11. HAFTA

İçinde bulunduğumuz yılın bu dönemi Premier Lig'de takım çalıştıran hocaların adeta kabusu olmuş durumda... Şu birkaç hafta bir an önce geçse de önümüzü görsek diyorlar... Bu tedirginliğin sebebi ise İngiltere'nin en üst liginde en çok teknik adam kıyımının yapıldığı zamanın içinde yer almamız...

Konuyla ilgili yapılan bir çalışmanın sonuçlarına göre, Premier Lig'in kurulduğu 1992 yılından bu yana, en çok Kasım ayında takımlar teknik direktörleri ile yollarını ayırmış. Elbette araştırma sezon sonu gibi 'doğal ayrılık' zamanlarını kapsamıyor. Bahse konu olan 'olağanüstü' durumlar yani sezon ortası aylar içerisinden söz ediliyor. Buna göre bu özel ligin tarihinde Kasım ayı içerisinde bugüne kadar 30 teknik adamın görevine son verilmiş... Bu rakam Aralık için 20, Eylül ve Ekim için 16'şar, Ocak ve Mart için 15'er olarak ortaya çıkıyor.

Dolayısıyla takımlarında beklenen gidişata sahip olmayan hocalar bu durumun farkındaymış ve bir nevi 'Kasım sıkıntısı' çekiyorlarmış. Son olarak geçtiğimiz yıl Queens Park Rangers'tan kovulan Mark Hughes ile görevine son verilen Chelsea Teknik Direktörü Roberto Di Matteo'nun her ikisinin de iş akdinin kasım ayında sonlandırılması bu tedirginliği artıran güncel örneklermiş. Bu örneklere 2011'de Steve Bruce'un Sunderland'den ve daha öncesinde Chris Hutchings'in Wigan'dan yine ay içinde gönderilmelerini ekleyebilir, şu an İngiltere Milli Takımı'nın başında bulunan Roy Hodgson'ın da vakti zamanıyla (1998-Blackburn) Kasım girdabından nasibini almış isimler arasında bulunduğunu belirtebiliriz.

Premier Lig'de 11. haftaya girerken konunun gündeme gelmesine neden olan iki kişi vardı. Bir tanesi Fulham Teknik Direktörü Martin Jol, diğeri Norwich City'nin başındaki Chris Hughton... Fulham deplasmanda Liverpool'a konuk oldu. Sezona iyi başlayan ve birçok oyuncusu oldukça formda olan Kırmızılar karşısında tutunmaları pek kolay değildi, öyle de oldu: Liverpool 4-0 kazandı!

Yirmi üçüncü dakikada Amorebieta'nın kendi kalesine attığı gol, az olan umutları iyice tüketti, Skrtel ve Suarez'in (2) golleri skoru belirledi. Hughton'ın Norwich'i ise sahasında West Ham United'ı yenmeyi başardı: 3-1. Hooper, Snodgrass ve Fer'in sayıları ile sonuca giden sarı yeşilli ekip puanını 11'e çıkararak haftayı 15. sırada tamamladı ve tehlike bölgesinden üç basamak yukarıda bir nebze soluklandı. Fulham ise 10 puanda sondan üçüncü sırada kaldı ve sıkıntısını sürdürdü.

* * *

Liverpool-Fulham maçında kaydettiği iki golle mücadelenin yıldızı olan Luis Suarez'in durumu hafta içersinde çok tartışılmış, 26 yaşındaki forvetin ba karşılaşmada forma giyip giymeyeceği son ana kadar belirsizliğini korumuştu. Bilindiği gibi golcü oyuncunun ülkesi, Ürdün ile Dünya Kupası'na katılabilmek adına play off maçları oynayacak. Bu maçların ilki için randevusu Çarşamba günü (13.11.2013) deplasmanda olan Uruguay Milli Takımı, hazırlıklar için cumadan Türkiye'ye geldi.

