Batuhan Karadeniz size göre 'En'ler arasında olamaz mı? Böyle düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz.

Benim ‘En’lerimEn ‘sorun’lu Batuhan Karadeniz

Daha önce sorunlu yıldızlarımız olmuştu. At yarışı meraklıları, kumar severler, gece kuşları, hız düşkünleri vs.
Ancak Batuhan kadar geniş bir yelpazede sorun çıkaran bir oyuncuya herhalde ne biz ne de dünya yüzündeki başka bir ligde kolay kolay rastlanmaz. Batuhan her hafta yeni bir yüzüyle karşımıza çıkıyor. ‘Kırmızı ışıkta geçerim’ abiden, gollük pası vermeyip ‘kral yapmayacaksın kral olacaksın’a kadar. Maçtan önce gece sabah 3’de şehrin en kalabalık gece kulübünde rahatça dolaşmalar. Milli maçta penaltıyı atacağı yeri gösterip gerçekten oraya atıp kaçırmalar. Rakip savunmanın ayağını kırma yoluyla markajdan kurtulmalara kadar.
Batuhan’la ilginç gerçek ise her hafta başka bir yönüyle karşımıza çıkması ve fakat hiç şaşırmamamız. Ve ne olursa olsun sempatik kalabilmesi (yoksa sadece bana mı öyle geliyor).
Onun için çıkış yolu tıpkı Burak Yılmaz ve Engin’de olduğu gibi Şenol Güneş tedrisatı olabilir! Çok geçmeden, çok geç olmadan...

En çok gelişme kaydedeni Olcan Adın

Fenerbahçe ve 20 yaş altı milli takımda orta sahanın ortasında görev yapıyordu daha çok. Yüksek teknikle ama yürüyerek oynayan eski devir yıldızlarına öykünür gibiydi. Geçen yıl Couceiro onu solbekte oynattığında hayretler içinde kalmış, itiraf edeyim bu durumla dalga dahi geçmiştim. Bizim kolay kolay anlayamadığımız bir şeyi, değişimi ve gelişimi istiyordu Portekizli ondan...
Bu yıl bunun karşılığını Olcan’ın durmak bilmeyen gidiş gelişlerinde görebiliyoruz. Bütün bir kanadı çok iyi kullanıyor. Temposu düşmüyor, şahane ortalar yapıyor ve gol bölgesinde nerede duracağını iyi biliyor.
O eski tarzla işlerin yürümeyeceğine ikna olması güzel. Ligin en çok gelişme kaydeden oyuncularından biri, hatta birincisi.

Nihayeti Burak Yılmaz
Burak Yılmaz genç yaşına rağmen 3. büyük kulübünde. Ancak bu kez hem Şenol Güneş’in tedrisatının hem de oynadığı mevkinin avantajını yaşıyor. Ondan salt bir sağ kanat oyuncusu olarak yararlanmak mümkün değil. Parladığı genç yaşında santrfor arkası ya da arkadaki hücumcuydu. Şimdi ne tam sağ kanatta ne de bu pozisyonda ama işi sadece hücum. Bu özgürlük ona tanındığında ilk kez Süper Lig’de kendisini gösterdi.
Hâlâ potansiyelinin %50’sinde olduğunu düşünmekle birlikte rampaya girmiş olması güzel. Artık kendisini daha az yere atıyor. Topa sahip olmadan doğru kararları veriyor. Gereksiz ve sonu olmayan çalımlara girmiyor, topa vurması gerektiği zamanı daha iyi planlıyor. Bu yolda devam edebilirse ligin en iyisi olabilir. Hatta daha fazlası.

En büyük kaybı Florin Cernat
Çok erken ve kötü sakatlandı. Sadece büyüklerin maçlarının değil diğerlerinin de naklen yayınlanması gerekliliğinin en güzel kanıtı oydu. İkinci ligden gelişmiş bir ekibe kendi çağında bir yıldız olarak geldi. Ve bize uyum sorunu ya da zamanı denen şeyin bazıları için hiç varolmadığını gösterdi. Müthiş bir taktik bilgisi ve oyun görüşü var. Ve iki ayağını da harika kullanıyor.

Sürprizi Yücel İldiz
Ligin en yaşlı hocası Şenol Güneş’ten sadece 1 yaş küçük, ama Süper Lig’in en genç yerli hocası Yücel İldiz. Malatyaspor ve Orduspor’da tabii son olarak da Karabük’te alt liglerde başarılı olmuştu. Ancak onunla Süper Lig’de yer alma cesareti ülkenin en cesur şehri Karabük gösterdi. İlk yılında hem böyle cesur bir futbol oynayıp hem de ligde bu sırada olabileceklerini herhalde kimse öngörmemiştir. Kırmızı kart görmeden bir evreyi tamamladılar. Sakatlamadılar, sakatlandılar. Ligin en çok konuşulan yabancı oyuncusu Emenike’yi ikinci ligden çıkarıp Süper Lig’in de ötesine taşıdılar. İlk yarının büyük ve güzel sürprizi Yücel İldiz...

Hayal kırıklığı Bucaspor
Galatasaray’dan çok Bucaspor... Ülkenin örnek gösterilen altyapılarından birine sahip olmalarına ve bu sayede İzmir’in devlerinden önce Süper Lig’e çıkmalarına rağmen kendi varlıklarına ihanet etmeleri üzücü oldu. Tamamen transfere dayalı bir yollla problem yaşadılar. Umarım saplantı derecesinde genç oyunculara ilgi gösteren Samet Aybaba’yla eskiye dönerler.

Parlayanı Serdar Kesimal
Hani bir anda Premier League’in en iyi takımlarından birinde bir genç adam bitiverir ya! Serdar da bende aynı izlenimi uyandırıyor. Sert, pozisyon bilgisi iyi ama asıl önemlisi gelişmeye açık. Zaman zaman sertlik dozunu kaçırsa da daha 21 yaşında olduğunu unutmamak lazım. Bu ligin gördüğü en santrforlardan birinin hocası olması da büyük bir avantaj onun için. Bir teknik adamın tam karşı pozisyonunda oynamak iyidir. Serdar’ın bu gelişimle 2 yıl içinde en iyilerden biri olması işten değil.

En yazığı Semih Şentürk
Her zamanki gibi Semih. Ülkenin bir numaralı santrforunun, ülkenin en çok santrfor transferi yapan takımının 10 yıldır yedeği oluşu Real Madrid için bile lükstür. Genç Semih artık 27 yaşında. Durumu ilginç ya da komik olmanın dışında artık. Bayağı yazık, bayağı acıklı. Fenerbahçe ligde 10 puan önde Şampiyonlar Ligi’nde Mart’a kalmış olsa anlaşılır da takımın durumu da o değil. Üstüne takımın hocası son yerli santrfor efsanesi. Ama Semih yine de 7 gol, 4 asistle ayakta.
O sanki bırakılamayacak kadar değerli, oynatılamayacak kadar yetersiz görülmekten kurtulmadan tamamlayacak kariyerini.