Evinde fırtına gibi esenler dışarıda hep perişan olmadı mı? Peki ya bugünkü 180 derece farklı durum?

Fenerbahçe ve Galatasaray’ın ligde bu kadar bunalmışken Avrupa’da zirvede oluşunu nasıl açıklayabiliriz? Çoğumuzun gerçek sahne olarak gördüğü Avrupa’da tarihlerinin en parlak dönemlerinden birini yaşarken ligde böyle ablukaya alınmış olmak nasıl izah edilebilir?
Düne kadar her başarılı büyük için birbirimize “Bu takım lige yeter de peki ya Avrupa” diyen bizler bu durumu nasıl açıklayacağız? (Gerçekten de yetmiyordu) .
Bunun üzerine tonla espri üretmedik mi ‘Annenizin ligi’ bu dengesizlik üzerine çıkmış bir latife değil mi? Evinde fırtına gibi esenler dışarıda hep perişan olmadı mı?
Peki ya bugünkü 180 derece farklı durum?
Gerçek şu ki; bugün tezat kendi tezadını yarattı. Artık Avrupa’da standart üstü, ama ligde sıkıntılı büyüklerimiz var.
Fenerbahçe bunalımın göbeğindeyken Hollanda Lig liderini hem de deplasmanda deviriyor. Elimizdeki istatistikler bizi yanıltmıyorsa, Hollanda’da maç kazanan ilk takım onlar. Halbuki bir hafta önce içeride bir hafta sonra dışarıda ligde perişan.
Galatasaray, Yunanistan’ın marka takımı Panathinaikos’u içeride dışarıda, hemen hiç zorlanmadan deviriyor diğer taraftan. Onun da perişanlık katsayısı yakın. Ve ikisi de gruplarında lider.
Tamam! Europa Lig’e Avrupa’nın ikinci ligi demek mümkün. Hele de bugünkü formatıyla. Şampiyonlar Ligi’nden gelecek katılımla play-out şekline büründüğünde kuşkusuz değeri artacak. O zaman biz de takımlarımızın (umuyorum Beşiktaş’ın da) değerini ve seviyesini daha net görebileceğiz.
Tamam olmasına da...
Fenerbahçe ya da Galatasaray’ın Avrupa’da karşılaştığı takımlar 8 eksikli Belediye’den ya da forvetlerini kaybettiği için Almanya 4. Ligi’nden dün gelmiş Adem’e yük bindiren Es Es’ten daha mı geride?
Asla değil!
Hemen söyleyeyim bu durumu açıklamak için sarf edilen ‘Büyükler Avrupa’da başka türlü oynuyorlar’ fikri doğru değildir.
Doğru olan şu: Avrupa’daki rakipler başka oynuyor.
Bu açıdan Rıza Çalımbay’ın, Fenerbahçe zaferi sonrası yaptığı açıklamayı doğru okumak gerekir: ‘Fenerbahçe kötü değildi. Biz onları oynatmadık’
Rıza Çalımbay kendi takımını yüceltmek için boş konuşmuyor. Tam da tartışmanın göbeğine parmağını basıyor.
Türkiye’de futbol bir oynama meselesi değildir. Oynatmama işidir. Ve ekolü bunun üzerine kurmak gerekir.
Ligde bugün var olan durum 2000 ruhunun hâlâ yaşıyor oluşundan kaynaklanıyor. Terim’in Galatasaray’ı, Güneş’in milli takımının oyun mantalitesi Anadolu’da güçlü bir şekilde yaşamaya devam ediyor.
Bizi o zaman başarıya götüren bugün de Anadolıu’da anlamadığımız bir tablo yaratan akımın adı “Kaos futbolu”dur. Önceliği rakibi bozmaya artanlardan hızlı üretim yapmaya dayalı bir oyun bu. Gole giden pas sayısı ortalamasının 3-4 arasında seyrettiği bugünün futboluna vurulmuş bir Türk damgası. Bu Terim’in kariyerindeki erken dönemdeki başarısı. Ersun Yanal da Anadolu’da bunu yaptığı için sivrildi.
Bugün Avrupa’da başarılı olup ligde yavaş yavaş bozulan Ama özellikle Galatasaray ve Fenerbahçe’nin temel sıkıntısı bu oyuna cevap verememeleri...
1-İkisi de pas oyunu oynamaya çalışıyorlar.
2-Avrupa’da kontrol futbolu oynayan takımlara karşı bunu yapıyorlar.
3-Ligde karşılaştıkları kaos futbolunu aşacak oyun süratine ulaşamadıkları için kırılganlaşıyor.
4-Galatasaray’daki sinir hali bundan.
5-Fenerbahçe’deyse yabancı yoğun bir takım olduğundaki yılgınlık da. Emre, Selçuk, Gökhan gibi yerlilerde de Galatasaray’daki sinir halini görmek mümkün.
Bana kalırsa mesele sadece budur. Zico’nun takımının Şampiyonlar Ligi çeyrek finali oynarken ligden düşmesi de bundandı. Bugünkü durum da sadece bu!
Yani meselemiz ne yerli yabancı meselesi, ne Avrupa Türkiye! Mesele ekolün neyin üzerine kurulacağıdır.
Bugün ligde verilen mücadele de bu. Bakalım kim kazanacak?
Kim kazanırsa kazansın benim oyum her zaman kaos futboluna.
Çünkü dedim ya, Türkiye’de futbol bir oynama meselesi değildir. Oynatmama işidir.

Kaos futbolu yeniden

2012’yi seyredenler için
Filmi herkes seyretsin diye bekledim. Sanırım artık seyreden seyretmiştir. Hâlâ seyretmemiş olanlar için sürprizi de bozmamayım. Ama aklıma takıldı, mümkün olduğunca kapalı bir şekilde sorayım.
Yazan oldu mu bilmiyorum. Kaçırmış olabilirim, kusura bakılmasın.
Bu filmin finali, kalbi, her şeyi, neden Türkiye’de değil de Çin’de geçiyor, anlayabilmiş değilim. Türkiye’yi tanıtma fonunu akıtacak bundan daha iyi bir mecra olur mu? Ermeni lobisi varsa, bizim akıttığımız onca lobi gideri neye yarıyor?
Gerçekten anlayabilmiş değilim. Doğu Beyazıt doğuda ve gözlerden ırak anladım. Ama bu kadar da değil canım!

Atatürk takım tutmazdı
Atatürk’ün Galatasaray Lisesi’ni, Fenerbahçe ve Beşiktaş Kulüpleri’ni ziyaret etmesi, Kızılay’ı ziyaret etmesinden farklı değildir. Vefa Lisesi için “Vefalılık Türklük şiarındandır” dediği de rivayet edilir. Vefasporlu mudur?
Bunları artık bırakalım. Rica ediyorum.
Her kulüp kendisini tuttuğunu iddia ettikçe durumun ne hale geldiğinin farkında mısınız?
En yakınınızdaki tarihçiye sorun. Ben her gördüğümde sorarım. Aldığımı cevap hep aynıdır.
Atatürk’ün futbolla ilgilendiğine dairi bir bulgu yoktur.
Niyet iyi olsa da, Atatürk’ü bu tip bir yalan dünyasının içine çekmek iyi değildir.