalışanlar var. Doğru olmuyor, etik olmuyor, inandırıcı olmuyor. Vicdan var, alın teri var, emek var... Lütfen biraz saygı...

6 büyük hastalık
Değerli dostum Sıtkı Sakallıoğlu, telefonuma bir grafik gönderdi. Başlığı; çağımızın en büyük 6 hastalığı... Sıralıyorum:
1. Cehalet
2. Doymayan göz
3. Aşırı ego
4. Empati yoksunluğu
5. Vicdan eksikliği
6. Akıl yoksunluğu
Bu “Çağımızın 6 büyük hastalığı” sanki Türk futbolunu anlatıyor gibi... Bu 6 maddenin hangisini ararsanız bizim futbol dünyamızda fazlasıyla bulursunuz.

Galatasaray gibi oynarsa!

Galatasaray’ın Avrupa macerası bugün Brugge maçıyla başlıyor. Dileriz bu akşam, geçmiş yıllardaki destansı sezonların başlangıcı olur.
Galatasaray bizim Süper Lig’de, kadro kalitesinin hakkını veremese bile, Avrupa maçlarını bir başka oynuyor. Grup zor, kabul... Ama PSG de, Real Madrid de eski gücünün çok uzağında... PSG seyircisi Neymar gibi dünya markası bir oyuncusunu yuhalayacak kadar huzursuz bir süreçten geçiyor. Real Madrid düzelme yolunda çareler arıyor.
Biz şansımızı hep rakiplerin durumu üzerinden değerlendiriyoruz. Aslında bu şansı değerlendirirken, önce kendimize bakmamız lazım: Galatasaray’da Şampiyonlar Ligi için kurulmuş bir kadro ve bu havayı çok iyi bilen, çok iyi yöneten bir hocası var. Yeter ki önce Galatasaray iyi olsun, bu kadronun hakkını versin. Galatasaray, Galatasaray gibi oynarsa bütün zorluklara rağmen bu yangın yerinden yara almadan çıkabilir.

İntihar pasları

Ceza yiyecek o kadar fazla ki...
40 yıldır tanıdığım Galatasaray yöneticisi Abdurrahim Albayrak’n “Sporda şiddeti teşvik” suçundan ceza alacağını rüyamda görsem inanmazdım. Abdurrahim Albayrak o iri cüssesi içinde karıncayı bile ezmeyen yufka yürekli bir insandır.
Ancak “yedi kralla barışık” olan, canından çok sevdiği Galatasaray’ı savunurken, rakiplerine asla laf atmayan, suçlamayan Abdurrahim Albayrak özellikle son iki yılda ciddi bir değişime uğradı. Üslubu sertleşti, tavrı değişti.
Belli ki futbolun her geçen yıl biraz daha sertleşen iklimi, Galatasaray Kulübü içindeki “Şahin”lerin ve tribün baskısının sonucu Abdurrahim Albayrak da hızla “örnek yönetici” olmaktan uzaklaştı.
Buna rağmen Abdürrahim Albayrak’a gelene kadar sporda şiddeti teşvikten ceza yiyecek onlarca insan var. Ama işin garip tarafı piyango geldi, Abdurrahim Albayrak’a vurdu.

İntihar pasları

Kendi takımında oynuyorlar mı?

Galatasaray Başkanı Mustafa Cengiz, Şener’i, Adem Büyük’ü, Emre Mor’u milli takıma almadığı için Şenol Güneş’i gördüğünde serzenişte bulunacağını söyledi. Oysa bu üç futbolcunun milli takımda oynaması için, önce kendi takımlarında oynamaları gerekmiyor mu?

Trabzonspor darbe yedi

Trabzonspor’a büyük geçmiş olsun. Türk futbolunun büyük umudu Abdülkadir Ömür’e, Ekuban’a büyük geçmiş olsun. Her oyuncunun alternatifi olur ama Abdülkadir ile bu sezona çok iyi başlayan Ekuban’ın yeri dolmaz. Gerçekten Trabzonspor büyük darbe yedi. Bu iki değerli oyuncu çok ciddi şanssızlığa uğradı. Dileriz en kısa sürede dönerler. Ancaaak;
- Yusuf Yazıcı’nın eksildiği bir orta sahadan Abdülkadir Ömür de gidince bu alanın etkisi ciddi anlamda sarsıldı. Kaldı ki Abdülkadir Parmak da sanki hızla geriye gidiyor. Bu alanda ayakta kalan tek adam Sosa...
- İki bekte sorun yok. Novak’ın attığı üç kafa golünün asisti de Pereira’dan... Sağ bek asist yapıyor, sol bek atıyor, süper... Ancak stoperler eski güven ve rahatlığı vermiyor.
- Nwakeme, marke edilmesi gerçekten zor bir oyuncu... Ama tutulunca, Trabzonspor’un hücum gücü çok ciddi darbe yiyor.
- Sörloth sezona çok iyi başlamıştı. Ancak son maçlarda eski etkisini ve golcülüğünü yitiriyor gibi...
Trabzonspor sezon başının şampiyonluk yarışında en iddialı takımlarından biriydi. Ancak sakatlıklar ve kayıplar Trabzonspor’un saha içi gücüne ciddi darbe vurmuş gibi görünüyor.

 

Çare Burak ama!
Beşiktaş’ın saha içinde dengesi o kadar bozuk ki, bir Burak Yılmaz ile bu dengenin yerine oturacağını düşünmek fazla iyimserlik olur

Gazişehir-Beşiktaş maçını izlerken, Beşiktaş adına gerçekten üzüldüm. Abartısız belki de 10 gol yiyerek o sahadan ayrılabilirdi. Koca Beşiktaş bu... Yenilirsin ama bu kadar çaresiz kalmazsın. Gol yersin ama, iki golü taç atışından yemezsin. Yenilirsin ama “taç atışında rakibin tek ayağı yere basmıyordu” diye bahane aramazsın. Beşiktaş’ın sahada ayakları yere basmadıktan sonra, rakip oyuncunun ayağı yere bassa ne olur, basmasa ne olur.
- Türkiye’nin en iyi iki beki olarak kabul edilen Gökhan Gönül ve Caner Erkin’i ilk defa arkalarına bu kadar fazla adam kaçırırken gördüm. Belki de savunma anlamında kariyerlerinin en kötü maçını oynadılar.
- Gökhan ve Caner arkalarına bu kadar adam kaçırırken, önlerinde oynayan Diaby ve N’Koudou acaba yeteri kadar yardıma gelmediler mi?
- Vida gibi bir tecrübe daha 5. dakikada takımını bir eksik bırakıyor. Rakibine o hareketi yapmasan belki 1-0 geriye düşeceksin ama koca 85 dakika takımını bir eksik bırakmayacaksın. Bu hareketiyle takım hem 1-0 yenik duruma düştü, hem bir eksik kaldı.
- Orta sahaya mevcutlar içinde gözü kapalı Atiba ile Dorukhan’ı yazarım. Gerisi yalan-dolan... Olsalar da, olmasalar da zaten bir şey olmuyor.
- Hücumda kenar adamı olarak Lens var. Kenara ayrıca Diaby, Boyd, N’Koudou gibi oyuncuları aldın. Bu kadar kenar adamı alınacağına, bir golcü alınsa daha iyi olmaz mıydı?
- Çare elbette Burak Yılmaz... Ama Beşiktaş’ın saha içinde dengesi o kadar bozuk ki, bir Burak Yılmaz ile bu dengenin yerine oturacağını düşünmek fazla iyimserlik olur.

Beşiktaş ve adaylar

Beşiktaş’ta tüzük gereği başkan Fikret Orman’ın görevi bu dönem sonunda bitiyor. Bir daha aday olma şansı yok. Bunu kendisi de söylüyor. Seçime daha çok var ama Beşiktaş camiasında Ahmet Nur Çebi ile İsmail Ünal’ın adı başkanlık için çok ciddi konuşuluyor. Ancak son bir-iki gündür başkanlık konusunda çok ağır bir sürprizin ayak sesleri duyulmaya ve konuşulmaya başlandı.

Kıssadan hisse
Gazişehir-Beşiktaş maçından sonra Beyaz TV’de Sinan Engin’i dinliyordum. Beşiktaş’ı müthiş anlattı. Hele “Beşiktaş’ta Talisca yedek oturdu” ifadesi, kadronun nasıl değişime uğradığının çarpıcı bir örneğiydi. Bir konu ancak bu kadar kısa ve bu kadar etkili anlatılabilir.

Haftanın en iyisi G.Birliği

Bu haftanın “En”lerinden biri olarak değil, haftanın “En iyisi” olarak Gençlerbirliği takımı gözüme takıldı. Bütün maçları izlemeyi alışkanlık haline getiren çevreme sordum, herkes Gençlerbirliği konusunda birleşti.
Trabzonspor karşısında deplasmanda oynamasına, hatta pozisyonlar vermesine rağmen, özellikle ikinci yarıda oyuna egemen olan, futbolunu rakibe kabul ettiren Gençlerbirliği oldu. Sessegnon bütün oyunu kurdu. Candeias, orta sahadan hücuma çıkarken olağanüstü işler yaptı. Sio müthiş adam eksiltti. Bazen baskı yediler, buna rağmen tek topa gelişigüzel vurmadılar. Paslaşarak, oyunu kurarak hücuma çıktılar.
Maçı izleyenlere keyif verdiler. Teknik direktör Mustafa Kaplan geçen sezon Ankaragücü’nde iyi işler yapmıştı. Bu sezon da aynı iyi işleri Gençlerbirliği’nde yapacak gibi görünüyor.

HAFTANIN ÖNE ÇIKANLARI
Haftanın
takımı: G. Birliği, Malatya, Konya, Alanya, Gazişehir
Haftanın teknik direktörü: Mustafa Kaplan (G.Birliği), Sergen Yalçın (BY Malatya), Aykut Kocaman (Konya), Erol Bulut (Alanya), Sumudica (Gazişehir)
Haftanın futbolcusu: Emre Kılınç (Sivas), Oğuz, Twumasi (Gazişehir), Sessegnon, Candeias, Sio (G.Birliği), Cisse, Welinton, Bakasetas (Alanya), Miloseviç (Konya), Ömer Bayram (G.Saray), Poko (Göztepe), Chebake, Guilherme (BY Malatya)
Haftanın hakemi: Arda Kardeşler (Başakşehir - Sivas)

Haftanın golleri

1. Sessegnon (G.Birliği)
2. Edin Visca (Başakşehir)
3. Güray (Gazişehir)
4. Yatabare (Sivas)
5. Guilherme (Malatya)

Haftanın yıldızları

Başakşehir (HH) - Sivasspor (HHH)
G.Saray (HH) - K.Paşa (HH)
Gazişehir (HHH) - Beşiktaş (H)
Antalyaspor ( HH) - Kayseri (HH)
Ankaragücü (H) - Malatya (HHHH)
Rizespor (HH) - Göztepe (HH)
Denizlispor (H) - Konyaspor (HHH)
Trabzonspor(HH) - G.Birliği (HHHH)
Alanyaspor (HHH) - F.Bahçe (H)

 

Nevzat Dindar: "Sivasspor maçından sonra Fatih Terim bomba açıklamalar yapacak"

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber