Tempoyu düşürmeden, arayarak, disiplin ve iştahla oynadılar. Maçın en heyecan verici tarafı buydu...

Tempoyu düşürmeden, arayarak, disiplin ve iştahla oynadılar. Maçın hemen başında kazanılan oyunun, dolu tribünler açısından en heyecan verici tarafı buydu

Maçın fotoğrafı 72. dakikada Emre’nin ikinci hat-trick şansını kaçırması üzerine boynuna taktığı balıkçı yakayı çıkarıp atması. Buffon’la mı Totti’yle mi başladı bu moda bilmiyorum? Neden olduğunu da çok bilmiyorum ya gerçi! Önce Volkan Demirel ardından Arda’yla yerleşti memlekete.
Emre oyuna girer girmez attığı penaltı ve üzerine serbest vuruş golü sonrası gösterinin hakkını vermek yerine “topun hakkını vereyim” diyerek attı boğazındaki balıkçı sargısını sanki. Verdi de. Güzeldi fotoğraf, masumdu. Bu oyun zaten yeterince şov içeriyor. Fazla aksesuara gerek yok der gibi! Sonuçta genç bir adam daha selamlandı tribünleri dolu Ali Sami Yen’de.
Onun iki golüne Barış ve Caner’in eşlik edişine bakmalı. Rijkaard’ı beğenmeyebilirsiniz. Kabul edebilirim. Ama özellikle gençler arasında yarattığı heyecanı yadsıyamazsınız. Böyle bir golcü listesi başka yerde kolay çıkmıyor. Rijkaard hiçbir şey yapmadıysa da bu yeter. Hemen aceleyle Galatasaray gençleşiyor diyemeyiz belki ama aşağıyı tarıyor demek mümkün. Dün maçın hemen başında kazanılan oyunun dolu tribünler açısından en heyecan verici tarafı da buydu. Bu heyecanla tempoyu düşürmeden, arayarak, disiplin ve iştahla oynadılar.
Belediye için çok fazla bir şey söylememek lazım. Denizli ne oynuyor ki Belediye ne oynasın! demek yeter aslında. Ama bir takımın ligi, ederi ne olursa olsun temel futbol bilgi ve organizasyonu belli bir seviyede olmalı. Fark oyun süratinde ve oyuncu yeteneklerinde meydana çıkmalı. Türkiye’de böyle olmuyor...
Yukarıda uluslararası seviye ve organizasyonla oynamaya çalışanlar aşağıda tamamen yerel olanlar var. Problem bu olduğu için büyük takıma gelen oyuncuya yeniden temel eğitim vermek gerekiyor.