Levent Kalkan

Levent Kalkan

leventk@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Meğer milyonlarca futbolsever sahada olan biteni görememiş. Caner Erkin’in topu auta göndermesi aslında centilmenlik gösterisi değil, hülleymiş, şikeymiş... Hatta Caner’in, hakem Halis Özkahya’yı
taraftarların kucağına attığı için sarı kart görmesi gerekirmiş. Bu kadar çok pozisyona rağmen
derbinin berabere bitmesi de çok garipmiş

LEVENT KALKAN / SÜPER LİG PANORAMA

Komplo teorileri, masallar, senaryolar, şike göndermeleri, şaibe mesajları, ithamlar, çirkin imalar... İki yıl boyunca bunları dinledik, dinlediniz; okuduk, okudunuz. Ülkede tablo değişince son aylarda susmuşlardı, artık eskisi gibi ileri geri konuşmak olmazdı! Fakat ne olduysa Beşiktaş-Fenerbahçe derbisinden sonra, “tam zamanı şimdi” diyerek başlarını yeniden kumdan çıkardılar...
Oysa Caner Erkin’in yaptığı eşine çok az rastlanacak bir centilmenlik gösterisiydi. 88. dakikada 10 kişilik Beşiktaş’a frikikten golü atsa Fenerbahçe ligde bitime 4 hafta kala şampiyonluğunu ilan ederek, rekor kıracaktı. Frikiği kullanmak hakkıydı, çünkü rakibi bilmeden de olsa kuralı ihlal etmişti, kimse bir şey diyemezdi. Ama yapmadı, topu dışarı yuvarladı, Beşiktaş seyircisinden büyük bir alkış aldı. Üstelik bir hafta önce hem de aynı yerden Antalyaspor’a çok şık bir gol atmıştı...
Slaven Bilic derbiden sonra soyunma odasına giderek hem Caner’i hem meslektaşı Ersun Yanal’ı kutladı. Ebedi dostlarına canlı yayında ve basın toplantısında övgü yağdırdı. “Fenerbahçe bugün sadece iyi bir takım değil, aynı zamanda çok karakterli oyunculardan oluşan bir ekip olduğunu gösterdi...” dedi, yapılan centilmenlik için en içten teşekkürlerini iletti.
BÜTÜN DÜNYA ALKIŞLARDI
Örneğin Barcelona-Real Madrid maçının 88. dakikasında Messi veya Ronaldo aynı jesti yapsa bütün dünya ayakta alkışlardı. Kanada’dan, Avustralya’ya; Şili’den, Japonya’ya; Arjantin’den, Çin’e kadar bu centilmenlik gösterisi doğal olarak manşetlere taşınırdı.
Caner’in davranışı bizim medyamızda da hak ettiği karşılığı buldu ama bazıları için 88. dakikada yapılan asla jest falan değil, düpedüz hülleydi! Hatta çaktırmadan hatır şikesi yapılmıştı. Ama onların gözünden yine kaçmadı!
Türk medyasının en sevileni, en beğenileni (!) Caner’in topu auta göndermesi için, “hülle” dedi. “Şike” demek istediğini çok iyi bilen sağduyulu yorumcu üst üste 5 kez, “yuh” çekti, bizimki oralı bile olmadı, gülmeye devam etti!
Bir diğeri ise maçtaki pozisyon sayısı ile gol adedi arasında doğru orantı olmamasından şikayet etti köşesinde. Asla şike demedi, zaten hiç huyu değildi! “Bu kadar çok gol pozisyonu olan bir maçın 1-1 berabere bitmesi çok garip” diye yazdı.
Şike iması mı? Yok canım daha neler! Sadece bir tespit, üstün zeka ürünü bir analiz... Tabii yerseniz!
Semİh’e de sarı kart!
Üçüncü değerli yorumcu ise Caner’i ve bütün Fenerbahçe takımını, endirekt vuruş kararı veren hakem Halis Özkahya’yı, Beşiktaşlı taraftarların kucağına atmakla suçladı. Yani sarı-lacivertliler centilmenlik değil, küstahlık yapmıştı ama hiçbirimiz heyecandan olsa gerek bu acı gerçeği görememiştik!
Oysa Caner, kuralı bilmediği için kafasına kaldırdığı topu kalecisine veren meslektaşı Dany’yi cezalandırmak istememişti, hepsi bu kadar. Biz Caner’in sadece alkışlanması gerektiğini düşünüyorduk ama sarı kart görmesi gerektiğini okuyunca öğrendik! Daha önce derbi maçlarda centilmenlik yapanların sarı kartla cezalandırılmaları gerektiğini nereden bilebilirdik!
Cüneyt Çakır’ın, Galatasaray-Beşiktaş derbisinde Semih Kaya’ya sarı kart göstermeyi unuttuğunu da o anda anladık! TT Arena’daki derbide kendisini resmen taraftarların kucağına atan bir oyuncunun elini sıkarak teşekkür etmişti Çakır. Acı gerçek sonunda ortaya çıktığına göre ilk gördüğünüz yerde Semih’e hak ettiği sarı kartı çıkartırsınız artık!

