Mesut Bakkal'ın; Welliton, Pedriel ve Nakoulma'yı ilk 11'de sahaya sürmesi ilk bakışta çılgınca gelse de doğruydu. Chedjou'suz, Hamit'siz, Melo'suz, Telles'siz ve Carole'suz yakaladığı Galatasaray'ı topyekün savunma yaparak değil, hücum ederek yenebileceğini düşünmüş olmalıydı...

Hamza Hamzaoğlu, Telles'in Inter'de, Carole'un tribünde olması nedeniyle beklendiği gibi sol bekte Olcan'a görev verdi, Melo'nun boşluğunu da Rodriguez'le doldurmaya çalıştı. Sezon başından beri takım savunmasında yaşanan zaaflar ilk bölümlerde yine dikkat çekti. Maç, TT Arena'da değil, Mersin'de oynanıyordu sanki. Galatasaray orta sahada rakibini karşılayan, Mersin ise gol arayan takım görüntüsündeydi...

Galatasaray biraz kıpırdanarak 25-30 arasında oyunun kontrolünü eline geçirir gibi oldu ancak Mersin'in orta sahada yaptığı etkili pres, sarı-kırmızılı oyuncuları yeniden geriye doğru itti ve oyun dengelendi. Olcan ilk yarıda Serkan tehdidi nedeniyle hücuma hiç çıkamadı. Rodriguez çalışkan ancak ofansif açıdan verimsiz, Selçuk ve Podolski de etkisizdi. Yeni sözleşme için yönetimle anlaşan Sneijder ise çok istekli bir görüntü verdi.

Mesut Bakkal'ın cesaret yüklü üçlü hücum denemeleri ikinci yarının hemen başında meyvesini verdi ve Welliton usta işi bir vuruşla, Galatasaray'ın sallanan savunmasına cezayı kesti. Bu gol maçı da bambaşka bir atmosfere soktu. Derin uykudan uyanan sarı-kırmızılı takım sadece bir dakika sonra Podolski ile skora denge getirdi.

Galatasaray 1-1'den sonra kısa süre de olsa oyunun kontrolünü eline geçirdi, Sneijder ve Burak'la iki net fırsat da buldu fakat Pedriel'in yakın mesafeden kafası kısa süreli bir kabusa neden oldu. Mesut Bakkal'ın, Pedriel-Güven ve Sadiku-Mehmet Taş değişiklikleri son derece yerindeydi. Murat Ceylan'ın harika pasında Khalili'nin karşı karşıya pozisyonda kaçırdığı pozisyon, Hamzaoğlu ve tribünlere derin bir "oh" çektirdi. Muslera'nın ayaklarıyla çıkardığı top da aynı cinstendi...

1-1'den hemen sonra bir hücum hamlesi yapması beklenen Hamza Hamzaoğlu nedendir bilinmez 83'e kadar oyunu izlemeyi tercih etti. Bitime uzatmalarla birlikte 10 dakika kala da Sinan Gümüş, Emre Çolak'ı sahaya sürerek, Podolski ile Rodriguez'i kenara aldı. Oysa geniş alan oyuncusu Sinan'ın yerine karambol golcüsü Umut'u tercih etse çok daha yerinde bir hamle olurdu. Hamza hoca hatasını anlayıp, Umut'u oyuna dahil ettiğinde dakikalar 90+1'i gösteriyordu!

Mesut Bakkal'ı takımına oynattığı cesur futbol ve fazlasıyla hak ettiği bir puan için tebrik etmeliyiz. Hamzaoğlu'nun ise taşları yerine oturtmak için daha yapacak çok işi ve ev ödevi olduğunu düşünüyoruz...