Fenerbahçe ve Galatasaray'ın hafta arası oynadıkları Avrupa kupası maçları derbi öncesi bize önemli veriler sundu. Fenerbahçe oyunu genelde kontrol eden taraf olmasına rağmen topla oynamada yüzde 49'a 51, toplam pas sayısında 354'e 385 Ajax'ın gerisinde kaldı. Galatasaray ise Benfica önünde topla oynamada yüzde 45'e 55, toplam pas sayısında 409'a 549 rakibine geçildi.

Buna karşılık gol pozisyonu sayısında Fenerbahçe 7'ye 1, Galatasaray ise 6'ya 4 rakiplerine üstünlük sağladı. Özetle iki takım da derbi öncesi oyundan çok maçı kazanmayı hedeflemişlerdi ve Türkiye için çok değerli galibiyetlere imza attılar... Bu tablo bize derbide taraflardan birinin oyuna hükmetmesinin zor olduğunu söylüyordu ve ilk yarım saat itibariyle öyle de oldu.

Evet, Fenerbahçe daha agresif ve kazanmayı daha çok isteyen bir görüntü veriyordu ama oyuna hükmetme konusunda yeterince başarılı değildi. Galatasaray ise ilk 15'teki bocalamayı atlattıktan sonra orta sahada pas yapmaya başladı. Fakat Gökhan ve Markovic'in, Sneijder ile Yasin'in pas yapmalarına izin vermemesi sarı-kırmızılıların en önemli hücum opsiyonunu işlevsiz kıldı.

Diego'nun beklenmeyen anda gelen golünde Gökhan bir kez daha Avrupa'nın en iyi hücum beklerinden biri olduğunu gözler önüne serdi. Muslera'nın yaptığı hata sonrası sarı-kırmızılı defansın bir anda dağılması ve orta sahaların oralarda hiç bulunmamaları ise takım savunmasında yaşanan sıkıntıyı en çarpıcı biçimde gösterdi.

Fenerbahçe'nin ikinci yarıyla birlikte topu Galatasaray'a bırarak kontratak düzenine dönmesi anlaşılır gibi değildi. Oysa ilk yarıdaki agresif baskı sonuç vermiş, sarı-lacivertli takım rakibini kalesine yaklaştırmamıştı. Pereira'nın öne geçtikleri deplasman maçlarında bu garip planı devreye soktuğunu daha önce de görmüştük ama derbide hiç beklemiyorduk...

Fenerbahçe ikinci yarı boyunca Kadıköy'de değil, TT Arena'da oynar gibiydi. Tedirgindi ve ikinci gol umutlarını sadece kontrataklara bağlamıştı. Evet bomboş pozisyondaki Markovic ikinciyi atsa derbi orada biterdi, ama olmadı Galatasaray topa sahip olup yüklendi, sarı-lacivertli tribünlerin beraberlik golünü yeme endişeleri her geçen dakika arttı.

Kötü giden maça ilk müdahalesini Fernandao ile yapan Pereira, Diego ile Meireles'i değiştirerek oyunu dengelemeye çalıştı fakat pozitif anlamda hiçbir şey yaşanmadı. Hatta sarı-kırmızılıların baskısı dozunu biraz daha artırdı ve "geliyorum" diye adeta bağıran gol, sahanın en kısalarından Olcan'ın kafasından geldi, derbi dengelendi.

Hamza Hamzaoğlu ve Galatasaray'ı ikinci yarıdaki oyun için tebrik etmek gerek. Ofansif anlamda son yıllardaki en başarılı 45'likti. Ama bu iyi oyunun en önemli sebebi sarı-lacivertli takımı yine dizginleyen Vitor Pereira'ydı. Fenerbahçe ikinci yarı 9 kişiyle savunma yapmayıp, ikinciyi atmak için cesaretle hücum etse bu büyük kaybı yaşamazdı.

Pereira'nın kredisini biraz daha tükettiğini düşünüyorum. Çünkü onun garip tercihleri yüzünden ikinci yarıda titreyen Galatasaraylılar değil, Fenerbahçe tribünleriydi...