Fenerbahçe'nin ilk 25 dakikada sadece bir kez gole yaklaşmasının temel sebebi, son dönemin en etkili ismi Nani'nin, Diego'ya dönüşmüş olmasıydı. Trabzonspor maçının yıldızı Nani sorumluluk alma ve atakları yönlendirme konusunda yeterince istekli davranmayınca sarı-lacivertliler tempoyu yükseltemedi. Volkan Şen'in yararlanamadığı pozisyon dışında ilk 25'te Gaziantep savunmasında gedik açmak mümkün olmadı.

Fenerbahçe'ye yarım saat dolmadan golü de kazandıran faktör ise Volkan Şen'in kulvar değiştirerek, Gökhan Gönül'le birlikte sağ kanadı savurmaya başlaması oldu. Volkan-Gökhan ikilisine Nani'nin de katılması maçı tamamen tek taraflı bir oyuna çevirdi. Kulüp kariyerinin 500. maçına çıkan Robin van Persie harika bir asistle süper stoper Kjaer'i golle buluştururken, Gaziantep'in, Koray'dan sonra en etkili hücum kozu Orkan'ı da sakatlığa kurban vermesi işin rengini büyük ölçüde belli etti.

İkinci yarıya özgüvenle başlayan ve kalesinde hiçbir tehdit görmeyen Fenerbahçe çok geçmeden ikinci golü de buldu. İlk devre çok net bir pozisyonu kaçıran Alper'in topla buluşturduğu Robin van Persie, Arsenal günlerini anımsatan bir golle farkı ikiye çıkardı, Mersin maçında kendisini ıslıklayan tribünlerle de barıştı. Hollandalı yıldızın kafa golü de usta işiydi, kalitesini bir kez daha gösterdi.

Robin van Persie'nin bu görkemli performansı akıllara ister istemez Mario Gomez'i getirdi. Pereira, Şenol Güneş'in, Gomez'e güvendiği gibi sezon başından itibaren Van Persie'de ısrar etseydi, Fenerbahçe'nin şampiyonluk iddiası çok daha güçlü olabilirdi.