Aslında Suarez'in Cumartesi günü Anfield Road'da oynaması oldukça şüpheliydi. Çünkü FIFA kurallarına göre milli takım kafilesine katılması gerekiyordu. Bu kural oyuncunun milli maçın 4 gün öncesinde ekibe dahil olması zorunluluğunu getiriyor. Eğer Suarez'in durumundaki gibi kıta değiştirme söz konusuysa bir gün daha ilave edilerek 5 gün öncesinde kulübü tarafından salıverilmesini icap ettiriyor. Ancak Liverpool, Uruguay Futbol Federasyonu'nu ikna etti ve oyuncuyu aynı günün gecesine İstanbul'a yollayacağı taahhütüyle gerekli izni aldı, deneyimli forvet de Fulham maçına çıktı. Kulübü oyuncuyu maçın ardından özel uçakla Türkiye'ye gönderdi. Ürdün'deki maçın bir hafta sonrasında Montevideo'da rövanşa çıkacak olan Uruguay'da Suarez yaklaşık 10 bin millik bir dönüş yolculuğundan sonra gelecek hafta takımının Everton ile yapacağı Merseyside derbisinde sahaya çıkacak.

Kasım sıkıntısı

Cumartesi gecesi Yeşilköy'deki Polat Hotel'e gelişinde böyle görüntülenen Luis Suarez, pazar akşamı ise Lugano ve diğer takım arkadaşları ile birlikte televizyonda Fenerbahçe-Galatasaray maçını izledi.

United lige ısındı

Haftanın merakla beklenen buluşması Manchester United ile Arsenal arasındaydı. Arsene Wenger'in ekibi Old Trafford'a lider olarak geldi. Mesut Özil maçtan önce, "Çıkıp orada futbolumuzu sergileyeceğiz. Üzerimizde gerginlik yok. Oyundan keyif alacağız. Bu yüzden de kazanan biz olacağız" demişti. Belki keyif almış olabilirler ama kazanamadılar. 27. dakikada Rooney'nin kullandığı kornerden gelen topa Robin van Persie'nin vurduğu kafa karşılaşmanın tek golü olarak kayıtlara geçti. Bu gol iki hafta önce Stoke City'ye attıkları golün bir kopyası gibiydi. O golde ise korneri kullanan Van Persie kafayı vuran Wayne Rooney olmuştu, bu kez roller değişti.

Günümüz futbolunda duran topların ne kadar önemli olduğu hep söylenir durur. Büyük takımların bu gerçeğin farkında oluşları ve uygulamada bu durumu kendi avantajlarına kullanma yolları aradıklarının açık kanıtı olarak, Manchester United takımının duran top organizasyonları üzerindeki çalışmaları rahatlıkla gösterilebilir.

Arsenal son 12 maçta rakibine karşı sadece bir kez kazanmıştı, yine kazanamadılar. Birbiriyle 216 kez karşı karşıya gelen iki takımdan Manchester United'ın iki sezon önce yine kendi sahasında Arsenal'i 8-2 mağlup ettiği tarihi karşılaşma hafızalardaki yerini koruyor. Ancak United bu kez daha insaflı bir galibiyet aldı. Tabi Arsenal 2011'e göre daha güçlü bir Arsenal gibi görünüyor.

Bu maça lider olarak çıkmışlardı. Yenilgiye rağmen liderliklerini sürdürüyorlar. Puanları 25'te... Manchester yavaş yavaş tırmanıyor. Geçen hafta Fulham'ı yendiklerinde bu sezon ilk kez üst üste iki maç kazanmışlardı, şimdi üç yaptılar, puanları da 20 oldu. Zirveye yaklaşıyorlar. Forma girdiler. Sıradaki maçlarını oynayacakları Cardiff'in işi hiç kolay olamayacak. Milli arada hallice çalışmaları gerek.

Arsenal için ise dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta Londra ekibinin maçlarını oynama sıralaması: Yani sezon takvimi. İyi puanlar topladılar ve ligin zirvesindeler. Ancaak... Dış sahada kendilerini çok zorlayacak takımlarla oynamadılar. Örneğin şu ana kadarki iki önemli maçlarını Liverpool ve Tottenham ile yaptılar ve ikisinde de ev sahibi konumundaydılar. İlk kez dış sahada zorlayıcı bir maça çıktılar ve kaybettiler. Birkaç hafta sonra Manchester'a bir kez daha gelecekler. Bu kez mavi formalıların karşısına çıkacaklar. Evet, Mesut transferi büyük güç kattı. Ramsey, Giroud gibi oyuncuların formlarındaki artış takımı rayına oturttu. Ama onlar için asıl güç denemesi, kendilerini test edecekeri mücadeleler bundan sonra başlıyor.

