Lale devri bitti

Borç yiyenler kulübün kasasından yediler, kulüpleri batırdılar ve gittiler. Seyirci işine gelmese bile bunu anlamalı ve kabullenmeli... Artık hocalar mevcut kadrolardan alternatif yaratacaklar, yöneticiler adı-sanı ne olursa olsun “almak” için önce satacaklar. Hocalar altyapılara sarılacaklar.

Lale devri bitti

ŞANSAL BÜYÜKA İLE DOBRA DOBRA

Azerilerin bir deyimi var; söz konusu para olduğunda, kıymetini anlatmak için “Buldum bilemedim, bildim bulamadım” derler... Sanki bizim kulüpler için söylenmiş bir ifade bu...

Zamanında bol keseden borç harç harcadık, şimdi delikli kuruşa muhtaç kaldık. Artık yadsınamaz bir gerçek bu; kulüplerde para yok para... Kredileri yok, bankalardan borç alamıyorlar. Diyelim ki borcu aldılar, ödeme şansları yok. Piyasada eskisi gibi elini sallasan hemen bulacağın sponsor yok. Elbette taraftar transfer istiyor, hocalar transfer istiyor. Ama deniz bitti. Çok uzun yıllardan beri gelen sorumsuz harcamalar, ülkenin içinden geçtiği kritik durum, mevcut yönetimlerin elini kolunu bağladı. Beşiktaş Başkanı Fikret Orman’a sordum, “zor” dedi, Galatasaray’da Abdurrahim Albayrak’a sordum, “satmadan alamayız” diye dertlendi. Benzer şeyleri Fenerbahçe Başkanvekili Semih Özsoy da söyledi.

Üstelik bu kulüplerimizin her yıl için ödemek zorunda oldukları 200’er, 300’er , 400’er milyon lira faizler var. Anapara değil sadece faizler... Faiz ödemekte bile zorlanırken, yeni futbolculara ödenecek milyon euroları, dolarları nereden bulacaklar? UEFA’ya nasıl hesap verecekler?

Batırıp gittiler

Uçakları indirdiler, uçakları kaldırdılar, çileklerin üstüne kremaları sürdüler, olmayan parayı sınırsız harcadılar. “Borç yiyen kesesinden yer” diyeceğim ama o da olmadı. Borç yiyenler kulübün kasasından yediler, kulüpleri batırdılar ve gittiler. Seyirci işine gelmese bile bunu anlamalı ve kabullenmeli...

Artık hocalar mevcut kadrolardan alternatif yaratacaklar, yöneticiler adı-sanı ne olursa olsun “almak” için önce satacaklar. Hocalar altyapılara sarılacaklar.

Meşhur atasözüdür: Alışkanlıkların zincirleri önce duyulamayacak kadar hafif, sonra kırılamayacak kadar güçlü olur. Elbette bu yeni ve sıkıntılı süreci kabullenmek, alışkanlıkların zincirlerini kırmak zor olacak ama başka çare yok. Lale Devri bitti...

Kendi düşen ağlamaz

Bir araştırmadan okudum.
Bu yaz transfer döneminde çeşitli ülkelerin liglerinde kulüp başına düşen ortalama transfer harcamaları, İngiliz poundu olarak şöyle:
Premier Lig (İngiltere): 51 milyon, Serie A (İtalya): 46 milyon, La Liga (İspyanya): 31 milyon, Bundesliga (Almanya): 22 milyon, Ligue 1 (Fransa): 17 milyon, Süper Lig (Türkiye): 1.3 milyon... Kendi düşen ağlamaz... Başka sözüm yok.
Kazanırken kaybetmeyelim
Futbol seyircisi yeni gençleri kucaklamaya çok hazır... Yeter ki şans bulsunlar, yeter ki oynasınlar. İşte Fenerbahçeli Barış Alıcı... İki maçta seyircinin sevgilisi oldu. Ancak medyada manşetlere bakıyorum, sanki aşırı abartıyoruz gibi geliyor bana... Aman ölçüyü kaçırmayalım, yeni gençleri tam kazanıyoruz derken kaybetmeyelim.
Son yılların en iyisi...
Lig yeni başladı ya, formalara dikkat ettim, “Hangi takım ne giydi?” diye... Trabzonspor’un futbolu iyi olmasa da giydiği forması belki de son yılların en iyisiydi. Malatya’nın siyah üstüne gri ağırlıklı formasını da çok değişik bulduğumu ve beğendiğimi söylemeliyim.
Lale devri bitti
Kimi tuttu?

Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çaykur Rize-Kasımpaşa maçını izledi. Rize doğduğu şehir, Kasımpaşa yetiştiği ve hayata atıldığı semt... Kimden yana oldu, neler hissetti acaba? Son dakika golü ile Kasımpaşa galip gelmeyip maç berabere bitse, Sayın Cumhurbaşkanı için en iyi sonuç olurdu herhalde...
Helal olsun Kasımpaşa’ya
Ligin yakın tarihinde tanık olmadım. Kasımpaşa, deplasmanda Rize karşısında 74. dakikada 2-0 yenikken, 90. dakika sonunda 3-2 kazandı. Rize, “İş bitti” sanmanın faturasını ödedi, Kasımpaşa, “Son düdük çalmadan maç bitmez” anlayışının ödülünü kazandı. Helal olsun Kemal Özdeş ve futbolcularına...
İyi bir golcü yeter
İlk adım nasıl başlarsa, genellikle son adım öyle biter. Bakmayın siz “nasıl başladığına değil, nasıl bitirdiğine” dendiğine... Başakşehir, Adebayor’a alternatif iyi bir golcü bulsun, büyük ihtimal bu yarışı zirvede bitirir.
Süper Lig’in ilk haftası sonunda futbolunu en beğendiğim takım Başakşehir oldu. Her şeyden önce iki kenarda ligin tartışmasız en iyi adamları var. Adeta ekstra süper adamlar... Sağ kenarda Caiçara-Edin Visca, sol kanatta Clichy, önünde Elia... Elia yoksa ele avuca sığmayan Kerim Frei... Orta alanda oyunu kuranlarıyla, rakibi bozanlarıyla müthiş bir ekip... Emre, Gökhan, Mahmut, her geçen gün üstüne koyan İrfan Can, Soner Aydoğdu, Mossoro, Attamah.. Say sayabildiğin kadar...
Ancak, kocaman bir ancaaak... Adebayor yoksa, alternatif olarak Bajiç ciddi anlamda yetersiz... Başakşehir kenarlardan bu kadar çok gelip, bu kadar pozisyon yaratmasına rağmen golü zor buluyor. Skoru genellikle 1-0 gibi hep “bıçak sırtı” götürüyor. Başakşehir, transfer bitene kadar Adebayor’a alternatif olarak gole yakın bir santrfor bulursa, daha ilk haftadan şampiyonluğun en güçlü adayı olur.
Galatasaray henüz alışılmış hızını ve temposunu bulmuş değil... Fenerbahçe hızlı hücumla telaşlı oyunu karıştırıyor. Beşiktaş ilk haftada üç büyüklerin en iyisi olarak göründü ama “Bal yapmayan arı” gibi... Golcüsü yok. Trabzonspor’u gene bir açık, bir kapalı hava bekliyor. Yani ne uzayacak , ne kısalacak gibi... Abdülkadir, Yusuf gibi gençlere bakıyorsunuz, iyi başlamadılar. Kucka, Sosa gibi ustaları arıyorsunuz, ortada yoklar.
İlk adım nasıl başlarsa, genellikle son adım öyle biter. Bakmayın siz “nasıl başladığına değil, nasıl bitirdiğine” dendiğine... Başakşehir, Adebayor’a alternatif iyi bir golcü bulsun, büyük ihtimal bu yarışı zirvede bitirir.
Taraftar döndü ama...
Fenerbahçe seyircisi son yıllarda terk ettiği tribünlere Bursaspor maçıyla döndü. Ancak kabul edelim ki, seyircisinin istediği ve alıştığı futbol henüz dönmedi. Ama dün bir, bugün iki... Alışkanlıkları yıkmak kolay olmuyor.
Soran bile yok
Fatih Hoca, ilk lig maçında Gomis’i, Belhanda’yı, Feghouli’yi keserek “vazgeçilmez değilsiniz” dedi. Zaten Galatasaray Yönetimi müşteri bulsa, bu yüksek maliyetli futbolcuları hemen satacak. Ama soran bile yok. Eee, satmadan da alamıyorsun. Hem para yok, hem UEFA sopası var.
Gel de al!
Galatasaray 20 gün önce Alanyasporlu Emre Akbaba için kulübüne 3 milyon euro teklifte bulundu. Yani Türk parasıyla 15 milyon civarı... Sadece 20 gün geçti aradan... Eurodaki artış nedeniyle bu 3 milyon euro bugün 25 milyon civarına geldi. 20 günde 10 milyon lira fiyat artışı... Seyirci istiyor ama gel de bu şartlarda Emre Akbaba’yı al bakalım... Davulun sesi elbette uzaktan hoş geliyor da, siz bu işleri bir de yöneticilere sorun bakalım.
Sen bize lazımsın
Yaklaşık 15-20 gün sonra önce İsveç, sonra Rusya ile iki milli maç oynayacağız. Milli takımın son yıllardaki değişmez kalecisi Volkan Babacan henüz kaleyi alabilmiş değil... Bir Avrupa, bir lig maçı ikisinde de kulübede oturdu.
Volkan acaba geçen yıl son haftalarda oynanan Sivas maçında yediği hatalı gol sonucu belki de kaçan şampiyonluğun etkisi ve moral bozukluğu içinde mi acaba? Aman Volkan, sen bize lazımsın... Geç bunları...
Penaltı atacaklar iki defa düşünsün!
Erzurum kalecisi Hakan Cambaz geçen yıl TFF 1. Lig play-off finalinde 4 penaltı kurtararak Erzurumspor’un Süper Lig’e çıkmasını sağlamıştı. Ligin ilk haftasına da penaltı kurtararak başladı. Hakan Cambaz’a penaltı atacak oyuncular iki defa düşünsün, kalede cambaz gibi bir kaleci var.

Gabrial Jesus M.City ile 50 kez ağları havalandırdı!

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber