Üç büyüğün oynadıkları maçlarda bir tek kabul edilemez hakem hatası var. Mehmet Demirkol

Üç büyüğün oynadıkları maçlarda bir tek kabul edilemez hakem hatası var. O da Edu’ya çıkmayan kırmızı kart... Ben o kartın da hafifletici sebepler nedeniyle çıkmayabileceğini düşünüyorum. Brezilyalı’nın topu atmak üzereyken son anda yaptığı işin farkına varması o topun hakemin suratında patlamak yerine yardımcının omzuna gelmesi gibi, hakem de son anda karar değiştirip ihraçtan vazgeçti. Tıpkı Olympiakos maçında Lincoln’ün hakemden sarı kart isterken son anda durumu fark edip vazgeçmesi gibi. İspanyol hakem de sadece sert bir uyarıyla bırakıp, Lincoln’ü oyundan atmadı. Aynı şey... Ha! Kırmızı çıksa ne denebilir? Ya da Bursalı bir oyuncu bunu yapsa ne olur? Bakın bu başka. Ama itiraz edenler Bursa’nın hakları için itiraz etmiyor ki, diğer büyük için ediyor. Ki, asıl sorun da bu!
Baros’un eliyle aldığı top, doğrusu koluyla dokunduğu top kabak gibi ortada gibi durmasına rağmen gözden kaçabilir. Çünkü top yön değiştirmiyor, yavaşlamıyor bile. Ya da bizim gördüğümüz 3 kamera açısından benim gördüğüm bu. Hakem Baros’un elini uzattığını, ama dokunmadığını düşünmüş olmalı. Ya da açısını düşünün... ‘Kolunu ne yapsın adam’ rezil klişesiyle görmüş ve dokunmadığına hükmetmiş olabilir. Topa bakın! Yön değiştirmiyor, hızı değişmiyor.
Üçüncü golde Youla 70 santim kadar önde çıkıyor bilgisayar programına göre. Ama pasın ne zaman verildiğini tespit eden bir program yok. Topa ayağınızla bir pas vuruşu yaparken ayağın toptan ayrılması 30-40 santimlik bir mesafede sürebilir. TV’de gördüğünüz o çizgi hangi andan itibaren konuyor oraya? Ayak topa dokunduğu an mı? Top ayaktan ayrıldığında mı? Pası veren ayak 40 santim ilerlerken, kaçan topçu ne kadar mesafe alır? Hakem o sırada şiddetle koşarken 90 derece açıyla kafasını soluna çevirip, pozisyonu kılpayı çözmek zorunda. Bir deneyin bunu. Tavsiye ederim. Peki futboldan geldikleri için övünen hakem hocaları bu fiziki gerçekliği nasıl açıklayacaklar?
Alex’in penaltı pozisyonu takdir hakkıdır ve hakem inanmamış olabilir. Bence sarı karta gerek yok, hakeme göre var. Kim karar verecek doğrunun hangisi olduğuna, eski hakem hocalarının maçtan bir gün sonra söyledikleri bile birbirini tutmuyor ki... Ve neden sahada bir hakem var ve ona takdir hakkı verilmiş sanıyorsunuz ki!

Edu’ya ses yok
İkinci Eskişehir golüne ofsayt kararı gelse ortalık birbirine girerdi. Gol kararı çıktı durum aynı. Alex’in pozisyonuna penaltı çalınsa yine kavga gürültü olacaktı. Çalınmadı, durum aynı. Bağırıp çağıranlar da son 15 yılda şampiyonlukların yüzde 90’ını kazanan iki kulüp. Hakları yenmese ne olacak kim bilir?
Metalist maçında 1 metre ofsayttan golü cebe indirirken sorun yok. Lincoln, Trabzon maçında 50 saniye sonra atıldı diye kıyım var. Olympiakos maçında atılmayınca ses yok. Avrupa Şampiyonası’nda Volkan’ın oyundan atılmasına bile itiraz edebiliyoruz öte yandan. Hem de hakemin karttan sonra rakibin kalemize gelmesine açık bir şekilde engel olduğunu uzatmaları oynatamadan maçı bitirdiğini bilerek yapıyoruz bunu. Panionios maçındaki ofsayt gole ses yok, Steau maçındakinde feryat.
Alex’e penaltı vermeyince rezalet, Edu atılmayınca ses yok. Baros elle atınca sorun yok, Youla ofsaytta atınca felaket.
Aslında hepsi bir kenara son yıllarda en çok konuşulan pozisyon bile anlatıyor akıl dışı yaklaşımları: Konya’da Anelka’dan bahsediyorum. Şimdi kime sorsanız ‘Anelka’nın eli’ sloganıyla anlatır olayı. Halbuki Anelka eliyle hiç dokunmadı topa. Oradaki kusur kaleciye yaptığı korkunç faüldü. Ama sloganlar ve partizanlıkla olaya yaklaşınca “Anelka’nın eli” kaldı ismi. Temiz eler, Temiz lig vs.

Yerlerde süründürüyor
Bugün hakem olmak delilik. Aklı başında adam hakem olmaz. Ve olmuyorsa bunun sorumlusu da bu ortamdır.
Pozisyonu eleştirmek, doğru kararı, yanlış kararı ayırt etmekte bir sakınca yok. TV’lerde de bu yapılabilir. Mesele sonunda verilen yargılarda. Zekaları, adamlıkları, kişilikleri kalmıyor kimsenin. Yerlerde süründürüyor ve sonra biz de sürünüyoruz.
Hepsi Dünya Kupası Finali yönetmiş hakemlerimiz, hepsi Şampiyonlar Ligi finalleri oynamış eski futbolcularımız yapıyor bunu.
Sonra da neden iyi hakem çıkmıyor, neden Avrupa’da maç yöneten hakem yok diye soruyoruz.
Bırakıyor muyuz ki!

Beşiktaş’ı bekleyen tehlike
Denizli’nin, Fenerbahçe’de uyguladığı sistemin aynısını bugün Beşiktaş’ta da kullandığını görüyoruz. Aradan geçen 7 yılda Denizli’nin doğruları değişmemiş. Hücum yönünde hızla rakip kaleye gitmeyi amaçlayan bir takım var. Ama kontrol oyunu yok. Bu çok önemli değil zamanla oturur. Ancak oyunun savunma yönünde kullanılan model bugünün oyunu değil. Denizli bizim net bir dizilişimiz olmayacak derken söylemek istediği cuma akşamı çok net olarak görüldü. Sivok forvet arkasına yapışıyor, Toraman da santrfora. Zapo’ysa serbest. Sivas tek santrforla oynadığı için Beşiktaş 4’lü savunmayla oynadı. Tum Mehmet Yıldız’ın yanına girse Sivok onu takip ettiği için bu sefer 3’lü savunmaya döneceklerdi. Bu adam adamayı kaleden bu kadar uzakta bile uygulayan takımlar için risk büyüktür. Orta sahadan çıkacak adamları kontrol etmek zorlaşır alan ve yer kayıpları doğar.
Bu durum şunu anlatıyor: Beşiktaş 2 ya da 3 santrforlu ya da orta sahasında forvet özellikli çok oyuncu olan takımlara karşı özellikle evinde sıkıntı yaşayacak.