* * *

Bir önceki hafta Newcastle United'a mağlup olan Chelsea, West Bromwich Albion ile karşılaştı. Önce Eto'o'nun fırsatçılığı ile öne geçen ancak sonra Long ve Sessegnon'un gollerine engel olamayan Londra ekibi sahasındaki müsabakada 1 puanı son dakikada gelen penaltı ile kurtardı. Hakem, Ramires'in yerde kaldığı pozisyonda beyaz noktayı çok kolay bir şekilde gösterirken topun başına gelen Hazard skoru 2-2 olarak ilan etti. Bu golün ardından, adalet terazisinin epey yamulduğunu hisseden konuk takım oyuncuları ile mavili futbolcular arasında saha içinde arbedeler yaşandı. West Brom Teknik Direktörü Steve Clarke karşılaşmanın ardından, "Berbat bir karardı. O pozisyona penaltı verdiğine inanamıyorum. Puanlarımız çalındı" açıklamasını yaptı.

Haftanın çekişmeli mücadelelerinden biri Swansea ile Stoke City arasında yaşanırken karşılaşma 3-3 sona erdi. Bir diğer beraberlik maçı da Crystal Palace-Everton arasında 0-0 sona eren karşılaşmaydı.

* * *

HAFTANIN KARMASI (4-4-2)

Tim Krul (Newcastle)

Chris Smalling (Manchester United)

Martin Skrtel (Liverpool)

Wes Brown (Sunderland)

Nathaniel Clyne (Southampton)

Jonny Howson (Norwich City)

Steven Gerrard (Liverpool)

Stephane Sessegnon (West Brom)

Adam Lallana (Southampton)

Luis Suarez (Liverpool)

Loic Remy (Newcastle)

HAFTANIN TAKIMI

Sunderland

Son sıralardan kurtulmaya çalışan Sunderland evinde şampiyonluk mücadelesi veren Manchester City'yi Bardsley'in golüyle yendi. Ligdeki ikinci galibiyetini alan Gus Poyet'in öğrencileri milli ara öncesinde soluklandı. Sunderland iki hafta önce de Newcastle United'ı mağlup etmişti.

HAFTANIN YILDIZLARI

Tim Krul (Newcastle) - Wes Brown (Sunderland)

Newcastle United deplasmanda Tottenham'ı Remy’nin tek golüyle geçerken kalesinde devleşen, üst üste başarılı kurtarışlar yapan Krul galibiyette büyük pay sahibi oldu. Sunderland'in Manchester City'yi yendiği maçta da Wes Brown savunmadaki gayretiyle öne çıktı.

HAFTANIN GOLÜ

Leandro Bacuna (Aston Villa)

Aston Villa Cardiff City'yi 2-0 ile geçti. Goller Bacuna ve geçtiğimiz yılın UEFA Avrupa Ligi gol kralı Kozak'tan geldi. 76. dakikaya kadar golsüz eşitlikle geçilen karşılaşmanın bu dakikasında Leandro Bacuna frikikten takımını öne geçirdi. Şık bir gole imza atan Hollandalı oyuncu belki de 0-0'a bağlanacak maçta kilidi açarak üç puanı getiren isim oldu. Southamptonlı Lallana'nın Hull defansını ipe dizerek attığı gol de haftanın bir diğer güzel golüydü.

HAFTANIN ÇALIŞTIRICISI

Mauricio Pochettino (Southampton)

Southampton Teknik Direktörü Mauricio Pochettino bu hafta yine takımını iyi hazırlamıştı. Sezonun sürpriz ekibi olan kırmızı beyazlılar Hull City'yi 4-1 mağlup ederek ligde 3. sıraya tırmandılar. Goller Schneiderlin, Lambert, Lallana ve Davis'ten geldi. Asılnda Pochettino için haftanın değil de 'ayın çalıştırıcısı' demek daha doğru olur. Zira Ekim değerlendirmesinde Premier Lig'de ayın teknik direktörü ödülüne layık görüldü. Bu ödülü alan ilk Arjantinli teknik adam oldu.

Kasım sıkıntısı

Sunderland-Manchester City karşılaşması başlamadan, seremonide, iki eski takım arkadaşı önce el sıkıştı. Sunderlandli Adam Johnson sonra hızını alamayarak Aguero'ya münasebetsiz bir harekette bulundu. 'Pandik' diye tabir ettiğimiz ve Türk Dil Kurumu sözlüğünde 'Elle sarkıntılık etmek' olarak tanımlanan bu hareket Arjantinli oyuncuyu kısa süreli bir şaşkınlığa itti. Johnson, belki de Premier Lig'de Ekim ayının en iyi oyuncusu seçilen arkadaşını kendince tebrik etti.