Haberin Devamı

MANDIRALI KALMALI

Haberin Devamı

Doğru teşhis ve tedaviyle Trabzonspor’u ayağa kaldırmayı başaran genç teknik adama gelecek sezon için hak ettiği şans verilmeli. Mandıralı, takıma ilaç gibi gelen cesur uygulamalarıyla bu ağır görevin altından kalkabileceğini gösterdi

Haberin Devamı

Mustafa Akçay’ın göreve getirilmesiyle başlatılan “öze dönüş” projesinin devamıdır Hami Mandıralı. Akçay’ın yanında 20 hafta boyunca staj yapmış, ardından da görevi teslim almıştır.
Akçay döneminin en büyük krizi olarak görülen deplasman fobisi Hami Mandıralı idaresinde ortadan kalktı. Bordo-mavili takım, Mandıralı ile çıktığı 6 deplasmanda 2 galibiyet, 4 beraberlik alırken, hiç kaybetmedi. Mustafa Akçay dönemindeki 9 deplasman maçında ise 6 yenilgi, 2 beraberlik ve 1 beraberlik alınmıştı. Bu çok kötü tablonun en önemli sebebi olumlu sonuç vermeyen defansif kurguda ısrar edilmesiydi. UEFA Avrupa Ligi’ndeki tarihi başarıya rağmen deplasman karnesindeki kırıklar, Akçay’ı koltuğundan etti.
Hami Mandıralı kendi döneminin en yetenekli hücum oyuncularından biriydi ve aynı zamanda iyi bir profesyoneldi. Göreve gelir gelmez de Trabzonspor’a hücum futbolu ve profesyonellik aşıları yaptı adeta. Takım kısa sürede çok daha ofansif bir kimliğe büründü. Oyunun kalitesi ve hızı da yükseldi. Hami Mandıralı’nın hem sahada hem de saha dışında yıllardır disiplin kurallarını çiğneyen Zokora ve Colman’ı cesur bir hamleyle kadro dışı bırakması ise beklentilerin aksine takıma ilaç gibi geldi. Sahada takım için elinden geleni yapacak, saha dışında otoritesini sarsmayacak futbolcularla yola devam etmek istediğini her fırsatta dile getiren bordo-mavili hoca, Zokora-Colman hamlesiyle takıma da, “patron benim” mesajını net şekilde iletti. Trabzonspor’un 5-0 kazandığı Erciyesspor deplasmanındaki görüntüsü gelecek için gerçekten ümit vericiydi. Başta Yusuf olmak üzere 1461 Trabzon’dan gelen gençlerin katkısı her hafta artıyor. Olcan, Adrian ve Henrique’den oluşan hücum hattı son derece üretken ve çalışkan. Orta sahadaki Bourceanu kabuğunu kırdı, Zeki Yavru çok iyi bir orta saha oyuncusuna dönüşebileceğini kanıtladı, savunma da güven vermeye devam ediyor.
Özetle Trabzonspor uzun süre sonra yeniden ışık saçmaya başladı. Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu ve yönetim kurulu, görevine devam etmek için büyük bir istek gösteren Hami Mandıralı’ya gelecek sezon için bu şansı vermelidir. Sıkı bir kamp dönemi ve 2-3 isabetli takviyeyle her şey daha iyi olabilir.

CENTİLMENLİK DEĞİL ŞİKEYMİŞ

HAFTANIN İLK 11'İ:

CENTİLMENLİK DEĞİL ŞİKEYMİŞ

HAFTANIN?PORTRESİ - YUSUF?ERDOĞAN

TRABZONSPOR

Erciyes deplasmanında gövde gösterisi yapan Trabzonspor’un en etkili ismi olarak dikkatleri üzerine çekti. Henrique’ye sağ kanattan yaptığı asist nefisti, ardından attığı 2 şık golle yeteneklerini sergiledi, bordo-mavili takımın gelecekteki en büyük kozlarından biri olabileceğini de gösterdi.

HAFTANIN?HOCASI - UĞUR?TÜTÜNEKER

ÇAYKUR?RİZESPOR

Karadeniz ekibi, Kayserispor’un ardından Torku Konyaspor’u da mağlup etmeyi başararak, ligde tutunma yolunda büyük avantaj sağladı. Karabük karşısında 3 hafta önce alınan yenilgiden sonra tribünlerin ağır küfürlerine hedef olan Uğur Tütüneker de, haddini bilmeyenlere böylece sert bir yanıt yolladı.

HAFTANIN?TAKIMI - KASIMPAŞA

Galatasaray deplasmanında son yılların en büyük sürprizine imza attılar. Maçın hemen başında hem skor üstünlüğünü hem de sayısal avantajı ele geçirdiler, Türk Telekom Arena’da 4-0’lık tarihi bir galibeyete koşarak, UEFA Avrupa Ligi’ne katılma yolunda dönülmez görünen virajı güle oynaya geçtiler.

HAFTANIN?HAKEMİ - YUNUS?YILDIRIM

BURSASPOR-ELAZIĞ

Sivasspor-F.ahçe maçında Kadir’in yaptığı açık elle oynamayı Yunus Yıldırım ve çizgi hakemi Murat Türker haricinde bütün Türkiye görmüştü! Yıldırım geçmişteki hatalarından ders alarak yardımcılarını uyarmış olacak ki Bursa’da henüz 3. dakikada yine bir elle oynama için penaltıyı çaldı.

CENTİLMENLİK DEĞİL ŞİKEYMİŞ